Yeni 15 Temmuz Tehditleri

Bismillâhirrahmânirrahîm;

TÜRKİYE, hâlâ 15 Temmuz hamasetinden kurtulup da ciddi ve etkili tedbirlere yönelebilmiş değil. Yöneticilerimiz 15 Temmuz öncesi, “Darbeler dönemi bitti. Bir daha darbe olmaz” rahatlığını halka lânse ediyorlardı. Fakat sonuca ulaşmaya ramak kalan hain bir darbe girişimiyle karşılaştık. Çünkü “Darbe olmaz” demek çözüm değildi. Türkiye’yi darbeye götürebilecek bütün tedbirlerin alınması gerekmez miydi?

Yöneticilerimiz darbe girişimi konusunda “istihbarat zafiyeti” bulunduğunu kabullendiler. Türkiye’nin FETÖ tehlikesini, 50 sene sonra bir darbe girişimi sonucu fark etmesi affedilmez bir gaflet. Adeta darbeye davetiye çıkarıldı. Bu sebeple bu konuda ihmali olanlar bulunup çıkarılmalı; bundan sonrası için ciddi tedbirler alınmalıdır.

Gerçek ortada olduğu için, siyasiler 15 Temmuz konusunda hamasî nutuklara girişmemeli. Hainler, darbeyi gece 03.00 için planlamışlardı. Darbe yapacakları önceden anlaşılınca, niyetlendikleri darbeyi 6 saat önceden başlattılar. Akşam saatleri olduğu için halk, asker içindeki darbeci cunta ile karşı karşıya geldi. Yöneticiler ikiye ayrılınca halk birleşti. Bu gelişme karşısında darbeciler koordineyi kaybetti. Halk o gece destanlar yazdı.

Sinsi plan erken anlaşılmayıp, planlandığı üzere darbe girişimi gece yarısı başlatılsaydı Türkiye’nin başına gelecekleri düşünebiliyor musunuz? Allah korusun, çok kan akacak, Güneydoğu kaybedilecekti. Allah, 15 Temmuz gecesi hepimizi merhametiyle kuşattı.

Türkiye bu gerçekler ışığında sinsi planlara karşı uyanık olmalı. Birlik ve beraberliğini her zaman güçlü tutmalı.

 İHMALİ BULUNANLAR

DARBE girişimini yalnız 15 Temmuz gecesiyle açıklamaya çalışmak problemi çözmez. Çünkü darbe girişimi sonuçtur. O sonucu hazırlayan sebepleri göz ardı edemezsiniz. Hem de yarım asır öncesine uzanan sebepler bunlar. Bu süreçte ihmali olanlar bulunup çıkarılmadıkça yeni tehlikelerin önü alınamaz.

Şu konu dikkatinizi çekiyor mu? Birileri FETÖ’yü o derece itibarlı hale getirmişti ki, bu gidişatın hayra alamet olmadığı uyarısı yapanlar suçlanarak dışlanıyordu. Apaçık yanlışları ifade edebilmek o kadar zorlaşmıştı ki! Adeta FETÖ’nün “dokunulmazlığı” vardı. Askeriye, Emniyet, Millî Eğitim başta olmak üzere önemli kurumlar onların kontrolündeydi. İş gördürmek onların referansına bağlıydı.

Bu ortamı kimler hazırlıyordu? FETÖ itibarlı hale getirilmişti. Tehlikeyi görenler dışlanıyordu. İşin garipliğine bakın ki, darbe girişimi başarısız olunca herkes FETÖ uzmanı kesildi. Peki, bu kişiler “uzmanlıklarını”(!) niçin 15 Temmuz öncesi konuşturmadılar?

Diyanet İşleri eski Başkanı Ali Bardakoğlu, darbe girişimi sonrası yaşanan garabeti şu sözlerle ifade etti: “FETÖ darbesi, herkesin kendi konumunu güçlendirmek için karşısındakine doğrulttuğu bir silâh haline geldi.” Bu iki yüzlülükle yeni tehlikelerin önünü alamazsınız. Hâlâ apaçık tehlikeleri göremeyenler var.

Genel Kurmay eski Başkanı Hilmi Özkök’ün şu sözleri her şeyi anlatmaya yetiyor: “Hükümeti FETÖ konusunda uyarmıştık. Pek bir şey yapılmadı. 15 Temmuz göz göre göre geldi.” (19.10.2016)

TEHLİKE HâLâ VAR

FETÖ konusunda “ibadet, ticaret, ihanet” silsilesi çok konuşuldu. “Tabanı ihanet” denilenler devletin içindeydi. Çoğu kandırılmıştı. Üzerlerine çok gidildi. Ama aynı kararlılık “tavanı ihanet” denilenler üzerinde gösterilemedi. Amacı bilerek diğerlerini yönetenler onlardı.

Meselâ, FETÖ’cülüğün siyasî ayağı üzerine niçin ciddiyetle gidilmedi? TBMM’de, “FETÖ’nün siyasî ayağı üzerine gidilsin” araştırma önergelerine kimlerin engel olduğunu biliyor musunuz? Araştırılırsa, kendilerine toslayacaklarını biliyorlardı.

15 Temmuz darbe girişimi 50 yıllık bir gelişmenin ürünüydü. Bu hain yapının izlerini 50 yılda silebilir misiniz?

Şimdi, FETÖ tehlikesinin kat kat büyüğü var önümüzde: “İstanbul Sözleşmesi.” Aile yapımızı dinamitlemeyi, Türkiye’yi çökertmeyi amaçlayan büyük bir tehlike… Türkiye hassasiyeti taşıyanlar durmadan uyarıyorlar. Bakalım, yöneticilerimiz ne zaman bunlara kulak verecek?

Aile ve kadın konusundaki araştırmalarıyla bilinen Sema Maraşlı sosyal ağlarda paylaştı: “AK Parti’nin lânetli İstanbul Sözleşmesi’ni imzaladığı gün İstanbul Bizans’a geçmişti.”

MEMUR-SEN GENEL BAŞKANI Ali Yalçın, “İstanbul Sözleşmesi topluma yapılan en büyük kötülüktür” diyerek uyardı: “Türkiye, toplumu ifsat eden, aileyi hedef alan bu sözleşmeden çekilmeli.” (13.07.2019)

Yazar Mustafa Sabri Başer uyarıyor: “15 Temmuz’dan daha güçlü ve sinsi tehlike: İstanbul Sözleşmesi.” (15.07.2019)

İstanbul Sözleşmesi’ne dayanarak 6284 sayılı yasa çıkarıldı. Hemen arkasından LGBTİ Derneği kuruldu, eşcinseller meydanlara indi, aile faciaları arttı.

Anadolu Gençlik Derneği yol gösteriyor: “İstanbul Sözleşmesi derhal iptal edilsin!”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Yaşar Inan - leküm diynuküm. ayeti bunlar için inmedimi. yani bunlara oy verenier için.. adamın icraatı bu işi bu. dini bu. siz hala onları Müslüman zannederek hainlik yapıyorsunuz. fetönun biri gider diğeri gelir bunlar getirir millet ister götürür ister oturur

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Temmuz 09:15

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?