Reklamı Kapat

Eleştirilemezlik zarar verir

İnsanların görüşlerini rahatça söyleyemediği bir ortamda yetkili makamlarda bulunanlar kendilerini eleştirilemez kabul etmeye başlayabilirler. Bu ise sağlıklı bir yol değildir. Sözü uzatmadan hemen ana konuya geçmek istiyorum. Son mahalli seçimlerin ardından dozu artmaya başlayan başkanlık sistemine yönelik eleştirilere iktidar kanadı özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eksik varsa düzeltilir” şeklinde cevap verirken ittifakın MHP kanadı eleştirenleri başkanlık sisteminin karşıtı, geçmişin tüm sıkıntılarına duyulan özlem olarak nitelendiriyor. Böyle olunca da sisteme yönelik eleştiri sahipleri hainler sınıfına sokuluveriyor. Sanki ortada dokunulmaz kutsal bir metin varmış gibi davranılıyor. Söz konusu sistem değişikliği belli bir süreç takip edilerek gerçekleşmiş ve sonunda halkın oyları ile hayata geçirilmiş olduğuna göre, eğer sistemin değiştirilmesini isteyenler belli bir sayıya ulaşarak konuyu gündeme getirirlerse sağlanacak mutabakat çerçevesinde değişiklik yapabilirler. Bu bakımdan ne başkanlık sistemini getirenler kahramandır ne de üzerinde bir takım değişiklikler yapılmasını isteyenler -eğer değiştirilebilirse- vatan hainidir. Artık şu vatanseverlik ve vatan hainliği yaklaşımından vazgeçelim. Çünkü bu yaklaşımın sürdürülmesi kamplaşmayı ve ayrışmayı gündeme getiriyor. Böyle olunca buna yol açanlar yaptıkları işin vatanseverlik mi yoksa farklı bir durum mu oluşturuyor gözden geçirmek durumundadırlar.

Bu arada Sayın Bahçeli, “Cumhurbaşkanı bir partinin genel başkanı olmasın, kendisine oy verenlerin de vermeyenlerin de Cumhurbaşkanı olsun” diyenlere geçmişte, “Tarafsız Cumhurbaşkanı mı?” sorusu ile karşılık veriyor. Tarafsızlığa yüklenen anlam bu soruya verilecek cevabı belirleyecektir. Eğer tarafsızlıktan maksat hiçbir fikre sahip olmamak ise hiç kimse öyle olamaz. Herkes mutlaka bir tarafa yakındır. Çünkü herkesin mutlaka bir mensubiyeti vardır. İnsanların inançları ya da inançsızlıkları bile bir taraf olduklarını gösterir. Hâlbuki uygulamadaki başkanlık sistemine yönelik iki ciddi eleştiri vardır. Birisi Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda bir partinin genel başkanı olması, ikincisi de tüm yetkilerin tek elde toplanmış olmasıdır. Özellikle de parlamentonun gücünün iyice zayıflamış olmasına itiraz ediliyor. Bunun yanında yargı bağımsızlığının etkisizleştirildiği de eleştiriler arasında. Bir bakıma eski sistemin sıkıntılara yol açan yönleri temizlenerek kuvvetler ayrılığının getirilmesi teklif ediliyor. Bu eleştirilere karşı olmak, yanlış bulmak gayet doğaldır. Ama eskinin istikrarsız dönemi özlemekle eleştiri sahiplerini suçladığınız anda, “Oturun oturduğunuz yerde. Fazla konuşmayın” anlamına gelen bir tavır ortaya çıkar.

Kaldı ki, başkanlık sistemi gündeme geldiğinden yürütülen kampanyalar sırasında en sık tekrarlanan konu koalisyon dönemleri ve istikrarsızlığa bu sistem ile son verileceği idi. Geçmişin çatışmalarından usanmış olan kamuoyu da bu yaklaşımdan yana tavır koymuştu. Ama değişen fazla bir şey olmadı. Yeni sistem sürekli olarak ikili ya da üçlü koalisyonları zorunlu kılıyor. Çünkü yüzde 50 artı bire ihtiyaç var. Yani koalisyonlar dönemi sona ermiş değil. Sadece koalisyonların adı ittifak olarak değiştirilmiş oldu. Öyle ki, yapılan yasal düzenlemelerle ittifaklar zorunlu hale getirildi. Tüm bunlar düşünüldüğünde yeni sistem uygulamaya girişinin birinci yılında yıllık bakım ihtiyacı söz konusu oldu. Bunun da yadırganacak bir yanı yok. Sadece, birilerinin konumlarını kaybetmemek adına kendilerini vazgeçilmez vatanseverler, farklı düşünenleri ise hainler olarak görmek ve sunmaktan vazgeçmeleri gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?