Siyasal İslâm düşüncesinin ortaya çıkışı

Siyasal İslâm düşüncesinin ortaya çıkışı, yüzyıllardır İslâm dünyasının hâkimi ve koruyucusu rolünü üstlenen Osmanlı Devleti’nin Batı karşısında içine düştüğü buhranla doğru orantılıdır. Yüzyıllarca süregelen “İslâm devlet modeli” geleneği, Osmanlı Devleti’nin Batı karşısındaki mağlubiyetinin sonucu akamete uğramıştır. Bu da Batı’ya karşı alternatif sistemin yeniden inşası için çabaların yoğunlaşma sürecini hızlandırmıştır.

Siyasal İslâm düşüncesinin ortaya çıktığı zemin, Batı’nın hammadde ihtiyacını sömürgecilik vasıtasıyla karşıladığı ve sanayileşmeyle birlikte geliştiği, buna karşın İslâm dünyasının özellikle bu dünyanın lokomotifi Osmanlı Devleti’nin zayıfladığı bir döneme rastlar. Bu dönemde devlet yönetiminden toplum katmanlarına varıncaya kadar, Batı karşısında mağlubiyet psikolojisinin hâkim olduğu görülür. 17’inci asrın ilk yarısında askeri alanda başlayan ıslahat düşüncesi, artık Osmanlı’nın son döneminde Batı’nın etkisiyle şekillenmeye başlamıştır.

Sömürgecilikle İslâm coğrafyasındaki yeraltı ve yerüstü kaynaklarını elde eden Batı’nın, sanayileşmeyle birlikte bunu işleyip maddeye dönüştürmesi, sanayileşmeyle bağlantılı olarak teknolojik üstünlük elde etmesi, buna mukabil İslâm’da “sömürgeciliğin men edilmesi”nden dolayı fethettiği yerlere adalet ve hizmet götürmekle hayatiyetini devam ettiren Osmanlı Devleti’nin yeni kaynaklar bulamaması ve Batı karşısında ekonomik olarak zayıflaması süreci Batı karşısında geri kalmasına yol açmıştır.

19’uncu yüzyılın başlarında Batı’nın sanayileşmeyle bağlantılı olarak bilim ve teknikte ilerlemesi, İslam dünyasına karşı etki alanının genişlemesi anlamına gelmekteydi. Muhammed Hüseyin “Modernizmin İslâm Dünyasına Girişi” adlı kitabında, “Bu kalkınma olgusu, Batılı devletlere nüfuzlarını artırma, savaş ve sömürgecilik gibi gayr-i insanî yollarla güçlerini geniş boyutlara taşıma imkânı sağladı. Bu çağda, Batılı devletler sözünü ettiğimiz kalkınma ve yükselme yolunda ilerlerken, Osmanlı Devleti başta olmak üzere diğer İslâm ülkeleri gerileme içindeydi” demektedir.

Siyasal İslâm ya da İslâmcılığın ortaya çıktığı 19’uncu yüzyılda Batı artık tarih sahnesinde etkin ve belirleyici bir role sahipti. 18’inci yüzyılda başlayan Aydınlanma Hareketleri, bilim, teknik ve ekonomik alanda elde edilen güçle birlikte emperyal yayılma sürecine girmiş ve İslam dünyasıyla birlikte tüm dünyayı etkileyen bir hâl almıştı.

İşte Osmanlı Devleti’nin ve etkisi altındaki İslâm dünyasının Batı karşısında geri kalması, askeri alanda yapılan ıslahatlarla bunun aşılamaması; bu girdaptan kurtulmak isteyen İslâm dünyası ve özellikle hâkim güç Osmanlı’nın Batı karşısında yeni arayışın ve tepkinin sonucu Batı modernleşmesine karşı alternatif arayışları başlatmıştı. İşte siyasal İslâm fikri böyle bir ortamda ortaya çıkmıştır.

Siyasal İslâm düşüncesinin bugünü başka bir yazımızın konusu olacak inşallah.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?