Reklamı Kapat

Bir devlet neden çöker?

Geri kalmış ülkelerin en temel problemi, doğru bir sistemin parçası haline getiremedikleri kurumsallaşmadaki eksik ve yanlışlarıdır. Devlet aklı, geleneği ancak kurumların sağlıklı bir şekilde işletilmesi ile kalıcı olabilir. Kurumlar ise ilkelerle ayakta kalırlar. İlkeler de doğru bir sistem içinde var olabilir, anlamlı hale gelebilirler. Kurumlar şahıslara göre değişkenlik göstermeyen bir anlayışla kendilerini geleceğe taşıyabilirler. Doğru sistemi inşa edemeyen toplumlar her hâl ve şart altında mutlaka kaybederler. İç tutarlılığını sağlayamayan ve şeffaflığı inşa edemeyen ülkeler şüphesiz hep geride kalırlar.

Daron Acemoğlu ve James A. Robinson’un birlikte kaleme aldıkları Ulusların Düşüşü adlı kitapta bu durum, bir örnek üzerinden ilginç detaylar verilerek anlatılır. Örnek, Amerika ve Meksika sınır bölgesinde birbirlerinden bir çitle ayrılan Nogales kentidir. Çitin kuzeyi Nogales Arizona ABD’ye, güneyi Nogales Sonora ise Meksika’ya bağlıdır. Bu kadar iç içe olmalarına rağmen aralarında aslında her açıdan bir uçurum vardır. Amerikan toprağı olan bölümde hane başına ortalama gelir yaklaşık 30 bin dolar iken, Meksika tarafında bu gelir rüyalara bile konu olamaz. Nogales Arizona’da insanlar dünya standartlarına göre uzun bir yaşam süresine sahiptirler. Nüfusun çoğunluğu 65 yaşın üzerindedir. Asgari lise mezunudurlar. Devletin kendilerine sunduğu, sağlık, güvenlik eğitim, altyapı gibi birçok hizmete rahat bir şekilde ulaşabilirler. Ancak çitin diğer tarafındaki Sonora’da ise durum neredeyse taban tabana zıttır. Yetişkinlerin çoğunun lise diploması bile yoktur. Gençler eğitimden mahrum yaşarlar. Bebek ölüm oranları annelerin temel korkusudur. Suç oranları oldukça yüksektir. Yol ve altyapı hizmetleri iyi değildir. Yolsuzluk ve usulsüzlükler hayatın alışılagelmiş birer gerçeğidir. Hoş, kuzeyde yani Nogales Arizona’da da politikacıların yolsuzlukları vardır. Ancak çitin iki tarafı açısından en belirgin ve ayırt edici fark şudur; Nogales Arizona sakinleri belediye başkanlarını, kongre üyelerini, senatörleri ve başkanlarını değiştirmek için sandığa gidebilirler. Sistem yanlışların düzeltilmesi için iradenin kendi ellerinde olduğuna dair onlara güvence verir. Kuzeydeki politikacılar da halkla karşı karşıya gelmemek için kendilerini dikkatli davranmaya mecbur hissederler. Nogales Sonora sakinleri de sandığa giderler ama yapacakları tercihin onların hayatlarında olumlu yönde değişiklikleri getireceğine dair beklentileri yoktur. Peki, bu kadar yakın bir coğrafyada, böylesine derin farklılıkların olması nasıl açıklanabilir? Bence bunun ana gerekçesi eksiği-fazlasıyla sistem ve sisteme bağlı kurumsallaşmadır. Kuvvetler ayrılığı ile erklerin birbirlerine baskın hale gelememesidir.

Adı geçen kitaptaki şu ifadenin üzerinde de bence iyi düşünülmesi gerekir. “Kurumlar gerçek hayatta davranış ve güdüleri etkilediklerinden ulusların başarı ya da başarısızlıklarını biçimlendirirler. Bireysel yetenek toplumun her aşamasında önem taşır fakat pozitif bir kuvvete dönüştürülmesi için bunun bile kurumsal bir çerçeveye ihtiyacı vardır.” Yani dönemsel veya kişilere bağlı olarak yürütülen süreçler, kısmen o an için iyileştirmeler getirse de, kurumsal bir aklın ürünü olmadıkları için hem geleceğe taşınamaz hem de başlanılan yerden daha da gerilere düşülmesine sebep olabilirler. Bu arada yazıdan maksadımızın göçmenlerin kurduğu ABD’de, bugün göçmen karşıtlığını ana politika haline getiren Trump’ı haklı çıkarmak tabi ki değildir. Fotoğrafa daha geniş perspektiften bakılması gerektiğine dair bir açılımdır. İbn-i Haldun, “Coğrafya kaderdir” diyor, doğru. Bu ifadenin haklılığı ile ilgili birçok örnek de verebiliriz. Ancak Nogales üzerinden bile baksak, ulusların, toplumların içinde bulundukları olumlu veya olumsuz şartları sadece coğrafya ile açıklamanın da yeterli olamayacağı sonucuna ulaşabiliriz. Peki, devletler neden çöker sorusuna ne cevap verebiliriz?

Kınalı-Zâde Ali Çelebi, Ahlâk-ı Alâi’sinde, “Cemiyet halinde yaşayan insana bütün fertlerin tâbi olacağı bir mevzuat lazımdır. Bu mevzuatı da ayakta tutacak (ona uyulmasını sağlayacak) bir organizasyona ihtiyaç vardır. Bu padişahtır, devlettir, hükümettir” diyerek aslında bir devletin varlığını mevzuat yani bir anlamda sistemle açıklar. Buradan çıkarılabilecek olan da, sağlıklı bir sistem yoksa devlet çöker sonucudur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Abdullah GARİB - S.A Sayın Mustafa KAYA Beyefendiye; Yazınız gerçekten mükemmel makale yazısıdır. Bizler ilkelerimiz ve kurallarımız olduğu sürece ve bunlara bağlı kaldığımız zaman gerek devletimizi gerekse şahsımızı ayakta tutabiliriz. Unutmayalım ki Hz.Ömer(R.A) dediği gibi 'Adalet mülkün temelidir.' Topraklar kılıçla alınır ama adaletle ayakta tutulur. Sayın Temel Başkanın dediği gibi devletin dini adalettir. Çünkü laik devlet adaletli olduğu sürece yaşar ama din devleti olsa adaletsiz olursa yine yıkılmaktan kendini kurtaramaz. Selam ve dua ile

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 30 Temmuz 12:56
01

Ahmet - Eğitimli bir toplumu yönetmek çok kolay, hükmetmek çok zordur; eğitimsiz bir toplumda ise yönetmek çok zor, hükmetmek ise çok kolaydır

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 30 Temmuz 12:20

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?