Amerika izlenimleri-ı

Geçtiğimiz hafta sonu Amerika’da yapılan Saadet Partisi kampına katıldık. Bilvesile yol gözlemlerimizi paylaşmak istiyoruz.

Özgürlükler ülkesi olarak bilinen Amerika’ya dört gidişimde de sor(g)uya tabi tutuldum. İlki bir işadamları derneğiyle olduğundan o kadar uzun olmasa da münferit seferlerimin tümünde de hiçbir yerde görülmeyecek kadar çok soru yağmuruna tutuldum. Korku mu, özgüven mi kestirilemeyecek kadar yoğunlukta. Avrupa’dan Uzakdoğu’ya, Ortadoğu’dan Afrika’ya kadar dünyanın hiçbir ülkesinde olmayacak kadar çok sorgu. Birçok ülke, yolcunun beraberinde getirdiği eşyadan kuşkulanırken, Amerika’da, “Kimlerle ne konuşacaksın?” sorusu en fazla merak ettikleri konu.

Bununla beraber ilginçtir Amerika’daki bir kısım Müslümanlar, Türkiye’dekilerin Amerikan karşıtlığına deyim yerindeyse öfkeliler ve neden Amerika’ya karşı böyle bir tutum içinde olunduğunu anlamakta zorluk çekiyorlar. Bu durum ABD hükümetinin “deniz aşırı eylemlerini” halkına çok yansıtmadığını gösteriyor. Diyorlar ki: “Amerika herhangi bir Batılı kadar Batılı, onun dışında zararı yok.” Onlara göre ABD özgürlükler, fırsatlar, refah ve güvenlik ülkesi, herkes inancında ve inancını yaşamada son derece özgür. Devlet dini semboller üzerinden bir politika üretmiyor ve her şeyi kişisel tercih olarak değerlendiriyor. Örneğin herhangi bir İslam ülkesinden gelen kişi -öğrenci veya memur işi ne olursa olsun- istediği gibi giyinebiliyor. Hatta istediği tür çarşafını veya başörtüsünü kullanabiliyor. Böyle bir özgürlük, İslam ülkelerinin bazılarında bile yok.

Amerika’da genel durum nasıl sorusuna verilecek en kısa cevap; ‘Trump geldi dertler bitti’ dönemi; refah seviyesinin, iktisadi kalkınmanın en yüksek olduğu süreci yaşadıklarını belirtiyorlar. ABD’deki rakamlarda işsizlik oranı hesaplanırken üniversite öğrencileri de işsizliğe dâhil ediliyor. Buna rağmen işsizlik oranları tarihin en düşük seviyesinde ve %0,45 düzeyinde yani yüzde yarımın da altında bir oran. Türkiye’de yüzde 15 civarında olduğunu düşünürseniz, bu rakamların ne anlama geldiği daha iyi anlaşılır.

 Amerika’da iş bulma imkânı hayli yüksek; çalışmak isteyen herkese hemen iş var. Otellerde temizlik, lokantalarda bulaşık, kafelerde servisçilik, esnafta tezgâhtarlık gibi. Ülkeye ulaştıktan bir gün sonra işiniz hazır. Çalışma saatlerini çalışan belirliyor. İş, saatlere ayarlı; bir iş yerinde haftada iki gün birer saat çalışmak istiyorsanız, çalışabilirsiniz. Mesela “Ben, Salı ve Perşembe günleri 17.00-18.00 arası çalışırım” derseniz bu mümkün. Ücret de hayli tatmin edici düzeyde.

Trump döneminde göçmen politikasında bayağı zor kullanılmış. Eskiden her gelen rahat girerken, Meksika sınır görüntüleriyle kamuoyuna da yansıyan göçmen politikalarında sertlik var. Bunun da nedeni muhtemelen Trump’ın tüccar kafası ve aşırı Amerikancı tavrı. Ekonomi ve güvenlikle yakından ilişkili. Biz dışarıdan bakarak dünyanın en geri zekâlı adamını (Trump) başkan seçmişler diyoruz ama muhtemelen Trump seçime girerse tekrar seçilir.

Washington’un en yüksek mekânı Kongre binası; halkın temsilcilerinden oluşan Kongre binasının sembolik değeri olduğundan Kongre’nin üstünlüğünü sağlamak için hiçbir binanın ondan daha yüksekte olmasına müsaade edilmiyor. Oysaki finans başkenti New York’ta dev plazalar, gökdelenler ve kuleler mevcut.

4 Temmuz Washington’un Milli Bayramı; ilginç bir şekilde Amerika’da tatiller “long weekend” uzun hafta sonu olarak adlandırılıyor. Tatil günlerini özellikle hafta sonuna denk getirmişler ki Cumartesi-Pazar’la birlikte Pazartesi Salı da tatil olsun 4 güne çıksın gibi veya Perşembe-Cuma’yı ekleyerek milli günleri böyle tatil günlerine denk getirmişler. Amerika hâlâ dünyayı kendine çekiyor; büyük bir turist ülkesi. Her taraftan akın akın gelen milyonlarca turist ağırlıyor. Çoğunda dünyayı nasıl sömürdükleri anlaşılan dev müzeler var.

  İlginç bir başka durum, halk özgürlükler ülkesinde yaşadığı bilincinde, bu nedenle de vatandaşlar ılımlı. Mesela kendi ülkenizde bile hissettiğiniz sizinle “aynı kökten gelen insanlar” varlığınıza tahammül edemezken, Amerika’da müthiş bir hoşgörü görmek mümkün. Zira burada şiddete yol açmadığı sürece her fikir özgürce ifade edilebiliyor. Bunun bir parçası olarak ABD Başkanı Trump’ın evi, Beyaz Saray’ın önünde 24 saat proteste eden insanlar var. Şiddet ve teröre bulaşmadığı sürece her türlü fikir ve protesto serbest bırakılmış. Herkes her şeyi istediği gibi eleştirebiliyor, vatan haini ilan edilmiyor. Karga tulumba insanlık dışı bir muamele ile belki de yerlerde sürtülerek ekip otosuna bindirilmiyor. Tabii siyahî vatandaşlarla ilgili bazı ciddi vakalar yaşansa da bu genele teşmil edilecek bir durum değil. Genel anlamda kurallar herkes için aynı şekilde uygulanıyor diyebiliriz. Evrensel bir dünya oluşturmuşlar ve her türden insan kendine bu ülkede yer bulabiliyor.

Ekonomik durumuyla ilgili; ABD artık ağır sanayiden vazgeçmiş, bilişim ve ileri elektronik teknolojiye yönelmiş; eski dev araba fabrikalarının yerine Facebook, Twitter, Google ve Apple gibi markalarıyla dünyaya yön veriyor. Hatta onu da Uzak Doğu ülkelerinde ürettirip masa başından, oturarak para kazanma yolunu bulmuşlar. Zaten bu tür kurumlara dünyanın her tarafından insanlar çalışmaya geliyor. Beyin göçü denen hadise de burada devreye giriyor. Başkalarına kan ve ölüm kusturan bu millet, kendi halkına özgürlük ve refah yaşatıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç. Dr. Necmettin Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?