Reklamı Kapat

Sormadan olmaz

Görselin egemen olduğu haz ve hız dünyasında biraz kafa konforumuzdan vazgeçip düşünmeye ihtiyacımız var. Bunun için doğru cevaplar aradığımız sorularımız olmalı. Kısaca sormadan düşünemeyiz ve o yüzden hayata sorularla başlamak zorundayız.

İnsanın ruhu yaratıldığında ilk olarak soruyla muhatap oldu. Rabbimiz insana, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sordu. Yani Rabbimiz imtihanı başlatırken soruyla başlattı. İnsan öldüğünde de ilk olarak yine soruyla karşılaşır. Âlimlerimizin ifade ettiğine göre, kabre girdiğimizde Münker ve Nekir melekleri, “Rabbin kim?” diye başlayan sorular sorar. Görüldüğü gibi imtihan biterken de soruyla bitiyor.

Biz ilk soruya imtihanın henüz başındayken fıtratımız gereği doğru cevap verdik. Evet, sen bizim Rabbimizsin diyebildik. Ama imtihanımızın sonundaki soruya doğru cevaplar vermemiz ancak dünyada yapıp ettiklerimize bağlıdır. Eğer dünyada yaptığımız işlerde Rabbimizi unutmamışsak, O’nun rızasını gözetmişsek son soruda da Rabbimizi hatırlarız. Fakat dünyada Rab kavramının karşılığı olan hasletleri başka varlıklara atfetmişsek, kendi heva ve heveslerimiz doğrultusunda bir hayat yaşamışsak o son soruya doğru cevap verme şansımız ortadan kalkacaktır.

Bir de insan dünya hayatından uğurlanırken musalla taşında bir soruya daha muhatap olur. Bu sefer soru kişinin dünyadaki yaşantısını şahitlendiren sorudur. İmam efendi cenaze namazı sonrasında cemaate, “Merhumu ya da merhumeyi nasıl bilirdiniz?” diye sorar. Burada samimi olarak verilen cevap kişinin dünya karnesidir aslında.

Gördüğümüz gibi soruların hayatımızdaki yeri önemlidir. Bunun için bize sorulan sorulara doğru cevaplar verebilmek ya da hakkımızda sorulan sorulara olumlu cevaplar alabilmek için kendi zihin dünyamıza da sorular sormalıyız. Düşünce dediğimiz zihinsel eylem, insanın kendisine dönük sorular sormasının ve bu sorulara cevap aramasının neticesidir.

Kendimize sorduğumuz soruların en önemlileri “niçin ve nasıl” sorularıdır. “Niçin” sorusunu sormamız ve cevaplar aramamız “nasıl” sorusuna göre öncelik teşkil eder. Çünkü niçin sorusu ontolojik amacımızı belirlerken nasıl sorusu amacın pratiğini bize verir.

Düşünmeye niçin sorusuyla başlayarak zihnimizi hareketlendirmeliyiz. Bu soruya aranan cevaplar hayatı anlamamızı sağlayacaktır. Eğer niçin sorusuyla dünyaya bakmazsak hayatı anlayamayız ve anlamadığımız bir hayatı anlamsızca yaşama gayretine gireriz. Eğer kendi sorumuza bir cevap bulmamışsak hazır cevaplarla yetiniyoruz demektir.

Niçin sorusunu sormadan nasıl sorusunu kendimize sormamalıyız. Çünkü önce nasıl sorusunu sorarsak doğru yanlış, iyi kötü, güzel çirkin bir sürü cevap bulabiliriz. Ama biz önce niçin sorusuna doğru cevap verdikten sonra nasıl sorusunu kendimize sorarsak amellerimizde iyiyi, güzeli ve doğru olanı tercih etme fırsatını yakalarız.

Nasıl sorusuna cevap aramak, niçin sorusuna vereceğimiz cevapla anlamını bulacaktır. Nasıl sorusu hayatımızın kalitesini, amellerimizin isabetini bize verir. Niçin sorusunun ete kemiğe bürünmüş hali nasıl sorusuna verilecek cevapta gizlidir. Aslında bir bakıma niçin sorusunun sağlamasıdır.

O zaman biz de yazımızı üzerinde düşünmek için sorularla bitirelim.

Niçin yaşıyoruz?

Nasıl yaşıyoruz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?