Herkes şikâyetçi ama sistemi eleştiren yok

Ekonomik göstergelerin her gün biraz daha kötüye gittiğine dair haberler medyada sıkça yer alıyor. Toplumun sürekli borçlandığı, devletin ise iç ve dış borç stokunun arttığı haberlerini her gün izliyoruz. Bunun yanında ekonominin giderek daraldığı, mesela otomotiv ve konut sektöründeki daralmanın giderek ağırlaştığı belirtilerek bu konuda bir takım adımların atılması talep ediliyor. Söz gelimi konut stokunun müteahhitten fona geçmesi, böylece müteahhitlerin biraz nefes almasının sağlanması isteniyor

Merkez Bankası’nın yaklaşık 46 milyar liralık ihtiyat akçesinin Hazine’ye aktarılması bir süre tartışıldı. Bunun doğru olmayacağını söyleyenlere rağmen geçtiğimiz günlerde Meclis’ten geçen bir torba yasa ile söz konusu ihtiyat akçesi Hazine’ye devredildi. Elbette, ciddi bir sıkıntı olmasaydı böyle bir adım atılmazdı. Ancak, ekonominin her alanında işler giderek sıkışıyor, her sektör kendince çözüm arayışına giriyor. Zaman zaman iyice sıkışan sektörlerde vergi indirimleri devreye sokuluyor. Bu durum söz konusu sektörün biraz rahatlamasına sebep oluyor ama vergi indirimlerinin sürekli kılınması da devletin gelir gider arasındaki açığı sebebiyle mümkün olmuyor. Vergi indirimlerinin sona ermesi ile birlikte satışlar durma noktasına geliyor. Sonuç olarak OSD Başkanı Haydar Yenigün otomotiv sektörünün uzun vadeli yeni desteklere ihtiyacı olduğunu söylüyor:

“Otomotiv çok hassas bir sektördür, sistemin tökezlememesi için yavaş bir geçiş olması çok daha sağlıklı olurdu. Türkiye’nin ihracat, üretim ve istihdam performansı açısından en yüksek katma değer yaratan sanayisi konumunda olan otomotiv için son derece hayati olan destekler gerek sektör gerek ülkemiz için kritik önem taşımaktadır.”

Bu arada konut sektöründe yaşanan daralma ile ilgili olarak Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Mithat Yenigün, bugün itibariyle 800 bin ile 1 milyon arasında konut stoku bulunduğunu belirterek, “Türkiye Emlak Katılım Bankası fon oluşturarak bu stoku devralırsa sorun çözülür” diye konunun ciddiyetine dikkat çekiyor. Bu noktada elbette fonun nasıl oluşturulacağı, paranın nereden bulunacağının ayrıca tartışılması gerekiyor.

Bu arada yine medyaya yansıyan haberlerden, geçen yıl konut ve enerji sektöründe kur farkı sebebiyle ortaya çıkan 20 milyar dolarlık batık krediye yapılandırma ile çözüm bulunması istendiğini öğreniyoruz.

Kısacası ekonominin neresine bakılırsa bakılsın iç açıcı bir durum olmadığı görülüyor. İşsizlerin sayısı giderek artarken, çalışanların aldıkları ile geçinmeleri her gün biraz daha zorlaşıyor. Emeklilerin durumunu söylemeye bile gerek yok. Çünkü hâlâ milyonlarca emekli asgari ücretin altında bir ücret alıyor. Bu durumu izah için Ocak-Haziran döneminde kartlı ödeme tutarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20’lik artışla 455 milyar liraya ulaştığını, Türkiye’de kredi kartı adedinin 67.9 milyona ve banka kartı adedinin de 156 milyona ulaştığını söylemek yetecektir. Yani insanımız ihtiyaçlarını borçla karşılıyor.

Ekonominin içinde bulunduğu problemleri sıralamak derde derman olmuyor. Bu bakımdan sanıyorum öncelikli olarak uygulanmakta olan küresel sermayenin güdümündeki faizci ekonomi sisteminin masaya yatırılması gerekiyor. Çünkü ülkemizde uygulanan ekonomik sistem sadece küresel sermaye sahiplerini zengin ediyor, insanımız giderek fakirleşiyor, ömrünü bu sermaye çevrelerini zengin etmek için harcıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?