Reklamı Kapat

Yoksa F-35’lerden kurtulduk mu?

ABD’nin F-35 kararı ile Türkiye ne kaybetti veya gerçekten de kaybetti mi? Bazı çevreler ömürlerini tamamlayan F-16’ların yerine düşünülen F-35’lerin alınamaması ile Türkiye’nin havada güç kaybına uğrayacağını düşünüyorlar. Haklılık payları yok mu?

Peki, F-35’ler gerçekten bizim ihtiyacımızı karşılıyor mu? Bence öncelikli olarak bu soruya cevap aramalıyız. Bu konu ile ilgili araştırmalar yaparken, F-104 ve F-16 uçaklarında pilot olarak görev yapan emekli Albay Osman Başıbüyük’ün adına rastladım. Pilotluğunun yanında kol uçucusu, lider ve öğretmen olarak da görev yapmış olması söylediklerini önemli hale getiriyordu. Şimdi onun dile getirdiği bazı noktaları dikkatlerinize sunmak istiyorum.

- Bu uçaklar dizayn edilirken hem hava kuvvetlerinin, hem deniz kuvvetlerinin, hem de deniz piyadelerinin ihtiyaçlarını karşılaması hedeflendi. Şu anki son teknolojinin de uçağın gövdesinde buluşması istendi. Bu durum inanılmaz karmaşık bir yapı ortaya çıkardı. Herkesin işini görsün denildi ama bu yapısından dolayı uçakların manevra kabiliyetleri sınırlandı. Sürat ve tırmanışlarında problemler oluştu ve menzilleri kısaldı.

- Proje ortağı ülkelerin uçağı tercih ederken ana gerekçeleri görünmezlikti. Ancak üretilen uçaklar üzerinden yapılan incelemelerde, S-400’lerin 300 mil kadar yakınlıkta F-35’leri görebildikleri anlaşıldı.

- ABD bu uçağı dizayn ederken “Entegre Lojistik Sistemi” diye bir yazılım yaptı. Mesela uçağın üzerindeki sensörler bir arızayı havadayken yere bildiriyor. Sadece arızayı değil uçuş plan bilgilerini de bildirmek durumunda olduğu için bütün bunlar bağlı bulunan ABD’deki server’a iletiliyor. Mesela diyelim ki, Türkiye sınır ötesi gizli bir operasyon yapacak. Uçakların taşıdığı mühimmatlara kadar her şey sisteme giriliyor. Aynı zamanda ABD yazılım kodları üzerinde hiçbir değişikliğe de izin vermiyor. Yani Amerika attığımız her adımdan haberdar oluyor. Bu halde ortada gizlilik kalır mı?

- F-35’leri ABD’li Lockheed Martin şirketi üretiyor. Proje belirlenen süreyi çok geçti.

- İşin başında yani 2002 yılında proje başlatılırken, Hava Kuvvetleri’nden bu işi takip için Amerika’ya gönderilen subaylardan bir tanesi 15 Temmuz darbe girişiminden dolayı tutuklandı. Bir diğeri ise darbe gecesi düğünde orada bulunan generalleri darbeye ikna etmeye çalışan generaldi. Bu subaylar ile ABD arasında neler yaşandı? İşin içinde haksız zenginleşme veya başka bir ilişki oldu mu, varsa bunlar açığa çıkarılmalıdır.

- Bu uçağı almayalım diyen komutanların yüzde doksanı Ergenekon, Balyoz gibi kamuoyunun yakından takip ettiği bilindik davalarla tasfiye edildi. 

- Türkiye 116 uçak almayı taahhüt etti. Bu zamana kadar 1 milyar USD ödedi. İlk başlarda uçak başı maliyet 40-45 milyon USD idi. Şimdi ise 100 milyon USD’nin üzerine çıktı. Uçak sayısı arttıkça bu rakamın 80-85 milyona inmesi bekleniyor.

F-16’lar ise 30-35 milyondu. F-35’lerin Türkiye’ye maliyeti yer destek tesisatları ve simülatörleri ile birlikte 16-18 milyar USD olacak. Bu parayı vermekle de iş bitmiyor. Uçakların ömür devirleri var. Mesela 30 yıl kullanılabiliyorlar. Ömür devri boyunca maliyet ilk maliyetin genelde 3 katı olur. Bu da ortalama 54 milyar USD yapar. 2019 yılı savunma bütçesinin 47 milyar TL yani yaklaşık 8 milyar USD olduğunu düşünürseniz,  savunma bütçesinin dörtte birini her yıl F-35’ler için ayırmak zorunda kalacağız demektir. Yani bu zor ekonomik koşullarda ve kendi uçak sanayimizi geliştirmek zorunda olduğumuz bir ortamda kendi kaynaklarımızı ABD’ye aktaracağız.

Emekli Hava Pilot Albay Osman Başıbüyük’ün bu ifadelerinden sonra benim kafam iyiden iyiye karıştı. İstedim ki sizinkiler de karışsın. Belki böylece F-35’lerle ilgili tartışmaları sağlıklı bir zeminde yapabiliriz.

Bu iddialar çok ciddi ve mutlaka iyice tartışılmalı ve soruşturulmalıdır. Belki de işin sonunda Amerika’ya bizi bu programdan çıkardığı için teşekkür bile edebiliriz, ne dersiniz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?