Reklamı Kapat

Hukuk ve ahlak

Bismillahirrahmanirrahim;

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

Allah, insanları cemiyet halinde yaşayan sosyal varlıklar olarak yaratmıştır. Sosyal bir varlık olarak insan, farklı kabiliyetleri ve ihtiyaçları ile başka insanlarla birlikte bu hayatı yaşarken uyacağı hukuk ve ahlak kuralları vardır. Bu kurallara uymak, bir taraftan beşeri münasebetlerin sağlıklı bir şekilde gelişmesini sağlarken, diğer taraftan “en güzel kıvamda” yaratılan insanın saygınlığının korunmasına yardımcı olur. Ben Müslüman’ım diyen ve özellikle hak bir davayı benimseyip, hayata ikame etmek için çalışan Saadet Partisi kadrolarının, bu konuda, diğer topluluklara örnek olması gerekir. Uzaktaki adama ilgi gösterip iltifat eden, yakınındaki adama ilgisiz kalıp, önemsizleştiren bir toplumun, insanlığa örnekliği ve önderliği mümkün olmaz. Bir toplum, kendisinden olan liderlere itaat, âlimlere saygı ve hürmet ile ayakta durur. Liderin, yakın çevresine ilgisizliği itaati, âlimin ise, etrafına karşı mütevazılığı terk edip kibirle yaklaşması saygıyı ve hürmeti ortadan kaldırır. Aralarında ki hiyerarşiyi, disiplin ve ciddiyeti “merhamet” ile koruyamayan kadroların kazanacağı bir zafer olmaz. “Merhamet” öylesine konuşulacak sıradan bir şey de değildir. Davamızın esasını teşkil eden “sevgi ve şefkat”, “merhamet” esasının ürünüdür. Merhametin olmadığı yerde sevgi ve şefkat de olmaz. Beşeri münasebetlerde, ilişkilerin adil bir şekilde yürümesini sağlayan esaslar ise “hukuk ve ahlak” kurallarıdır. Hukuk; ödüllendirme ve cezalandırmayı, ahlak ise ünsiyet ve ülfeti dikkate alır. Ödüllendirme ve cezalandırmayı ihmal eden hukuktan, ünsiyet ve ülfeti güçlendirmeyen ahlaktan hayır gelmez. Hukuk ve ahlak kurallarının itibarsızlaştırıldığı ortamlarda, topluma çatışma ve rezillik hâkim olur.

ADAB-I MUAŞERET

İnsana toplum içerisinde yaşamak için gerekli olan nezaket kurallarını öğreten, beşeri ilişkilerde uyulacak şekil ve ölçüleri ortaya koyan ve kişiyi toplum içerisinde saygı ve hürmete layık kılan davranış şekillerine “adab-ı muaşeret” kuralları denmiştir. Herkese karşı tatlı dilli, güler yüzlü, açık kalpli olmak, herkesle güzel şekilde görüşmek, insanlara eziyet vermekten kaçınmak, insanların eziyetlerine katlanmak, kötülüğe karşı iyilik yapmak, dargınlıktan sakınmak, dargınların arasını düzeltmek, insanların kusurlarını araştırmamak ve yaymamak, aksine örtmeye çalışmak, dostları arkalarından savunmak, dedikodu ve kulis yapılan yerlerden uzak durmak. Değişik halk sınıfları ile makamlarına göre sohbet edip ilişki kurmak. Lidere, âlime, dava büyüklerine, anaya, babaya, yaşlılara hürmet etmek, çocuklara, düşkünlere merhamet ve şefkat göstermek esastır. Hayırsever olmak, selam vermek, musafaha yani el tutuşmada bulunmak, teşmitte, yani aksırana hayır ve bereket talebinde bulunmak bir vecibedir. Toplantılarda temiz bulunmak ve edebe uygun davranmak, dostları ziyaret etmek, davete icabet etmek, saygı için ayağa kalkmak, değerli zatların ellerini öpmek, komşuluk haklarını gözetmek, hastaları ziyaret etmek, cenazeleri uğurlamak, Müslümanların mezarlıklarını ziyaret etmek, başlıca muaşeret kurallarıdır. Cahillerden, edepsizlerden, dili bozuklardan, yalancılardan, saygısızlardan, bedduacılardan, münafıklardan, zalimlerden haddi aşanlardan yüz çevirmek de önemli muaşeret kurallarındandır. Bu kuralların iki temel kaynağı, Kur’an ve sünnettir. Peygamberimizin nezaketi ve inceliği, yakın çalışma arkadaşlarını koruma ve kollaması, ümmete olan sevgisi ve şefkati, bizim için güzel bir örnekliktir. Müslümanlar; Peygamberimizin, çalışma ve aile hayatından, sosyal ortamlardan özel ilişkilerine kadar her türlü “adab-ı muaşeret” uygulamasından ibaret yaşantısını örnek aldığı ölçüde ahlaklı ve edepli olabilir. Bu edepler, konuşulmaz, yaşanır.

DAVRANIŞLAR

Bir takım güzel davranışlar vardır ki insanı saygın yapar, başka bir takım davranışlar vardır ki insanı itibarsızlaştırır. Rabbimiz emrediyor: “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni, övüneni sevmez. Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir!” (Lokman 18-19) Rabbimiz emrediyor: “Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir. Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurat 11-12) Rabbimiz emrediyor: “Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” (Nisa 86) Peygamberimiz buyuruyor: “Kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi, kişinin iyi Müslüman oluşundandır.” (Tirmizi) Peygamberimiz buyuruyor: “İnsanların en şerlisi, kötülüklerinden korunmak için insanların kendisini terk ettiği kişidir.” (Tirmizi) Peygamberimiz buyuruyor: “Sizden biriniz bir meclise vardığında selam versin. Oturduğu meclisten kalkmak istediği zaman da selam versin. Önce verdiği selam, sonraki selamından daha üstün değildir.” (Ebu Davud) Burada ifade edilen esaslara uygun hareket eden kimselerden oluşan topluluklar Allah’ın rızasına mazhar olular.

TOPLANTI

Toplantılar önemlidir. Toplantıda güler yüzlü olup geveze olmamak gerekir. Gündeme riayet etmek fazilettir. Söz verilmediği sürece, konuşmamak daha iyidir. Faydalı konuşmalar yapmak, yol gösterici tekliflerde bulunmak, diğer katılımcıların hukukunu gözetmek esas olmalıdır. İstenilen görüş beyanları takdire bırakılmamalı, başkan tarafında, üyelerden resen talep edilmelidir. Çalışma konuları ile ilgili olarak, sorumluların görüşleri öncelikle alınmalı, oluşan uzmanlıklara itibar edilmelidir. Ucu açık konu bırakılmamalı, alınan kararlar net olmalıdır. Allah toplantılarını hikmetle yapanları sever. Selam hidayete tabi olanlara…  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?