Reklamı Kapat

İnsan, İslam’la düzelir

Sözler önemli olduğu gibi, söyleyeni ve söylendiği zaman da çok önemlidir.

Söylendiği mekân ise sözün etkisine ve yaygınlaşmasına katkıda bulunur.

Hazreti Ali (Allah ondan arzı olsun):

“Söylenene bak söyleyene değil” buyurmuş.

Söz doğruysa söyleyenin kimliğine bakmayız ama o doğru sözü, sevdiğimiz, saydığımız biri söylerse tadından yenmez olur.

Sevdiğimiz ve saydığımız bir insan, o doğru sözü, en etkili bir mekânda söylerse daha faydalı olur.

Sessizce, içinden, doğruyu geçirenler pısırık Müslümanlara da bir şey demeyin, “Ya eğri şeyler geçirseydi daha kötü olurdu” diye teselli bulun.

Ama söz kurşun veya gül gibidir, zalim köşeyi dönmeden sıkılırsa kurşun görevini yapar.

Zalim, köşeyi döndükten sonra bir kasa kurşun sıkmanın anlamı yok.

Söz sıralamasında birinci derecede işitip itaat edilecek söz Allah kelamıdır.

Kelam, Allah celle celalühe ait olunca yalnız akan sular değil bütün yaratılanlar durur ve Müslüman olanları, “İşittik ve itaat ettik” derler.

Hadis, Sevgili Peygamberimize ait olunca o konuşur ve tüm insanlık susar, dinler ve onunla amel eder.

Sevgili Peygamberimizin Arafat Dağı’nda yaptığı Veda Hutbesi’nde söyledikleri, söyleyeniyle, söyleneniyle, söylendiği mekânla en zirve hitabelerinden biridir.

Sözümüzün güçlü olması için ayet, hadis ve o çizgide yetişmiş “kelam-ı kibar”lardan en azından güzel koku taşımalıdır.

Biz, bu çağın Müslüman’ıyız. Bu çağın insanını, Allah’ın yarattığı havası, suyu, yemek ve içecekleriyle haşir-neşir olduğu gibi havayı, suyu, yemek ve içeceği yaratanın ayetleriyle de buluşturmakla görevliyiz.

Ayetlerle buluşması, kişinin havayla buluşmasından daha önemlidir.

Çünkü hava, bir ömür boyu lazımken, Allah’ın ayetlerine iman ve onunla amel etmek, hem bu dünya hayatının izzetli ve iffetli geçmesini sağlar, hem de kabir azabından cehennem azabına kadar sonsuz senelerde yanmasını engeller.

 Buyurun Rabbimizin kelamını okuyalım:

“Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt ve gönüllerinizdekine bir şifa ve iman edenlere yol gösteren ve rahmet gelmiştir.

Deki: Allah’ın lütfu ve rahmetiyle, ancak bununla sevinsinler. Bu (Allah’ın lütfu ve rahmeti, yani ayetleri) onların topladıklarından daha hayırlıdır” (Yunus süresi ayet 10/57-58).

Dikkat ediniz, şimdi bir şahıs ismi okuyacaksınız. Adını okuyunca aklınıza ilk ne gelir?

“Merhum Necmettin Erbakan deyince aklınıza ne gelir?” diye ben, bir kaç kişiye sordum, “Önce ahlak ve maneviyat” sözünün geldiğini söylediler.

“Büyük Ağır Sanayi” diyenler de oldu ama çoğunluk, “Önce ahlak ve maneviyat” dedi.

Bu söz ne zaman Türkiye geneline mal edildi?

Süleyman Demirel’in:

“Yetmiş sente muhtacız”, “Benzin var da ben mi içtim” dediği dönemlerde ekonomiden değil, insanın inşasından bahsetmeye başladı merhum Necmettin Erbakan.

Kılavuz kitabımız Kur’an-i Kerim ve onu bize getiren Sevgili Peygamberimiz de Mekke insanının azgınlığıyla, öldürmeleriyle, hırsızlıklarıyla, sarhoşluklarıyla, soygunlarıyla, talanlarıyla değil, doğrudan insanların imanlarıyla işe başlamış.

Biz, İslam’ın insanıyız.

İnsan düzelince ülke düzelir.

İnsan da insanın ürettiği değerlerle ve onu yasayan ve yürüten Trump, Putin, Merkel gibileri örnek alarak düzelmez.

İnsan, insanı yaratanın ayetleriyle ve Sevgili Peygamberimizin örnekliğiyle düzelir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?