Reklamı Kapat

Aradığımız şeyi bilmek

Bismillahirrahmanirrahim;

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

Biz Allah’a kullukta ve yolunda cihatta başarılı olmak istiyorsak, aradığımız şeyi bilmemiz gerekir. Allah’a kullukta ve yolunda cihatta aranacak olan şey, Allah’ın rızasıdır. Müminlerin birbirlerine ve farklı inanç ve yaşayıştaki insanlara faydalı olmalarını sağlayan etkenlerden birisi de, birbirlerinin egolarını tatmin ve beğenilerini kazanmak yerine, öncelikle Allah’ın rızasını öncelemeleri ve hakkı açıkça söylemekten çekinmemeleri gerekir. Hakkı söylemek, muhatap ile cebelleşip, münakaşa etmek değildir. Hakkı söylemek, herkes için faydalı olan İslam’ı, yani adil düzeni beyan etmektir. Ahzap 70: “Doğru (hak) söz söyleyin.” Hakkın zıddı batıl, doğrunun zıddı yalandır. Her batılın yalan ve her yalanın da batıl olduğu bilinmelidir. Nisa 5-8: “Onlara maruf, yani bilinen güzel ve münasip söz söyleyin.” Nisa 63: “Ve onlara kendi hallerine dair tesirli, dokunaklı söz söyle.” Taha 44: “Ona yumuşak bir söz söyleyin.” İnsanlara İslam’ı, yani adil düzeni, güzel ve hikmetli sözler ile anlatmak emredilmiştir. Biz görevli ve sorumlu olduğumuz cihatta, işin hakikatini arıyorsak, bu hakikat, denileni emredildiği şekliyle yapmaktır. İnsanları mutlak doğruya, tevhide, İslâm’ın ana esaslarına çağırmalıyız. Örnek olmalıyız ve bu örnekliğin bir gereği olarak rahatlıkla, “Ben Müslümanlardanım” diyebilmeliyiz. Sözümüzü muhatapların seviyesine ve psikolojik durumuna uygun olarak söylemeliyiz. Güzel söz, kötülükleri engellemek için söylenmelidir. Güzel söz, düşmanın kin ve nefretini kırmak, düşmanlığı dostluğa çevirmek için söylenmelidir. Bu iş sabır ve tahammül ister.

KADRO

Bir hareketi, hedefine taşıyan en önemli etkenlerden birisi de kadrodur. Burada hedefe kilitlenmişlik ve inanmışlık önemlidir. Önemli olan çokluk değil, keyfiyettir. Bakara 249: “…Talut ve iman edenler beraberce ırmağı geçince; bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah’ın huzuruna varacaklarına inananlar, nice az sayıda bir birlik, Allah’ın izniyle çok sayıdaki birliğe galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.” Bir kadroyu başarılı kılan inanmışlığıdır. Enfal 66: “Şimdi Allah, içinizde zaman zaman gaflet, yılgınlık ve zayıflık olacağını bildiğinden, yükünüzü hafifletmiştir. O hâlde, eğer içinizden zorluklara karşı göğüs gererek sabreden yüz kişi olursa, düşmanlardan iki yüz kişilik bir bölüğü yenebilir; yine sizden böyle bin kişi olursa, düşmanlardan iki bin kişilik bir orduyu Allah’ın izniyle yenebilir. Eğer müminler Allah’a dayanır ve zorluklar karşısında sabrederlerse, kesinlikle galip gelirler. Çünkü Allah, sabredenlerle beraberdir.” Allah’ın yardımının gelmesi için çalışma şeklimizin, usulümüzün peygamberimizin çalışma şekline ve usulüne uygun olması gerekir. İnanlar, sayısal üstünlükle değil, inanmışlık ile başarılı olurlar. Bu konuda “Huneyn” örneği önemlidir. Tevbe 25-26: “Gerçekten de Allah, sayı ve silah bakımından kendinizden çok daha üstün ordularla çarpıştığınız birçok yerde olduğu gibi, düşmandan güçlü olduğunuz Huneyn Savaşı’nda da size yardım etmişti. Hani sayıca ve silahça çokluğunuz, Allah’ın yardımı olmaksızın zaferin kazanılamayacağı gerçeğini unutturarak sizi yersiz bir gurura sürüklemiş, fakat bu gurur, sizi düşman karşısında bozguna uğramaktan kurtaramamıştı, öyle ki, bütün genişliğine rağmen dünya başınıza dar gelmiş ve sonunda dağılarak arkanızı dönüp kaçmaya başlamıştınız. Derken Allah, Elçisinin ve samimi müminlerin kalbine kendi katından bir iç huzuru, bir güven duygusu bahşetmiş ve sizin görmediğiniz meleklerden oluşan manevi ordular göndererek inkârcıları helak edip cezalandırmıştı. İşte, inkârcıların cezası budur.” Bu, hakkı savunan bir kadronun göz ardı edemeyeceği bir örnektir. Milli Görüşçüler olarak bizim ilk görevimizin imanımızı, çalışmalarımızın sünnete uygunluğunu artırıp, ruhen ve bedenen güçlü bir kadroyu inşa etmek olduğunu unutmamız gerekir. Bu bir kişinin değil, camianın topyekûn seferberliği ile gerçekleşebilecek bir konudur. Kafasında “adil düzen” fikri olmayan kalabalıkların kazanacağı bir zafer olamaz.

İTTİFAK

Hak-batıl mücadelesini, Allah’ın ipi olan İslam’ın akide, fıkıh ve ahlak esaslarına uymada ittifak edenler kazanabilir. Ben de Milli Görüşçüyüm demekle Milli Görüşçü olunmaz. Milli Görüşçüyüm demek, Saadet Partiliyim demeyi gerektirir. İttifak, sadece bir çoğunluk sağlamak meselesi değil, aksine din ve düzen olarak İslam’a teslim olmuşların kenetlenmesidir. Ali İmran 103: “Hep birlikte Allah’ın ipine (İslâm’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın” emrine teslim olanlar, bir araya gelerek tek bir teşkilat olabilirler. Tarih boyunca bu hep böyle olmuştur. Ayrı baş çekmek, benim de bir partim olsun demek, itikat bozukluğunun eseridir. İnancı bir olanların ayrılığı olmaz. Bütün ayrılıkların temelinde itikat bozukluğu vardır. Ali İmran 67:  “İbrahim, ne Yahudi, ne de Hıristiyan idi. Fakat o, Allah’ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman idi, müşriklerden de değildi.” Yahudileri ve Hıristiyanları İslam’da koparan şey, akide bozukluğundan başka bir şey değildir. Mümin İslam’ın iddiacısı değil, mücahidi olmak zorundadır. Hac 78: “Ve tam hakkını vererek, Allah yolunda cihat edin. O sizi insanlar arasından bu görev için seçti ve din konusunda size bir zorluk yüklemedi. Atanız İbrahim’in inanç sistemine uyun. Önceki kutsal kitaplarda da, bu Kur’an’da da size, “Müslümanlar” adını Allah verdi. Ki, son Elçi, siz müminlere karşı  şahit olsun ve sizler de tüm insanlığa karşı şahitler olasınız. Öyleyse namazı kılın, zekâtı verin ve tüm benliğinizle Allah’a bağlanın. Çünkü sizin biricik dostunuz ve Efendiniz O’dur; O ne güzel dost, ne güzel yardımcıdır.” Bütün belgeler gösteriyor ki, inanların ittifakı Adil Düzen için olmak zorundadır. Bunun dışındaki ittifak arayışları boşuna yorulmadır. Bilinmelidir ki Saadet Partisi hakta ittifak edenlerin tek adresidir. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?