Reklamı Kapat

Kaybetmek de vardır hayatta

Kişilik gelişimini tamamlamış, olgun ve ne yapıp ettiğini bilen kişi hayatın içinde yenilginin,  başarmak kadar başaramama ihtimalinin de olduğunu bilir ve kabul eder. Kişisel olgunluğa ulaşamayan, narsist ve ben odaklı kişiler ise her zaman başarabileceklerine inanır, başarısızlığı asla kabul edemezler. Oysa hayat denilen şey, iniş ve çıkışlarımız, düşme ve kalkmalarımızın bir sonucudur. Fakat yenilgiyi kabul edemeyen ve her seferinde zirvede kalmaya odaklanan güç odaklı kişiler hayatın kendileri için hep tozpembe olacağına inanır ve yenilgiyi bir felaket olarak görürler.

Yaşamlarını maddiyat ve başarı üzerine kuran ben odaklı kimseler yarışı hep ön saflarda götürmek isterler ve kendilerinin ancak bu şekilde değerli ve önemli olabileceklerine inanırlar. Zira başarıyı bir araç değil güç ve tahakküm unsuru olarak görmekte ve varlıklarını tamamen bu unsurlar üzerine bina etmektedirler. Bu kişiler için başarmak insanlığa faydalı olabilecek bir değer üretmek değildir, aksine nefislerine hizmet edecek ve varlıklarını yüceltecek taleplerini kolaylaştıracak kazanımlardır. Başarmak onlar için bir güçtür, imtiyazdır, para ve mevkiidir, şöhrettir. O nedenle başarıya tapınır hale gelen bu kişiler için kaybetmek büyük bir travma nedenidir. Oysa olgun insan başarısızlığın da başarmak kadar doğal olduğunu bilir ve bundan edineceği tecrübelere odaklanır.

Yaşamlarını maddi kazanımlar üzerine kuran ve yenilgiyi asla kabul edemem diyen şişirilmiş kahramanlar öncelikle kendilerine şu soruları sormalıdırlar:

Nerede hata yaptım? Kibre kapılıp insanları küçük mü düşürdüm, varlığımı maddiyat üzerine kurup ahireti unuttum mu? Paranın büyüsüne kapılıp haramı meşru görmeye mi kalktım? Hatalarımı nasıl ve ne şekilde iyileştirip yola devam edebilirim? Yeterince çalıştım ve çaba gösterebildim mi?

Başarıyı bir araç değil amaç olarak gören kişi kendini tek kişilik bir hücreye hapsediyor ve buradan kurtulamıyor. O, şartlar ne olursa olsun hep başarmak ve hep ön saflarda yer almak istiyor. Kendini başarı dediği şeye mahkûm ediyor,  özgürleşemiyor, başaramama hakkım da var diyemiyor. Başarma ihtirası bu kişiyi tamamen esir alıyor ve ona başarmak dışında bir hak sunmuyor.

Başarıyı putlaştıran kişi öncelikle bu hücreden kurtulup elimden geleni yaptım sonucun ne olacağını Allah bilir diyebilmelidir. Dua ve teslimiyet ile işi sahibine havale edip, inanmanın, rıza göstermenin, tevekkül etmenin ve teslimiyetin en büyük başarı olduğunu kabul etmelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?