Reklamı Kapat

Topluluktan topluma

Sayısı on, yüz veya bin vb. olan bir insan topluluğu tasavvur edelim. Sayı veya miktar, bu topluluğu meydana getiren bireylerin nicelik olarak belirlenmesinde başvuracağımız bir ölçüdür. Elbette bu nicelik ölçüsü o topluluğu oluşturan bireylerin sayımı hakkında bilgi edinmemizi, dolayısıyla onları tanımamızı sağlar. Ama o topluluk hakkında başka tür bilgi edinmemizde de başvurma gereği duyarız. Sözgelimi, topluluğu oluşturan bireylerin erkek mi kadın mı, çocuk mu genç mi, olgun mu yaşlı mı olduklarını yine nicel ölçüyü kullanarak tespit ederiz.

Topluluğu oluşturan bireyler canlı varlıklardır ve kendilerine ait bir hayatları vardır. Dolayısıyla hayatlarını sürdürmeleri, yaşamaları için hareket ederler, faaliyette veya etkinlikte bulunurlar. Hareketleri, faaliyetleri bir güdüye, bir nedene dayanır ve amaca yöneliktir. Genel olarak bunu “ihtiyaç” kavramı altında ifade edebiliriz. Bu da bizi bir başka ölçüye vardırır. Ancak “ihtiyaç” kavramı içine birbirinden farklı, birbiriyle uyuşmayan, hatta birbirine karşıt olan güdüler, faaliyetler veya etkinlikler dâhil edilmektedir. Bunları belirgin hale getirmek için tasnif etme gereği duyarız. Mesela maddi ihtiyaçlar, maddi olmayan veya manevi ihtiyaçlar ayrımı yaparız. Bu ayrımı yaparken, aynı zamanda bunları hem kendi içlerinde, hem de karşılıklı bir nitelendirmeye tabi tutarak, öncelikli, önceliksiz, birincil (asli), ikincil (tali) ve daha farklı bir sıralamaya başvururuz.

Topluluk denilen birim veya kategori, nihayet hareketleri, faaliyetleri veya etkinlikleri itibariyle hem birbirine yakınlığı, hem de sınırlılığı ifade eder. Alman sosyologu Tönnies, bu durumun farklılığını belirtmek üzere “cemaat” ve “cemiyet” kavram ve ayrımını önermiştir. Dolayısıyla bu iki insan kurumunun ihtiyaçları, faaliyetleri ve etkinlikleri, kısaca ilişkileri, meydana getirdikleri kültürleri, değerleri, kurumları vb. farklı mahiyet ve nitelik gösterirler. Sözgelimi cemaat biriminde temel, geçerli ve vazgeçilmez olan ilişkiler, kurumlar, kültürler, değerler; cemiyet biriminde yetersiz, yerine göre engelleyici, sınırlı, hatta yetersiz nitelikte kalırlar.

Gerek topluluk, gerekse toplum birimleri bakımından bir başka nitelik teşkilatlanma, örgütlenmedir. Topluluk veya toplum birimleri olsun, sosyoloji bakımından, belki de en belirgin nitelikleri örgütlenmedir. Bunun temelinde insan doğasında var olan yetersizliktir. Çünkü tek başına bir insan bireyi, başka bireylerin ilişkilerine başvurmadan hayatını sürdürememektedir, ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Yumurtadan çıkan balık veya ördek yavrusu suda hemen yüzmeye başlarken, insan yavrusu anne-babanın yardımına, korumasına, beslemesine kesinlikle muhtaçtır, bağımlıdır. Bu durumdan hareketle, topluluğun veya toplumun varlığını ve hayatını sürdürmesi, ihtiyaçlarını karşılaması her hâl ve şartta örgütlenmeyi zorunlu kılmaktadır. Mesela sabahleyin kahvaltımızda soframıza koyduğumuz, eskilerin ifadesiyle “nan-ı aziz”, günlük deyimiyle “kuru ekmek” üzerinde düşünelim: Birinin toprağı sürüp tohumu ekmesi, onun ekin olup başağa durması, başağın derilip taneler haline getirilmesi, tanelerin değirmende öğütülüp unun elde edilmesi, onun suyla yoğrulup saçta, tandırda veya fırında pişirilmesi, pişen ekmeğin bakkal veya markete ulaştırılması ve sonunda birisinin de gidip alması sürecinde kaç kişinin emeği, bilgisi, becerisi, ustalığı gerekiyor? Tarlayı sürüp tohumu eken, başağı derleyen, taneyi öğütüp un haline getiren, unu yoğurup pişiren, ekmeği satan bireyler ise, bütün bilgilerini, becerilerini, faaliyetlerini başkalarının yardımlarıyla, destekleriyle elde etmektedirler. Yani faaliyetler, ilişkiler kendi içlerinde “iş bölümü” denilen bir işlem ve süreç sonucu gerçekleşmektedir. Bütün bunları, dolayısıyla topluluk ve toplum dediğimiz birimi (bazı sosyologlar “organizasyon” kavramını da kullanmaktadırlar), onların faaliyetlerini, ilişkilerini, kültürlerini, değerlerini, kurumlarını anlamak, kavramak, açıklamak için örgütlenmelerine, örgütlenmelerin niçin ve nasıl gerçekleştirildiğine öncelikle bakmak gerekmektedir. Kısaca örgütlenme, ama niçin ve nasıl? Özellikle nasıl bir örgütlenme?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?