Reklamı Kapat

Yeşil feminizm

Lad Marry Montagu ve Marguis de Condorcet gibi aydınlanma çağı yazarlarıyla başlayan Feminizm, Charles Fourier tarafından kavram olarak kullanılmış, İngiliz kadın yazar Mary Wollstonecraft’ın “A Vindication of the Rights of Woman” kitabıyla gelişmiştir. Feminizmin birinci dalgasından sonra ikinci dalgası 1906 yılında Simon De Beuvoir ile devam etmiştir. Üçüncü dalga ise 1990’da Judith Butler iledir. Butler’in 1990 yılında Cinsiyet Belası kitabını yazmasıyla üçüncü dalga başlamıştır. Farklı zamanlardaki bu dalgalar “siyasal haklar, oy hakkı, erkek egemen düzeni alaşağı etmek, kürtaj, eşit ödeme yasası, ayrımcılık karşıtı yasalar, eğitim ve sosyal hayata dair konular”la beslenerek büyümüştür.

Latince “femina” kelimesinden türeyen “feminizm”i Batı toplumu günümüzde en güzel ambalajlarla tüm dünyaya pazarlarlamaktadır ancak unutulmaması gereken nokta, bu ideolojinin oluşmasının en büyük amili yine Batı’nın insana “şerefli bir varlık” gözüyle bakmayıp, insanları sınıflara ayırdığı baskıcı erkek egemen Batı’nın Ortaçağ anlayışına tepki olarak ortaya çıkmış olmasıdır.

Feminizmin sapkınlığa evrildiği dönem üçüncü dalgayladır ve Judith Butler’in Cinsiyet Belası kitabıyla “toplumsal anlamda sosyal cinsiyet olduğu gibi biyolojik cinsiyet de reddedilmelidir” görüşü günümüzde “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” fitnesiyle devam etmektedir. Hatta LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, transgender) hareketi ile üçüncü dalga feminizm arasında etkileşim olmuştur.

Feminizm, ortaya çıktığı Batı’da “Liberal, Eleştirel, İnşacı, Post-yapısalcı, Post-kolonyalist” gibi farklı yaklaşımlara ayrılmışken, İslam dünyasında da “İslamcı Feminizm” adıyla zorlama da olsa bir yaklaşım tarzı mevcuttur. İslamcı Feminizm, Batı’dan ithaldir ve Tarihselci yazar Fazlurrahman’ın “Kur’an ayetleri tarihseldir” görüşünün arkasına saklanarak aslında zorlama bir teorinin peşinden koşmaktadır.

İslam dünyasında İslamcı Feminizm, terim olarak ilk defa İran’da Afsaneh Naimabadeh ve Ziba Mir-Hüseyin’in eserlerinde ve Tahran kadın dergisi Zanan ile Suudi Arabistanlı kadın yazar Mai Yamani’nin 1996 yılında yayınladığı “Feminism and Islam” adlı kitabında kullanılmıştır. Mısır asıllı Amerikalı yazar Leila Ahmed’le bu akım devam etmektedir. 27-29 Ekim 2005 tarihinde Barselona’da 400’e yakın katılımcıyla Barselona Birinci Uluslararası İslamcı Feminizm Kongresi yapılmış ve bildiri yayınlanmıştır.

Türkiye’de Yeşil Feminizm’in temsilcisi iddialarıyla gündeme gelen “KADEM” ile son günlerde toplumun gündemine düşen İstanbul Sözleşmesi ve ETCEP projesi “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” fitnesinin tehlikeli boyuta geldiğini göstermektedir.

11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılan ve 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’ndeki “toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim” tanımlarıyla LBGT’lilerin teminat altına alınması (madde 473), “kültür, töre, din, gelenek veya sözde namus kavramları”ndan bahsedilmesi (madde 12/5), “toplumsal cinsiyet eğitimi” (madde 14) ve buna bağlı olarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2014-2016 yıllarında toplam 10 il ve 40 pilot okulda “Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi”nin (ETCEP) uygulanması Türkiye’nin geldiği vahim noktayı göstermektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?