Adanan bir hayat; Mehmed Şevket Eygi

Mehmed Şevket Eygi Rahmet-i Rahman’a kavuştu... Geriye dönüp baktığımızda hoş bir sada bıraktı. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun inşallah.

Bir ‘atanmışlar’ vardır bu hayatta, bir de ‘adanmışlar!’

İkisinin arasındaki muazzam farkı en iyi bilenler hiç kuşkusuz Milli Gazete okurları… Neredeyse bir asırlık hayat manzumesine bakıldığında -hatalarıyla, kusurlarıyla birlikte- merhum Mehmed Şevket Eygi, ‘adanmışlar’ listesindeki yerini aldı bile…

Peki, nasıl bir ‘adanmış’lıktı, merhum Eygi’nin ‘adanmış’lığı;

. Mümindi. Müslüman’ca bir hayat sürdü.

. Göründüğü gibiydi.

. Derviş ruhluydu...

. İsrafı, abartıyı, lüksü sevmezdi...

. Nezaket ve zarafet sahibiydi.

. Edep, adap bilirdi. Tam bir Osmanlı beyefendisi idi…

. Güler yüzlüydü...

. Şatafatı sevmezdi...

. Mütevaziydi...

. Mütefekkir ve mütevekkildi.

. Münevverdi.

. Estetikten yanaydı...

. Ezanın güzel okunmasını diler, camilerdeki hoparlörün kulakları rahatsız etmemesi gerektiğini tavsiye ederdi.

. Gençlere, “Mutlaka Osmanlıca öğrenin!” derdi.

. Asildi, mesela dolmakalem taşınmasını önemserdi.

. Ucuz yemek veren restoranları köşesine taşırdı.

. Bir İstanbul beyefendisi idi. İstanbul aşığı idi. Sesini yükselttiğini hiç duymadım.

. Dolapdere bitpazarını sık sık ziyaret ederdi, ucuz ama kaliteli eski eşyalar satın alırdı.

. Hat ve tezhibe, el yazması eserlere medfundu. Ağırlıklı olarak kitaplarını ve levhalarını Cumhurbaşkanlığı (Beştepe) Kütüphanesi’ne bağışladığını kendisi ifade etmişti.

. Kitap ve antika tutkunuydu.

. Eski model bir araba kullanırdı.

. Evlenmedi.

. Bir evi ve bir yazlık olarak kullandığı kır evi vardı. Evi bir ara İstanbul Milli Emlak Müdürlüğü (Hazine) tarafından kamulaştırılmak istendi. Ama tepkiler üzerine bundan vazgeçildi.

. Randevu saatlerine çok dikkat ederdi. Misafirlerine kendisi çay ikram ederdi.

. Evinde kedi beslerdi. Hayvan severdi.

. Kimse bilmezdi ama öğrencilere burs verirdi.

. Ehlisünnet çizgisinden hiç sapmadı.

. Ümmetin dağınıklığından ve parçalanmışlığından yola çıkarak "Hilafet"e yazılarında sık sık vurgu yapardı.

. "Kripto"lar hep hedefinde idi... Çift kimliklileri deşifre edilmeye davet ederdi.

. ‘Dönme’ler ve Türkiye’deki etki alanları hedeflerindendi. Yazılarında bu hususun sürekli altını çizdi.

. Meşru-seçilmiş yönetimden ve legaliteden yanaydı.

. Darbelerin her türüne karşıydı.

. Medyaya, yayıncılığa büyük önem verirdi.

. Müslümanların yüzbinler satan dergileri ve milyon tirajlı gazetelere sahip olmasını özlemlerdi.

. Kendisi de hem gazeteci hem de bir yayıncı (Bedir Yayınları sahibi) idi.

. Babıâli’nin hayattaki son kalemlerindendi.

. Geçmişte organize ettiği 'Sabah Namazları' programları çok konuşuldu.

. Milli Gazete'deki yazılarını karşılıksız kaleme aldı. Hiç ücret talep etmedi. Şahidiyim; Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, bozulan aracını tamir ettirmek istedi ama bunu bile kabul etmedi.

. Eğitim hep gündemindeydi. Mezun olduğu Galatasaray Lisesi'ne sık atıf yapardı.

. Bazı okulları (Eton Koleji) örnek verir, Türkiye'nin de bu yönde adım atmasını önerirdi.

. Milli ve yerliydi.

. Milli Gazete’de yazması için bizzat Erbakan Hocanın davet ettiği bir isimdi.

. Kemalizm'e karşıydı.

. Tasavvuftan yanaydı, tekkelerin açılması gerektiğini belirtirdi.

. Zonguldak-Ereğli eşrafından merhum Mehmed Said Eygi'nin mahdumu, Malatya eşrafından Binbaşı merhum Neş'et Bey'in kerimezâdesi merhume Seher Hanım’ın mahdumu idi...

 ‘İYİ BİLİRDİK!’

Cenazesindeydim…

Ebediyete son yolculuğunda ben de Fatih Camii’nde idim.

Türkiye’nin hemen her yerinden Müslümanlar, ‘iyi bilirdik’ ve ‘hakkımız helal olsun’ demek için cami avlusunu tıklım tıklım doldurdu.

Namazdan birkaç saat önce gittim, Fatih Camii avlusuna.

Cemaatle konuştum, sohbet ettim. Hemen tümünün ortak kanaati şuydu; “Mehmed Şevket Eygi bey, mücadelesiyle, duruşuyla, kalemiyle çok farklı, orijinal bir kişilikti. En bariz özelliği, ‘Ehli Sünnet’ çizgisinden milim taviz vermemesi idi…”

Allah (c.c.) rahmetini esirgemesin…

DARBELERE KARŞI MİLLİ GÖRÜŞ’ÜN TAVRI!

Bugün, 15 Temmuz 2019…

15 Temmuz hain ve alçak darbesinin yıldönümü…

Hiç kuşku yok; bu darbe girişimi dış güçlerce desteklenen, FETÖ ile beslenen, en önemlisi de Türkiye’yi işgale yönelik bir kalkışmaydı.

***

15 Temmuz 2016 gecesi…

Darbe kalkışmasının başladığı saatlerde, Milli Görüş’ün yegâne temsilcisi Saadet Partisi’nde de hızlı bir istişare ve telefon trafiği yaşanmaktaydı…

 

Saadet Partisi’nin o dönem Genel Başkanlığı’nı deruhte eden, Prof. Dr. Mustafa Kamalak, bombalanan ve kurşunlanan, milli iradenin tecelli ettiği yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) hiç tereddütsüz gitme kararı aldı.

Kamalak’ı taşıyan makam aracı Meclis yakınlarına geldiğinde ortalık toz dumandır. Yolların çoğu kapalı, etraf ana-baba günüdür. Genelkurmay’ın önü ve TBMM’ye giden yol hınca hınç dolu…

Kamalak, hainlerin attığı bombaların altında TBMM’ye doğru yol alırken darbeci cuntacıların kullandığı bir F-16 savaş uçağı Meclis üzerinden alçak uçuş yapar. Müthiş bir ses kulakları adeta yırtar.

Mustafa Bey, bu şartlar altında, milli iradeye sahip çıkma noktasında bir milim geri adım atmaz. Ve burada kendisine uzatılan mikrofona şunları ifade eder; “Ne olursa olsun, hiçbir şekilde askeri darbeleri desteklemek bizim açımızdan kat’i şekilde mümkün değildir…”

Hain darbe girişiminin henüz ilk dakikalarında TBMM’ye gitme cesaretini gösteren ilk Genel Başkan’dır, Kamalak.

Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Oğuzhan Asiltürk, olayı, “Akıl almaz ölçüde bir eşkıyalık” olarak niteledi. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “15 Temmuz, bütün ihanet şebekelerine rağmen, bu milletin sahip olduğu iman ateşinin hiçbir zaman söndürülemeyeceğini göstermiştir” ifadelerini kullandı.

***

15 Temmuz hain ve alçak darbe kalkışmasına Milli Görüş’ün karşı tavrı, karşı tutumu, bakışı bu kadar açık, bu kadar netti...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

03

Hayati Otyakmaz - "İNNÂ LİLLÂHİ VE İNNÂ İLEYHİ RÂCİÛN."

ALLAH TEÂLÂ MUHTEREM ÜSTADIMIZ MEHMED ŞEVKET EYGİ BEYEFENDİYE RAHMET EYLESİN, MAKAMI CENNET OLSUN (ÂMİN)!

ALLAH (C.C.), TÜM MÜSLÜMANLARA, MİLLÎ GAZETE CÂMİAMIZA VE SEVENLERİNE SABR-I CEMÎL İHSAN EYLESİN (ÂMİN)!

Merhum Üstadımız hakkında bu güzel makaleyi kaleme aldığınız için, size de çok teşekkür ederiz değerli kardeşim, aziz dostum Adnan Öksüz beyefendi. Allah (c.c.), sizden razı olsun.

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 15 Temmuz 11:22
02

Mahmut Sarar - Mehmed Şevket Eygi beyefendiyi çok güzel toparlayarak anlatmışsınız. Elinize sağlık. Allah razı olsun

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 15 Temmuz 10:54
01

Ts-61 - Allahü teala sizden razı olsun, Sn. Adnan Öksüz Hocam.! Başımız sağolsun! Rabbimiz sizlere sağlıklı, bereketli ömürler versin inşaAllah.!

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Temmuz 01:35

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?