Davet ama nereye?

Bismillahirrahmanirrahim;

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

Önceki yazıda tebliğ ve davet konusunu ele alınmış ve tanımları üzerinde durulmuştur. Bu yazı ise, tebliğ ve davetin nereye ve nasıl yapılacağı ile ilgili olacaktır. Tebliğ ve davet, “Allah’ın yolu” için yapılan bir duyuru ve çağırmadır. Bu bir Müslümanlık görevidir. Maide 99: “Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir…” Peygambere farz olan, ümmete de farzdır. Bu görev yapılmadığı zaman, peygamberler peygamberliklerini, ümmet de ümmetliğini yapmamış olur.  Bu konuda ikaz vardır. Maide 67: “Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun elçiliğini yapmamış olursun…” İnanan bir toplumun tebliğ ve davet görevi, insanın; ibadet, hilafet, emanet ve imaret sorumluluğu gereğidir. Al-i İmran 104: “Sizden, hayra (İslam’a) davet eden, marufu (iyiliği) emredip münkeri (kötülüğü) yasaklayan bir ümmet (teşkilat) bulunsun...” Bunun için inanan bir toplumun, tebliğ ve davet görevini terk etmesi, namazı ve orucu terk etmesinden daha veballi bir şeydir. İnananların “vasat bir ümmet” olarak tanımlanmış olmaları, tebliğ ve davet görevini yapıyor olmalarındandır. Günümüz Müslümanları, tebliğ ve davet görevini hikmetine uygun bir şekilde yerine getirmediklerinden zillete düşmüşlerdir. Müslümanlar, zilletten kurtulup izzete kavuşmak istiyorlarsa, tebliğ ve davet görevlerini kusursuz bir şekilde yerine getirmelidirler ki, arzu ettikleri saadete nail olabilsinler.

MECRA

Tebliğ ve davetin mecrası Allah’ın yoludur. İslam’a davet, Allah yoluna davet, hayra davet, iman etmeye davet, Allah’ın kitabına davet, kurtuluşa davet, hayat veren şeye davet, bunların hepsi Kur’an’da faklı formlarda zikredilen “Allah yoluna” çağrı beyanlarıdır. Allah’ın yolu ise, ılımlı İslam değil, şuurlu İslam’dır. Allah’ın İslam’dan başka bir yolu yoktur. Bir şeyi ifade edelim ki günümüzde, Müslüman çoğunluğun “İslam” olarak kabul ettiği ılımlı İslam ile Kur’an ve sünnetin tanımladığı şuurlu “İslam” arasında, isim benzerliğinden başka bir ilişki yoktur. Günümüzde Müslüman çoğunluğun kabul ettiği İslam; faize, kumara, içkiye, zinaya, binaya, kamusal alana, hırsızlığa, yalana, talana, adalete, siyasete, eğitime, yönetime, uluslararası ilişkilere, iktisada ve daha birçok dünyalık işlere müdahale etmez. Bu anlayışa göre “İslam” sadece vicdan işinden ibaret bir maneviyattır. Bilelim ki böyle bir din “Allah’ın yolu İslam” olamaz. Çünkü Allah’ın insanlara peygamberleri aracılığı ile bildirdiği “İslam”, insanların hem dünya hayatlarını, hem de ahiret hayatlarını düzene koyan muazzam bir hayat nizamıdır, adil bir düzendir. Bir hayat nizamı, adil bir düzen olarak İslam; insanların her haliyle ilgilenir ve hak çözümler önerir. Tebliğ ve davetin mecrası, Allah’ın bildirdiği, her şeyi düzene koyan şuurlu İslam’adır. Allah’ın bildirdiği İslam’ın yarısı kendisi değildir. İslam bir bütündür. İslamsız saadet olmaz. Olsaydı Allah, insanlara İslam diye bir din göndermezdi. Çünkü Allah’ın lüzumsuz işi olmaz.

ÜSLUP

Tebliğ ve davette kullanılması emredilen üslup, “kavli leyyin” yani yumuşak, tatlı ve etkili hak söz söylemektir. Rabbimiz Hz. Musa ve Harun’u Firavun’a tebliğ ve davet için göndermiş ve onlara şu tembihatta bulunmuştur. Taha 43-44: “İkiniz Firavun'a gidin, gerçekte o, çok azmıştır. Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır veya korkar.” İnanarak söylenen tatlı sözün etkileme gücü çok yüksektir. Tebliğ ve davette dikkat edilecek bütün esaslar Allah tarafından belirlenmiştir. Nahl 125: “İnsanları, Rabbinin yoluna (adil düzene) hikmetle (ilim ile) ve güzel öğütle (etkileyici, tatlı ve yumuşak söz ile) davet et ve onlarla en güzel bir (tanıtım ve örneklik ile) mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin kimlerin kendi yolundan (adil düzenden) saptığını çok iyi bilendir ve kimlerin hak yolu (adil düzen yolunu)  izlediğini de en iyi bilendir.” Son derece tutarlı, akla ve ilme uygun, inandırıcı ve sistemli bir şekilde yapılan tebliğ ve davet etkili olur. Tebliğ ve davet görevini yapan kimsenin, emin bir kişiliğe, örnek bir ahlaka sahip, samimi bir şekilde, söylediklerini yaşıyor olması gerekir. Muhataplar iyi tanınmalı, durumlarına göre davranılmalı, itibar edilmeli, seviyeleri göz önünde bulundurulmalıdır. Muhataplara sevgi, şefkat, hoşgörü, tatlı dil ile yaklaşılmalı, tepeden bakılmamalı, kin ve nefret dili kullanılmamalı, zorbalık yapılmamalı, merhametli olunmalıdır. İslam’ın fıtrat dini olması, getirdiği ilkelerin kolaylığı, kapsayıcılığı, iyi olan her şeyi emretmesi, kötülükleri yasaklaması, etkileyici ifade tarzı ve verilen ümitler, tebliğ ve daveti kolaylaştırır. Şuurlu bir Müslüman, İslâm’ı yaşamaktan, hem de onu bütün insanlığa en güzel bir şekilde ulaştırmaktan sorumludur. İslam; kişi ve kadro iktidarının, başkaları üzerinde hâkimiyet kurmanın aracı değil; huzur ve mutluluğun, gerçek barışın ve adaletin, kurtuluşun ve insanca yaşamanın ilahi reçetesi ve tek çaresidir. İslam’ın bu güzelliğini ve saadetini bütün insanlara hikmet, güzel öğüt ve en güzel bir şekilde mücadele ederek tebliğ etmek büyük bir cihattır. Tebliğ ve davet yaparken, boş çekişme, kuru inatlaşma ve münakaşalardan uzak durulmalıdır.

SAADET

Tebliğ ve davet, teşkilatlanmış şuurlu bir topluluk tarafından yapılması gereken bir görevdir. Hakkı üstün tutmayı şiar edinmiş Saadet Partisi kadroları, “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya” kurmanın temelini teşkil eden Milli Görüş’ü, Adil Düzen’i, Yeni Bir Saadet Dünyası fikrini topluma anlatan yaşanılan zamanın tebliğ ve davetçileridir. İnsanları hayra ve kurtuluşa çağırıyorlar, iyiliği emrediyorlar, kötülüklerin her çeşidine karşı yoğun bir mücadele veriyorlar. Saadet Partisi, bu görevi Allah rızası için, sadece insanlar saadet bulsunlar diye yapıyor. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?