D-8 neden ihtiyaç?

Dün İstanbul’da önemli bir toplantı vardı. Saadet Partisi tarafından düzenlenen Gelişmekte Olan 8 Ülke Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın (D-8) 22. Kuruluş Yıldönümü Toplantısı yapıldı. Yani zihinlere daha dün gibi gelen 15 Haziran 1997 tarihinin üzerinden tam 22 yıl geçmiş. Toplantıya dönemin bakanları, gazeteciler, akademisyenler, siyasi partilerden temsilciler de katıldı. Toplantının açılış konuşmasını ev sahibi Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu yaptı. Konuşma D-8’in dünyanın içinde bulunduğu sorunların çözümüne yapabileceği katkılar üzerine kuruluydu.

ESAM Genel Başkanı Recai Kutan Bey de ilerlemiş yaşına rağmen karayolu ile Ankara’dan gelmişti. Konuşmasını D-8’in kuruluşundan bugüne yaşadığı süreci içeren bilgilendirme üzerine planlamıştı.

  1. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de oradaydı. Kendisi 54. Hükümet döneminde Başbakan Yardımcısı olarak görev yapmıştı. Abdullah Gül konuşmasında D-8’in kuruluş sürecinde yaşananları anlattı. Ayrıca kuruluşun üstlenebileceği rollere atıf yaparken her ülkenin önce kendi içini düzeltme gayreti içinde olması gerektiğinin üzerinde durdu.

Bu toplantının imzaların atıldığı aynı mekanda, yani Çırağan Sarayı’nda yapılmış olmasının da tabi ayrı bir önemi vardı. Pakistan, Türkiye, İran, Bangladeş, Mısır, Nijerya, Endonezya ve Malezya devlet ve hükümet yetkililerinin o gün altına imza koyduğu metin bugün belki de en fazla ihtiyaç duyduğumuz 6 ilke ile başlıyordu; Hatırlanacağı gibi bunlardan ilk ikisi Savaş değil, Barış! Çatışma değil, diyalog idi. Şimdi dünya konjonktürüne baktığımızda savaş tamtamlarının çalındığı gerçeği ile karşı karşıya kaldığımızı endişe ile takip ediyoruz. Bugün daha net olarak görüyoruz ki D-8, kuruluş manifestosunda sanki bugünlere çözüm olsun diye bir yol haritası ortaya koymuş. Bunun yanında bilindiği gibi 2000’li yılların başında ortaya atılan Büyük Ortadoğu Projesi ile etnik ve mezhepsel farklılıklar üzerinden çeşitli tuzaklar kurgulanmıştı. D-8’in aslında bütün bu senaryoları öngördüğünü ve önleyici tedbir mahiyetinde bir anlayışla hareket ettiğini bugün daha iyi anlıyoruz.

D-8 ülkeleri bugün 1 milyar 100 milyonun üzerinde nüfusa sahip. Gayri safi yurt içi hasılaları 4 trilyon doları aşmış durumda. Toplamda ihracatlarının ise 1,5 trilyonu geçtiğini görüyoruz. Kendi aralarındaki ticaret hacmi ise 120 milyar doların üzerinde.  Bu da demek oluyor ki, üye ülkelerin D-8’e daha da sahip çıkmasıyla, bu hem birliğe hem de üyelerin kendilerine önemli katkılar sağlayabilecektir.

Son olarak D-8’in 11 aylık hükümet döneminde 8 ay gibi kısa bir sürede hayata geçmesini temin eden, organizasyonun fikir babası Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve ahirete irtihal eden, emeği geçen herkese Allah’tan rahmet diliyorum.

Bugün D-8 olsa da olur, olmasa da olur tarzında düşünülebilecek bir yapı olmanın ötesinde dünya için olmazsa olmaz bir işbirliği teşkilatıdır. Kimsenin düşmanı da değildir. Tek hedefi vardır; o da güçlünün değil, hak sahibinin haklı olduğu bir dünya inşa etmektir. Yarınların bugünlerden daha dolu dolu geçmesi temennisiyle D-8’in 22. Kuruluş Yıldönümü’nü kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?