Osmanlı’dan Bahsetmiyorum

Hayatı iyi gözden geçirmek gerekir. Köyde ve mahallede kimler kalır, ne yaparlar, ne alırlar, ne satarlar bilmeli ve iyi işlerinde başarılı olması için el ve dille yardım ederken kötü işlerinde kötüyü iyiye çevirme yardımı yapılmalı.

Benim bu güne kadar gezdiğim, gördüğüm her yerde köy ve mahallede halkın fakir, dul, yetimlerine yardım elini uzatanlar, genellikle dinine bağlı insanlardır.

Dernek olarak, vakıf olarak veya bireysel olarak hayır işleriyle uğraşanlar, yine çoğunlukla dinine bağlı olanlar.

Her partinin dindar insanları vardır ve onlar bazen ayrı partiden insanlar olarak, bazen tek başına hayır hizmetlerini devam ettirmektedirler.

“Yardım” deyince biz genellikle maddi bir şeyin verilmesini anlarız.

Doğrudur. Maddi şeyin verilme şekilleri de vardır.

Elektrik ve elektrikli ev aletleri tamiri yapan iki dükkân yan yana.

Elektrikli ev aletlerinin tamirini yapan usta ölünce, yalnız evlerin elektrik arızalarını tamir eden adam bir baktım ev aletlerinin motorlarını da tamir ediyor.

“Sen yıllardır buradasın ve bu işi yapıyordun ama motorlu aletleri tamir etmiyordun, ne oldu?” dedim,

“Ben bu dükkânı o ihtiyar amcadan sonra açtım. Onun işini de yapabilirdim ama hiç yapmadım. Gelen müşterileri komşuma gönderdim. Geçen sene vefat edince o işleri de yapmaya başladım” dedi.

“Peki, senin bu işi yapabildiğin halde müşteriyi ona gönderdiğini o biliyor muydu?” dediğimde, “Gönderdiğimi biliyordu ama benim bu işi de bildiğimi bilmiyordu” dedi.

Osmanlı döneminden bahsetmiyorum.

Osmanlı’yı Osmanlı yapan bu İslam dininin kırıntılarıyla hâlâ İslam ahlakını temsil eden ama neyi temsil ettiğini de bilmeyen o nasırlı elleri öpülesi insanlardan bahsediyorum.

Elli bin nüfuslu bir ilçede bir dost sohbetinde bu tür insanlardan örnek verirken, “Hocam sen neden bahsediyorsun, bu millet bozulmuş, tedavisi de mümkin değil” diyenlere;

“Siz bu şehirde halka kötülük yapanları bir kâğıda yazın da göreyim. Siz beş kişi el ele vererek yazsanız toplam on kişiden fazla yazamazsınız. Ama bu şehirde okul, cami, yurt, kurs, burs, fakirlere yardım gibi hayır hizmetleri için kurulmuş yirminin üzerinde dernek ve vakıf vardır, o derneklerin üyesi vardır, yaptığı iyiliği kimseye söylemeden, iyilik yaptığı adama bile çaktırmadan iyilik yapan elektrik tamircilerimiz vardır.”

Daha önce yazdığım, ayakkabı imalathanesinde usta olarak çalışırken, kiralık evinin bir odasını öğrenciye ayırıp, her dört yılda fakir bir üniversite öğrencisinin yemeğini, çamaşırını, okul ihtiyaçlarını karşılıksız karşılayıp mezun olup giderken “Sen de her dört yılda bir öğrencinin masraflarını çekeceksin” diyen bir arkadaşımın hayrını size aktarmıştım.

İyilik, hayır, yardım gibi şeyler parayla olmaz.

Fakirlik korkusunun gölgesi bile yüreğine girmemiş adam gibi adam olmak gerek.

Ondan sonra ister zengin ol, ister fakir.

Sen iyi bir hayırseversin demektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?