23 Haziran’dan çıkan mesajlar

Türk Dış Politikası Kamuoyu Araştırması’na göre halkın yüzde 37,4’ü “S-400” ifadesini, yüzde 41,1’i ise “F-35” ifadesini hiç duymadığını söylemiş. Aynı kişilere yerel seçimler veya 23 Haziran İstanbul seçimleri ile ilgili sorular yöneltilmiş olsaydı, muhtemelen adayların kişiliklerinden tutunuz, jest ve mimiklerindeki farklara kadar az veya çok herkesin söyleyebilecek sözleri olurdu. Bu araştırmadan vatandaşın böylesine teknik konularda uzman olmalarını tabii ki beklemiyorum. Ancak önemli olduklarında şüphe olmayan ve neredeyse her gün üzerinde tartışma yürütülen konuları hem de “hiç duymadıklarını” ifade etmiş olmalarının nedenleri hakkında kafa yorulması gerektiğine de inanıyorum.

Peki, bunun temel gerekçeleri neler olabilir? En başta kampanyaların “savaş” havasında yürütülmesinin bunda etkisi büyük. Oysa bu toplumun siyasetin sadece iç değil, dış boyutlarıyla da ileri derecede ilgili olduğunu gösteren birçok örnek var. Aynı zamanda bu halkın yakın tarihte sessiz ve derinlerden gelen tepkisel davranışları olduğunu da biliyoruz. Mesela 1960 darbesi sonrasında hem 1963 yerel seçimlerinde hem de 1965 genel seçimlerinde Demokrat Parti’nin devamı olan Adalet Partisi’nin aldığı oylar ve AP’nin bu seçimlerden birinci çıkması, aslında halkın 27 Mayıs’a verdiği cevaplardır. 1980 darbesi sonrası cuntanın, 1983 seçimlerinde Turgut Sunalp’i adres göstermesine rağmen, Turgut Özal’ın ANAP’ının birinci çıkması da bu minvalde değerlendirilebilir. Hatta 28 Şubat sonrası, 2002 seçimlerinde AK Parti’nin elde ettiği başarı da, algısal açıdan önceki örneklerin devamı sayılabilir. Buradan 23 Haziran seçimlerine gelirsek, bu sonuç acaba nasıl okunmalıdır? Halk “S-400” ve “F-35”i duymamış ama neredeyse İstanbul seçimiyle yattı, İstanbul seçimiyle kalktı. Herkes de bunu gördü. Peki, yukarıdaki örneklerle kıyasladığımızda 23 Haziran seçim sonucunu nereye konumlandırabiliriz? Aslında bu sonuç en başta toplumdaki gerginliğe, kamplaşmaya, siyasetin diline, ötekileştirmeye, devlet gücünün orantısız kullanımına, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının ayyuka çıkmasına, kibirli davranışlara karşı halkın sandıkta verdiği net bir cevaptır. Bu sonucun ortaya çıkmasında elbette CHP’nin adayının kullandığı dilin ve kampanya stratejisinin katkısı büyüktür ama bunlar başlı başına bu sonucu açıklamaya yetmez. Şayet CHP ve İYİ Parti bu başarının önünde ve sonunda sadece kendi stratejilerini görürlerse yanıldıklarını yakında acı bir şekilde anlarlar. Eğer bir taraftan kendisini milliyetçi olarak tanımlayanlarla, diğer tarafta HDP’ye oy verenler aynı anda bir adaya oy verebildiyse, buradan başta Millet İttifakı sonra da herkes için çıkarılması gereken ilginç dersler vardır.

Aslında 23 Haziran’daki sonucun bir diğer sebebi de mevcut hükümet sisteminin yerele yansımasıdır. Yerel seçimlerde yüzde 50+1 şartı olmamasına rağmen bu seçimler vatandaşın gözünde bir genel seçim havasında algılanmıştır. Toplum ekonomiden, sosyal hayata rahatsızlığını duyduğu konulara da tepkisini 23 Haziran üzerinden vermiştir. Öyle ki, girişte ifade ettiğimiz dış politika araştırmasında da olduğu gibi öncelik sıralamasını bile değiştirmiştir. Ülkede oluşan siyasi atmosferin bir arada yaşama hedefine zarar verdiğine inanmıştır. Bu durumun travmaya dönüştüğüne dair endişesinin peşinden gitmiştir. Özellikle 31 Mart’a doğru “zillet, illet, çete, terörist” gibi ne kadar aşağılayıcı sıfatlar varsa, bunları kullananlara karşı “yeter artık” demiştir. Şimdi iktidar içinde bazı önemli isimler de sorgulamalara başladılar. Ne kadar inkâr edilse de bu sorgulamaların merkezinde hükümet sistemi var. Zaten olması gereken de budur. Her şeyden önce mevcut sistemin ciddi olarak masaya yatırılması şarttır. Bu sistemin ülke sorunlarını daha da karmaşık hale getirdiği ortadadır. 23 Haziran seçim sonucu toplumun partili cumhurbaşkanlığına olan itirazıdır. Meclis’in ülke yönetiminde ikincil konuma düşürülmesine verdiği tepkidir. Denge-denetleme ve şeffaflığa duyduğu özlemdir. Adalete olan ihtiyacı dile getirmesidir.

Malum bugün 658. Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin son günü. Aslında cazgırların güreşçilere hitaben söylediği “Altta kaldım diye yerinme, üste çıktım diye gerinme” sözünü partilere ve adaylara da uyarlayabiliriz. Bu sonuçlar önemli ama ne her şeyin bittiğini gösterir, ne elde edilen başarının sürekli olacağını. Şimdi her siyasi parti “Seçmen aslında ne dedi?” sorusuna kendince cevap arıyor. Kimin ne kadar doğru çıkarımlar yapacağını çok uzun zaman geçmeden görmüş olacağız. Bundan sonraki süreçte ülke siyasetinin ana belirleyicisi de bu çıkarımlar olacak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Ahmet - 23 Haziran seçimleri, bence yaklaşık 150 yıllık demokrasi tarihimizde en önemli 3 seçime girer. Halk, her türlü baskı ve manipülasyona rağmen gerçek gücün kendisinde olduğunu gösterdi ve bundan sonraki gelişmelere büyük ölçüde etki edecektir.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 07 Temmuz 10:48

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?