Reklamı Kapat

Üniversite sınavları kalkmalı

Günümüzdeki eğitim sistemimizde tartışılan ama bir türlü de yerine bir çözüm getirilemeyen sistem üniversite sınavlarıdır. Benim önerim, bu sistemi tamamen kaldırmak şeklindedir.

Peki, yerine ne konulmalı? Ya da gençleri üniversitelere nasıl seçmeliyiz?

Üniversite sınavları yerine bence lise bitirme sınavları getirilmelidir.

Yani öğrenci liseyi bitirince mezun olmak için genel bir sınava girmelidir. Bu sınavda başarılı olamayan liseden mezun olamamalı ve bir yıl daha okumalıdır.

Lise mezuniyet sınavı ile öğrenciler liseden itibaren mezun olmak için mücadele edecekleri gibi, lise diplomasını elde etmek de artık bir birikim gerektirecektir.

Bu sınav sayesinde liselerimizin kalitesi de ortaya çıkacaktır. Yani mezun ettiğiniz öğrenciler sınavı geçmiş mi, geçmemiş mi? Kaç puan almış gibi sonuçlar liselerin başarı kategorisini belirleyecektir.

Bazıları büyük liseler ile küçük liselerin veya taşra liselerin dezavantajlı olacağını, aynı sınava girmekle haksızlık yapılacağını iddia edebilirler.

Ben bu görüşe katılmıyorum. Bilakis okullar bu puana göre başarı kriteri alacaklarından artık eğitime daha iyi yüklenecekleri gibi, öğrenci ve veliler de okula daha iyi çalışacak ve okullarımız arasındaki makas azalacaktır.

Liseyi bitirme sınavı yıl içinde üç ayrı dönemde de yapılabilir. Böylece öğrenci sene kaybetmemiş olur.

Sınav çeşitli kategorilere göre yapılabilir. Yani tüm liseleri aynı sınav ve sorulara sokmanın bir anlamı yoktur.

Bunlar

  1. Genel sınav: Burada herkesin gördüğü ortak bilgiler sorulabilir.
  2. Alan sınavı: Burada fen, sosyal ve meslek dersleri sınavı olmalıdır.
  3. Dil sınavı: Dil sınavında belli bir puan alan dil ile alan okullara yerleşecekleri gibi, buradaki notlar onların hazırlık okumasını ortadan kaldırmalıdır.

Tabi ki bu düşünce üzerinde çalışılarak daha da geliştirilebilir.

 

Başarılı Bir Sınav Nasıl Olmalı?

Başarının takibi, en azından başarı kadar önemlidir. Çünkü takip edilmeyen bir öğrenci ve hatta öğretmen zamanla rutinleşmektedir.

Öğretmen ve öğrenci performansı sürekli takip edilmeli ve bunlara not tutulmalı ve hatta her öğrenci ve öğretmen için dosya oluşturulmalıdır.

Sınavlar iyi organize edilmeli, sınavlarda öğretmenlerin sınıfı cezalandırma amacına yönelik soru sormasına izin verilmemeli, sorular 3 boyutlu olmalıdır.

Yani başarılı ve zeki öğrenciyi görmeye yönelik zor ve karmaşık soru, çalışan öğrenciyi tespit etmeye yönelik orta dereceli sorular ile her öğrencinin yapabileceği kolay sorular sorulmalıdır.

Bu soru dağılımı piramit sistemine göre olmalıdır. Bu soru sistemi ile öğrencilerin motivasyonu düşürülmeyeceği gibi, başarı seviyesi de düşürülmemiş olur.

Sınavlardan sonra analiz sistemine geçilmelidir.

Analiz, not toplamı üzerinden değil, soru dağılımı ve bu dağılıma verilen cevap üzerinden yapılmalıdır.

Nasıl olacak bu?

Yani sorular belli konularda yoğunlaşmayacağı gibi, her soru belli bir bilgiyi ölçecek şekilde sorulmalı, bu soru tipine cevap veremeyen ya da yanlış yapan öğrencilerin o konuyu anlamadıkları ya da neyi ne kadar anladıkları anlaşılacağından öğretmen verdiği dersin ne kadarının anlaşıldığı ve ne kadarının anlaşılmadığını görebilmektedir. Öğretmen, başarılı olan, anlayan öğrenci ile başarısız ya da anlamayan öğrenciyi ayırt edebilmiş olacaktır.

Başarıyı toplamda değil tek tek konu bazlı incelemeli, asıl olan verilen tüm konuların anlaşılmış olmasıdır.

Burada kolay ve orta dereceli soruları çözemeyen öğrenciler acilen bakıma alınmalı ve eksikleri giderilmelidir.

Zor ve karmaşık soruları suhuletle çözen öğrenciler takibe alınmalı ve başarılı görüldüğünde özel eğitim veya üst düzeyli eğitim verilmelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Halil Er - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

05

Hasan Hallaççı - Nokta tespitler.Çok enfes bir yazı olmuş kardeş.Emeğin için teşekkürler.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 21 Temmuz 15:05
03

Nurettin - Yani, kaliteli eğitimi sundun da almayan mı oldu veya okullara gerekli ve yeterli imkanları verdin de almadılar mı..! Çocukları zorlayarak, başarıyı artırmayı hedefleyen bu yazı bir anlamda eğitimdeki faturayı da okullara ve çocuklara kesmiş gibi. Üstelik, çocuk tam öğrenmeden liseyi bitirmiş ise, iyi bir üniversiteyi kazanma ihtimali sıfır yani dediğiniz lise bitirme sınavı gibi bir şey bu. Yeterli imkanlarla donatılmamış üniversite açmak, yeni bir sorun ortaya çıkardı. Bu ise, çocukların yaptığı bir şey değil. Üstelik, okuyana da okumayana da, iş veremiyorsunuz. Okuyanın da okumayanın da umutları tüketildi. Kim, nasıl ve neden yaptı bunu..! Asıl sorun bu.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Temmuz 13:19
02

Emre - Güzel diyorsunuz da imam hatip liselerinde fazladan sözlü notu veriyorlar komşu çocuk diyor 40 55 alan çocuk sözlüden 100 veriyolar abi diyor .hem çocuklar bıkmasin diye hemde okula talep artsın diye sanırim .tabikide 100 verilir öğretmenin o yetkisi var ama her öğrenci için yapmaz

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Temmuz 11:50
01

Abdi - Türkiye den başka üniversite giriş sınavı Dünyada hangi ülkede var!!!

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 21 Temmuz 01:45
04

Vatandasss - @Abdi 01 nolu yoruma cevabı: (Japonyada üniversiteye girişi anlatan bir makaleden alınmıştır)

Kurulu ve gelişkin düzen içinde, Türkiye’de olduğu gibi bir Genel Merkezi Seçme Sınavı (Öğrenci Seçme Sınavı benzeri) uzun yıllardır kullanımdadır. Sık sık dile getirilen “3 saatlik bir sınavla tüm gelecek şekilleniyor” durumu aynen Japonya’da da geçerli… Hem de, yer yer daha katmerli, daha beter bir biçimde…

İki güne yayılan sınavın ilk günü Sosyal Bilimler, Japonca ve Yabancı Dil; ikinci gün Fen Bilimleri ve Matematik (Yer Bilimleri, Ekonomi ve Muhasebe dahil) alanlarını kapsar. Öğrenci tüm dallardan eşit derecede sorumludur. Sorumlu olduğu konular, devam edeceği bölümle ilişkili olmak zorunda değildir. Yabancı Dil için İngilizce, Fransızca, Almanca, Korece ve Çince arasında seçim yapabilir. Yabancı Dil Sınavına “dinleme” soruları da dahildir.

Tahmin edilebileceği üzere tüm bu sınav maratonu ve stresi ile baş etmek ve sınavdan başarıyla çıkmak için destek okulları (dershane), hazırlık sınıfları, özel dersler vb. yaygındır ve uygulama Türkiye’dekilere oldukça benzemektedir.

Bizdeki uygulamalarla kıyaslanınca en büyük fark sınav sonucunun ilanı ve yerleştirmede ortaya çıkar. Öncelikle ÖSS sonucu, adaya doğrudan bildirilmez. Sınac sonucu ve göreceli sıralamaya göre üniversite ve bölüm tercihi yapılamaz. Sınav sonucu, sınav sonrası adayın başvurmayı düşündüğü okula bildirilir. Dolayısıyla aday sınav sonucunu kendi başına tahmin etmekle / değerlendirmekle yükümlüdür.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Temmuz 14:00

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?