Güvenlik Önlemi Ya Da Önlemsiz Güvenmek

Bütün güvenlik tedbirleri, bütün savunma yatırımları, bütün istihbarat çalışmaları kendi çapında dünyayı, minimal düzeyde bağlı bulunduğu ülkeyi güvenli bir yer yapmak için işe koşulmuştur. Kendiliğinden güvenli bir yer olan dünyayı netameli bir yer eyleyen ya da öyle olduğunun sanılmasını sağlayan da insandır. Sonuçta vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya yönelik yola çıktığını iddia eden bir oluşum, devasa dünya ormanında hayvan avlamaz. Hayvanları öldürdükleri, yani insan dışındaki varlıklar için dünyayı güvensiz bir yer haline getirdikleri vakidir de insanın güvenliğini sağlamak iddiası diğer canlılar dolayısıyla değildir. Ne kadar saldırgan olursa olsun tüm diğer canlılar insan için insan kadar tehlikeli olmasa gerektir ki söz konusu güvenlik önlemleri tam da insana karşı alınmaktadır.

Güvensizliğin yegâne kaynağı kendisine karşı güvenlik önlemi alınan insan olmadığından, önlem diye oluşturulan barikatlar korumaya yahut korunmaya yönelik değil daha çok imhaya, yok etmeye yöneliktir. Yani biri ne ise diğerinin de o olduğu bir dünya düzeyi söz konusudur. Bir ülkenin sınırları içinde yer almıyor diye kimsenin varlığı, sınırları içinde yer almadığı ülke için tehdit oluşturmaz. Ancak çok modern dünyada bir devlet, yani toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal örgütlü bir ulusun ya da uluslar topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık, diğer bir devlet için tehdit oluşturur. Dolayısıyla tüzel varlıklar, varlıklarını idame ettirmek adına muhtelif güvenlik unsurlarına ihtiyaç duyar. Aynı ihtiyacın kimi özel varlıklar için de ihtiyaç olduğu söylenebilir. O çok özel varlıklar ya tüzel kişiliği temsil etmektedir ya da kendi güvenlik önlemlerini alacak kadar elit kişiliğe sahiptir. Söz gelimi bir holding sahibi, bir bakan, bir makam mevki sahibinin güvenliği diğer tüm insanlardan çok daha önemlidir ve güvenlik önlemleri kimseyi onların yanına dahi yaklaştırmaz. Güvendiği ve dilediği insanla görüşebilme, konuşabilme lüksüne sahip bu makam mevki ve varlık sahipleriyle herhangi bir insanın randevusuz, aracısız, ricasız, minnetsiz doğrudan konuşabilmesi gayri mümkündür. Onlar güvenilen ancak güvenmeyendir. Bir devlet adına tüzel kabul edilen yahut hakikaten tüzelleşen de bunlardır ki alınan tüm güvenlik tedbirleri, alınan önlemler, istihdam edilen kolluk kuvvetleri sadece onları, ama yalnız onları korumak için var olmuştur.

Sıradan vatandaş için güvenlik, selamı sabahı kesmeden tanıdıklarla bir arada yaşayabilmekten ibarettir. Bunlar, herhangi bir terör unsuruna karşı, bir tehdide ve hatta bir taarruza karşı fena halde korunaksızdır. Hatta bir arada huzur ve sükûn içinde yaşamalarına bile müdahale edilir; kitleler birbirleriyle kavgaya, itişmeye, sürtüşmeye sürüklenir. Elitler çoğu zaman kitlenin kendi arasında peydahlanan ufak tefek çatışmalardan beslenir. Asayişi sağladığı iddia edilen kolluk kuvvetleri, ancak bir olay olduğunda, yani sıradan vatandaşın başına bir şey gelip geçtikten sonra müdahale eder. Bir vatandaşın evi soyulduktan sonra, bir vatandaş saldırıya uğrayıp öldükten ya da yaralandıktan sonra, bir vatandaş bir kazaya uğradıktan sonra güvenlik adı verilen güçlerce ilgilenilir yahut sorguya maruz kalır. Dolayısıyla denebilir ki bir devlette tüm güvenlik unsurları salt elitleri korumaya, vatandaşı oyalamaya ve geçiştirmeye dönük oluşturulmuştur.

Elitlerin korunabilmesine yönelik sadece insan gücü kullanılmaz. Ülke güvenliği için yapıldığı söylenen tüm yatırımlar bir yerde sadece elitlere koruma sağlar. Keza onlar için savunmada kalmak ve bir saldırıya, tehdide maruz kalmak da gerekmez. Diledikleri takdirde salt güvenlik söylemiyle bir başka ülkenin topraklarına girmek, neyi ve kimi savunduğu belirsiz harekât başlatmak ve bitirmek onların elindedir. Yetmez, milyon dolarlar ödenip es dörtyüz, efotuzbeş gibi rakam ve harflerle ifade edilen füzeler alınır.

Bu döngü içinde vatandaşlar sadece seyircidir. Bir de hesap ödemek gibi bir işlev üstlenir. Seçkinlerin yiyip içtiklerinin, barınmalarının, kılık kıyafetlerinin hesabını ödediği gibi güven içinde olabilmelerinin de hesabını üstlenir. Yetmez, onlara karşı olası bir taarruzda canını siper eder. Dünyası kadar ahireti için de güvencesi yoktur. Gocunmaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?