Bizim mahallede neler oluyor?

Son yıllarda sadece Batı’da değil ülkemizde de “eşcinsellere özgürlük” adı altında gayr-i ahlaki görüntülerin sergilendiğini görmekteyiz. Bu görüntülere karşı toplumun farklı kesimlerinden üç ayrı refleks yükseliyor: Eşcinselliğin özgürlükler bağlamında ele alınması gerektiğini dolayısıyla bu kişilerin de evlilik yapıp topluma katılabilme haklarının olduğunu düşünen kesim. Sorunun kabul edilemez olduğunu ileri süren ve bilinçsiz kitleleri kışkırtan,  şiddete teşvik eden kesim. Fıtratın korunmasını esas alan ve bu durumun aile kurumuna zarar getirdiğini düşünen fakat şiddeti tetiklemek yerine sorunun çözümüne odaklanmanın daha doğru olacağını düşünen kesim.

İslam merkezinde şefkat, adalet ve merhamet gibi değerleri barındırır ve ahsen-i takvim üzere yaratılan insanın hangi şartlarda olursa olsun bu değerlerle tanışma hakkının olduğunu savunur. Zira eğer öyle olmasaydı hata eden kulun tövbe ile Allah’ın rahmetine sığınma hakkı olmazdı. İslam kültüründe insan ilişkileri şiddet ve nefret eksenli olmamış, şefkat ve sevgi merkezli olmuştur. Bu nedenle bu insanları dışlamak, horlamak, ötekileştirmek yerine telkin ve teşvik edilerek tedavi olmaları ve fıtratlarına dönmeleri sağlanabilir diye düşünüyorum. Zira uzmanların çoğu bunun bir rahatsızlık olduğu noktasında hemfikirler. “Aynı cinse ilgi duyma başlangıç itibari ile hormonlara bağlı psikolojik bir hastalık olarak tarif edilir” (Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan). Prof. Dr. Nevzat Tarhan Hocamız, bu sorunun hormonal bir rahatsızlık olarak kabul edildiğini aile ve çevrenin baskısı sonucunda ise cinsiyet kimlik bozukluğu olarak görülmeye başlandığını ifade eder.

İslam çift cinsiyetli doğan kişilerin tedavisine ve baskın olan cinsiyetin desteklenmesine müsaade etmiştir. Ancak uzmanlar günümüzde hızla artan bu sorunun çok azı müstesna genellikle çocukluk ya da ergenlik döneminde maruz kalınan ruhsal örselenmelere ya da farklı etkenlere bağlı olarak geliştiğini ifade ediyorlar.

Eşcinselliğin bir tercih bir farklılık olduğunu ileri sürüp ifadelerime karşı çıkanlar mutlaka olacaktır. Ancak sadece İslam toplumlarında değil dünya ekseninde bu durum toplumların inanç, örf ve adetleri noktasından değerlendirilmiş ve ortak tepkiler ortak refleksler ortaya çıkmıştır. Peki neden? Zira toplum ailenin geniş bir versiyonudur dolayısıyla aile kurumuna gelebilecek her türlü tehlike toplumu doğrudan etkiler. Aile ise sağlıklı anne, baba ve çocuklardan oluştur. Kabul etmeliyiz ki eşcinsellik toplumu özelde de aileyi tehdit eden bir sorundur. O nedenle ailenin çocukları ile ilgili sorunu erken vakitte tespit edip profesyonel bir destek almaları gerekir.

Eşcinsellik geçmiş dönemlerde de vardı ancak bugün bu sorunun daha da arttığını ve bu kişilerin kendilerini kabul ettirebilmek için meydanlara çıkıp mesajlar vermeye çalıştıklarını görmekteyiz. Bunda kuşkusuz Avrupa Birliği için girişilen müzakerelerin, imzalanan bazı sözleşmelerin ve bunun toplumsal hukuki yansımalarının büyük etkisi var. Ancak sorunu tek bir sebebe bağlayamayız o nedenle ilgili uzmanlar olayı bütün yönleri ile araştırmalı ve ayakları yere değen çözümler üretmelidirler.

Tepkilerini abartılı şekilde veren ve seslerini yükselterek sorunu çözebileceklerine inanan kimseler ise kendilerine dönüp şu soruları sormalıdırlar:

Gençlerimiz neden cinsel sapmaya doğru evriliyor? Hangi şartlar bu sorunu tetiklemiş olabilir? Annenin sevgisizliği, babanın baskıcı tutumu mu? Şiddet mi? Çocukluk döneminde maruz kalınan cinsel istismar mı?

Hormonal dengemizi bozacak şartlar mı oluştu ya da? Önce ailede ve sosyal alanda açılan bu çatlakların tespitini yapmalı ve çareler aramalıyız. Aksi takdirde çatlaklar giderecek büyüyecek içeri giren sular aileyi batırıp tamamıyla yok edecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?