Reklamı Kapat

Suriyeliler meselesine nasıl bakılmalı?

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 13 Haziran 2019 tarihi itibarıyla açıkladığı verilere göre Türkiye’deki kayıtlı Suriyeli sayısı bir önceki aya göre 6 bin 907 kişi artarak toplamda 3 milyon 613 bin 644 kişi olmuş. Böylesine bir nüfus hareketliliğinin dünyada çok nadir görülebilecek ölçekte olduğunu kabul etmeliyiz. Ülkemizde uluslararası koruma altında olan insan sayısı 2011 yılında 60 bin civarındayken, bu sayı bugün neredeyse 65-70 kat artmış durumdadır. Bu orandaki artış elbette sıradan bir olay değildir. Bu kadar çok sayıda insanı kabul eden bir toplumun hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmesini beklemenin hayatın gerçekleriyle örtüşmeyeceğinin de bilinmesi gerekir.

Peki, bu soruna nasıl yaklaşılmalı, çözüm için neler yapılmalıdır?

1- Bizden çok daha az mülteci/sığınmacı kabul eden ülkeler, “acil eylem planları” yaparak soruna uzun vadeli çözümler üretme yoluna gidiyorlar. Mesela Almanya gibi gelişmiş bir ülke 1 milyona yakın mülteci kabul etmesine rağmen, yaptığı plan ile bu durumu kendisi için avantajlı hale getirme yoluna girmiştir. Bu zamana kadar eksiğiyle fazlasıyla önemli işler yapıldığını göz ardı etmeden ifade etmeliyiz ki, bir an önce uzun vadeli stratejik bir plan ortaya konulmalıdır.

2- Devlet duygusallığı kaldırmaz. Sorunlara duygusal çözümler ancak günü kurtarır. Hatta sorunları zamana yayarak büyümesine sebep bile olabilir. Soğukkanlı olmak önemlidir. Popülizm bu tür konular için tam bir tuzaktır. Bu tuzağa düşülmemelidir.

3-Nefret söylemleri gettolaşmayı beraberinde getiriyor. Plaj gibi sokaktaki vatandaşların gündemine doğrudan girecek tartışmalar sağlıklı çözümleri getirmez ve fotoğrafın bütününün görülmesine engel oluşturur. Böylesine garip yaklaşımlardan kaçınmak toplumsal huzurumuz açısından önemlidir. Teşbihte hata olmaz. “Türken Raus” ifadeleriyle karşı karşıya kalan bir toplum olarak, yaşadığını başkalarına yaşatmak gibi yanlış yollara girilmemelidir. Empatinin işin anahtarı olduğu unutulmamalıdır.

4- “Onlar bize muhtaçlar. Canlarını kurtardık. Onların ne söylediklerinin önemi yok.” gibi yaklaşımlar sürdürülebilir değildir. Sorunların ortadan kaldırılmasında sığınmacıların da düşünceleri alınmalı ve ancak bu şekilde ortak çözümler bulunabileceği unutulmamalıdır.

5- Resmi makamların yapabileceği en önemli şey öncelikle kendi vatandaşlarının endişelerini gidermektir. Güvenlik dâhil her konuda yeterince tedbirin alındığı açık bir dille kamuoyuna anlatılmalıdır. Sığınmacılara varsa yapılan yardımların ne kadarının uluslararası kurumlardan geldiği, ülke vatandaşlarına ekstradan bir yük getirip getirmediği gibi hususların üzerinde durulması gerekir. Zengin Batılı ülkelerde bile göçmen karşıtlığının temelinde ekonomik sebepler yatıyorsa, bizim gibi imkânları kısıtlı olan ülkelerde vatandaşların tepkilerinin haklı olabileceği gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır. Hastanelerde sıra avantajları var mı, iş kurarken farklı bir muameleye tabi tutuluyorlar mı, gibi halkın günlük hayatında muhatap olduğu sorular bütün açıklığı ile cevaplanmalıdır. Bu sürecin bir tek ilacı vardır; o da şeffaflıktır.

6- Topluma entegre edilmeleri meselesi de etraflıca ele alınmalıdır. Onların buraya getirdikleri ekonomik sermayenin yanında sosyal ve kültürel sermayelerinin de doğru değerlendirilirlerse kıymetli olduğu vurgulanmalıdır. Ekonomik yük olarak görülmeleri azaldıkça kültürel alanlardaki katkıları daha çok takdir edilmeye başlanacaktır.  Buraya gelen veya burada doğan çocukların eğitimi ve yetişkinlerin önceki tecrübelerine ilaveten meslek edinme eğitimleri almaları kendilerine güvenlerini geri getirecektir. Topluma muhtaç olma duygusundan uzaklaştıkça kabul edilmeleri de kolaylaşacaktır. İstatistiklere göre bugün 650 bin civarında çocuk okula gidebilmektedir ama 500 bine yakın çocuk okul çağında olmalarına rağmen okul nedir haberleri yoktur. Şimdiden maalesef “kayıp kuşaklar” oluşmuş durumdadır. Bu durum acil koduyla masaya yatırılmalıdır.

7- Bütün bunların yanında devletin dış siyaseti tekrar gözden geçirilerek en azından ileride bu tür dalgalara maruz kalınmasının önüne geçilmelidir. Suriye dahil bölge ülkeleri ile olan ilişkilerin düzeltilmesi sorunun çözümü için çok önemlidir. Yumuşak gücün yanı sıra siyasi güç de olabildiğince kullanılarak bu insanların ülkelerine güvenli bir şekilde dönmelerinin önü açılmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?