Seçim yorgunluğu

2014 yılından bu yana iki Cumhurbaşkanlığı, iki yerel, iki genel, bir referandum bir de iptal edilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri gördük. Aynı zamanda yapılan seçimler olsa da bu kadar seçimin bu kısa zaman zarfında gerçekleştirilmiş olması gündemi önemli oranda buraya kilitledi. Belki seçimler normal seyrinde gitse toplumu bu derece etkilemeyebilirdi. Fakat son beş yılın seçimlerine baktığımızda gergin bir dilin, suçlayıcı ve dışlayıcı bir üslubun etkisinde kaldığımızı söyleyebiliriz.

Düşman metaforu üzerinden seçmenleri etkilemeye çalışmanın, beka sorunu üzerinden propaganda geliştirmenin neticesi birbirine kinlenen farklı görüşteki insanların ortaya çıkmasıdır. Bu durum siyaseti kirletmenin ötesinde daha büyük sorunları da beraberinde getirecek, birlikte yaşayabilmek için gerekli olan toplumsal güven algısını yok edecektir. Çünkü karşılıklı rızaya varabilmenin yolu karşılıklı güvenden geçer.

İnsan yaşadığı ortamda herkes ve her şeyle güven içinde ilişki kurmak ister. Bu güven ortamının sağlanabilmesi için gerekli şartların yerine getirilmesi gerekir. Eğer kişi devletle ilişki kuruyorsa güvenin tesis edilmesi için adalet şarttır. Eğer kişi insanla ilişki kuruyorsa güvenin tesisi için gerekli olan ahlaki tavırdır. Güzel ahlak insanların birbirlerine olan güvenin sağlanabilmesi için önemlidir. Doğruluk, dürüstlük, eminlik ve yardımseverlik gibi ahlaki meziyetlerin varlığı insanların birbirlerine karşı olan güveni pekiştirir.

Toplumsal zemini sarsacak her söylem ve eylem bu ülke insanına yapılmış ihanettir. Beka sorununu farklı yerlerde aramaya gerek yok, sorunun asıl kaynağı burada yatıyor. İnsanımızın geleceğe güvenle ve umutla bakamadığı bir gerçek. Bunu sadece ekonomiyle açıklamak doğru olmayacaktır. Üzerinde durulması gereken asıl mesele insanların duygusal olarak yorgun olmasıdır.

Bu yorgunluğun en temel kaynağı oluşan yapay gündemlerdir. İnsanlarımız özellikle seçim dönemlerinde gergin gündemin esiri oluyorlar. Hayat normal seyrinde yaşanmıyor, gündemin kurgulanmış içeriğine maruz kalıyorlar. Bu içerik ne yazık ki insanların görmesi gereken gerçeklerden değil, gösterilmesi istenen kurgudan ibarettir. Seçim zamanlarında bu kurgunun ana istikameti hamaset yüklü ve farklı görüşlerdeki insanların çatışmasını besleyen bir seyir üzeredir.

İnsanlar seçim zamanlarının bu kışkırtıcı gündeminde ruhen daralıyorlar. Kışkırtılan duyguların oluşturduğu gerilim insanları hem zihni hem de ruhi anlamda yoruyor. Bu seçim yorgunluğu toplumsal barışımızı da önemli oranda zedeliyor. Çünkü bu yorgunluk içerisinde insanların birbirlerine olan ünsiyeti ve güveni sarsılıyor. Aynı zamanda bu yorgunluk insanların sorgulama melekelerini de elinden alıyor ve düşünmeyi unutturuyor.

Hazır önümüzdeki dört yıl içerisinde görünürde bir seçim yokken hem ruhumuzu hem zihnimizi dinlendirmeliyiz. Bu dinginlik zamanlarında düşünmeye zaman ayırmalıyız. Düşünmek için önce arınmaya ihtiyacımız var. Zihnimize boca edilen algılardan arınıp duru bir zihinle geleceğe bakmalıyız. Düşünerek geçmişin muhasebesini yapmalı ve bu düşünce geleneğinden istifade ederek geleceği inşa etmeliyiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?