Kültürel facia

Bu ülkede bir Milli Eğitim Bakanı’nın, “Şu mektepler olmasa, maarifi ne güzel idare ederdim” dediği söylenir. Milli Eğitim, insanımızın geleceğinin tohumlarının atıldığı sıralardır. Milli Eğitim, çocuklarımızın istikbalidir, mesleğidir, hayatının merkezidir. Milli Eğitim, ilim ve irfan yuvası olması gereken mekânların bütünüdür. Milli Eğitim, düşüncenin, fikrin en önemli değer olduğunun, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinin en önemli amaç olduğunun ortaya konulması gereken politikalar bütünüdür.

Maalesef bu ülkede her iktidar döneminde Milli Eğitim politikaları, sıradan işler olarak görülmüş, çocuklarımız ve gençlerimiz ilkokuldan üniversite sıralarına kadar “ezbere dayalı eğitim” metotlarıyla yarış atı gibi yetiştirilmeye çalışılmıştır. Ezbere dayalı bu sistem, maalesef, mezun olduktan sonra hiçbir işe yerleşemeyen genç işsizler ordusunu ortaya çıkarmıştır.

Milli Eğitim’in angarya olarak görüldüğü her iktidar döneminde, en basit işlemleri ve en basit genel kültür sorularını bile bilemeyen bir nesil ortaya çıkmıştır.

Geçtiğimiz günlerde ATV ekranlarında Müge Anlı’nın sunduğu Güven Bana adlı yarışmayı seyrediyoruz. Müge Anlı, programda birbirlerine güvenerek soruları cevaplaması istenen yarışmacılara soruyu soruyor:

“Yeni doğmuş, sütle beslenen sığır yavrusuna ne denir?”.

Şıklar şöyle: A – Kuzu... B – Sıpa… C – Buzağı... D – Oğlak...

Normal olarak beş saniye içinde bu soruyu cevaplaması gereken yarışmacılarımız başlıyorlar düşünmeye… Sanki kendilerine, “Atomun çekirdeği nasıl patlatılır?” diye bir soru sorulmuş gibi şaşırıp kalıyorlar. Hindi gibi düşünmeye başlıyorlar, nihayet süre bitiyor… İki yarışmacı da oğlak cevabı vererek yanlış şıkkı işaretliyorlar.

İşte, hayattan kopuk, bu ülkenin gerçeklerinden habersiz insanların bilgi dağarcığının ne halde olduğunun çarpıcı bir analizi. İşte, bir değil, iki kişinin bile cevap vermekten aciz kaldığı kültürel iklimimizi özetleyen çarpıcı bir yarışma notu…                      

Durun, durun, daha bitmedi… Star ekranlarında da Alp Kırşan’ın sunduğu Kapanmadan Kazan diye bir yarışma var. Bir yarışmacı Alp Kırşan’ın sunduğu soruları biliyor, saniye kazanıyor, diğer yarışmacı da kazanılan bu saniyeleri hediye stüdyosunun içinden hediyeleri çıkararak kullanıyor. Kapanmadan Kazan 6 Temmuz 2019 Cumartesi günkü etabında çıkan sorulardan biri de, “Deyime göre yüksekten atan kişiler mangalda ne bırakmaz?” oldu.

Sorunun cevap şıkları şöyle:  A) Yürek B) Duman C) Kül D) Köz

Yarışmacı, birkaç saniye düşündükten sonra hemen cevabı yapıştırdı… “Köz”… 

Sunucu Alp Kırşan, “Doğru cevap olarak Köz’ü işaretleyelim mi?” diye format gereği sordu.  Yarışmacı, “Evet işaretleyelim” dedi.

İlkokul çağlarındaki miniklerimizin bile kolaylıkla bilebileceği bu deyimin cevabı, elbette köz değil, küldü… Yarışmacılar, 20 saniyelik hediye hakkını bile kullanamadan elendiler…

Zaman zaman Kim Milyoner Olmak İster yarışmasında da böyle genel kültür faciaları yaşanıyor. Yarışmacılar 500 liralık, 1000 liralık soruları bile bilemeden eleniyorlar.

Ne diyelim! Milli Eğitim’in bilgiye, kültüre değil ezbere dayandığı bu ülkede böylesi kültür facialarını daha çok görürüz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?