Ağustos böcekleri, karıncalar ve insanlar

Muhtelif rivayetlerle ağustos böceğinin yaz boyunca gıygıy yaptığından, karıncanın ise çalışıp çabalayıp kış için erzak biriktirdiğinden, bu anlamda hiçbir tarafı gerçeğe tekabül etmeyen eylemin erdeminden dem vurmak bilindik insan alışkanlıklarındandır. Masalı standarda bağlayan ve bu standardı insan yaşamı için istedikleri kıvamda fabl örneğine döken La Fontaine, bir böceği çalıştırıp, bir başka böceği tembelleştirme uğraşına girer. Oysa bir hayvan çalışkanken diğer hayvan tembel değildir. Onlar, tüm fertleriyle, tüm popülasyonlarıyla hilkate uygunluk gösterirler.

Karıncanın çalışkanlığı insan algısına dayalı kuru bir iddiadan ibarettir. Keza ağustos böceğinin tembelliği yahut bir hayvan türünün miskin olması, öyle tanımlanmış, adlandırılmış olması da… Hayvanlar, içgüdülerine göre hareket etmeyip eylemlerinin sebebini-sonucunu düşünen ve buna göre davranan varlıklar olsaydı şüphesiz yeryüzünde bozgunculuk çıkardı. Nitekim öyle olduğunu bildiğimiz insan türü yeryüzünü fasit etmede; bozgunculuk, kıskançlık, tahammülsüzlük, bencillik ve benzeri şeylerde önde gelen varlıktır. Bu alanın uluları, yine insanlar tarafından en fazla saygı gören, korkulan, çoğu zaman da sevilen şeyler olmuşlardır. Kral zalimdir ama çok yaşasındır mesela. Çalıyordur ama çalışıyordur. Yalan söyler ama dış güçlere pöykürür. Onsuz yapılamayacağı, bir yerde ondan korkulması tezi peyda olmuştur. Bir kişinin cümle insanlara hükmetmesi, onların ihtiyaçlarını belirlemesi, yaşamlarına müdahale etmesi, hatta birinin yaşayıp yaşamaması hususunda kararı elinde bulundurması nasıl bir şeydir? İnsan kendine, diğer insanlara, eşyaya, tabiata, bilumum canlılara, cansızlara hâsılı her şeye ve herkese müdahale eden, tahakküm kurmaya gayret eden; bunu başardığında da aslını bozmaya, tahrif etmeye, fasit etmeye uğraşan bir varlıktır. Bir yandan hayvanı da eşyayı da kendisi gibi düşünür.

Karınca hayvanı yaz boyunca çalışan, kış boyunca yan gelip yatan bir varlık değildir. Karıncanın eli kulağa verip yattığını gören olmuş mudur bilinmez karikatürler, çizgi filmler dışında. Yani bu hayvan sürekli karcaşma halinde olan, hareket eden, yürüyen bir türdür. Onun faaliyetini çalışmak olarak yorumlayan yine insandır. Anlamlı, anlamsız, yararlı, yararsız gücünün yettiği her şeyi yuvasına doğru taşır bu hayvan. Haşarattandır. Ürün vermediği gibi içine girdiği ürünü de bozar çoğu zaman. İnsan hariç, diğer tüm hayvanların aksine yarını dert eder ve biriktirir. Tıpkı insanda olduğu gibi biriktirdiği çoğu zaman işe yaramaz, ziyan olur gider. Biriktirmek, bir tek karıncayı çirkinleştirmez. Zaten karadır. Nadiren kızıldır.

Ağustos böceği ise öyle anıldığı gibi tembel, yaz aylarını askerlik zannederek yan gelip yatan bir hayvan değildir. Ortalıkta görünmeyi, yüzünü göstermeyi, takipçi kasmayı, bar pavyon kapılarında sevgilisiyle birlikte poz vermeyi, basına yansımayı pek sevmez ama sanatçıdır. Öyle kendince çalar, söyler. Haşarattan değildir; yiyeceğe, içeceğe dadanmadığı gibi herhangi bir şeyi murdar da etmez. İnsanlar nezdinde değeri kültür, sanat, edebiyat kadardır. Yani ki tali, üçüncül, beşincil, hatta gereksiz… Gereksiz derken elbette sanatın ve sanatçının bu ülkede gördüğü muamele baz alınmalıdır. Kültüre, sanata dair değer, bu ülkede iktisatçının, çalışma ekonomistinin kültür bakanı yapılması ve sanata dair her şeyden bihaber olması durumundan anlaşılabilir.

Ağustos böceği popüler ve popülist olmayan, popülarite aramayan, işinde gücünde, sanatçı kişilikli bir hayvandır. Kışın aç kalıp, açıkta kalıp karıncadan borç istediğini söylemek doğrusu aptalcadır. Ki borç istiyorsa onu boş çevirip bir de ifşa etmek karıncanın ahlaksızlığı olsa gerektir. Keza karıncayı biriktirip, saklayıp, esirgeyip tokiden eve giren bir varlıkmış gibi göstermek de insanın rahatsızlığıdır. Karınca taksit ödemez çünkü peşinat da vermez. Uygun gördüğü yere sorgusuz, sualsiz yerleşiverir.

Bütün ağustos böceği ve karınca hikâyeleri, insanın insanı sömürmek için geliştirdiği kurgulardan ibarettir. Zira sadece insan, ‘Bugün buldum, bugün yerim, Hak kerimdir yarına’ diyemez. Ve sadece insan, “Yarın diyenler helak olmuştur” hadisini sallamaz. Stoklar… Biriktirir… Esirger... Kıskanır… Paylaşmaz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?