İslam ile imtihanımız

Bismillahirrahmanirrahim;

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

İnsanlar, Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına bir bütün olarak teslim olduğu kadar Müslüman’dır. Ben Müslüman’ım diyen bir kimseye, hayır sen Müslüman değilsin denmez. Müslüman’ım diyen bir insana, işlediği bir günahtan dolayı, sen kâfir oldun denmez. Müslümanlık inancına sahip olmayan kimselerin, inancından dolayı kınanıp ayıplanmasını da İslam uygun bulmaz. İnsanlara tebliğ ve davette bulunulur. Ancak zorlama yapılmaz. İnsanlar, kendi iradeleriyle ikna oldukları ölçüde İslam’a girerler veya girmezler. İslam, Allah tarafından peygamberler aracılığıyla insanlara bildirilen ve onları dünyada da ve ahirette de saadete ulaştıracak, adil bir hayat düzenidir. İnsanlar, dünya hayatlarını İslam ile düzene koyarlarsa, barış ve refah içinde yaşayabilirler. İslam; adaletin tesisinde, hakların gözetilmesinde, hukukun icrasında vatandaşın inancını değil insanlığını dikkate alır. Bir idareci, adaleti tesis etmiyorsa, hakları gözetmiyorsa, ahaliye zulmediyorsa, bu idareci ben Müslüman’ım diyen bir kimse olsa bile İslam onu “zalim” olarak ilan etmekten imtina etmez. İslam Allah’tandır ve insanların tamamı Allah’ın kullarıdır. Bunun için İslam’ın muhatap kitlesi bütün insanlıktır. İslam’ın temel kaynağı olan Kur’an, bu bakımdan bütün insanlığa bir açıklamadır. İslam; sağcılar, solcular, ateistler, Hıristiyanlar, Yahudiler, Budistler, inkârcılar, müşrikler, münafıklar, müminler için zararlı bir din değildir. İslam; bütün insanlığın saadetini isteyen faydalı bir din ve düzendir. İnsanın dünya saadeti için İslam, gerekli ve zaruridir. Bu iş İslamsız olmaz. İnsanlık kendisini ancak, İslam’ın temel prensipleriyle koruyabilir. Bu özellikleri ile bütün insanlık, İslam ile imtihan oluyor. Bu imtihanı kazanacak bir kıvamda bulunmak, başarmaktır. İlim; İslam’dır. İslam ise aydınlıktır. İlmi, İslam olmayanın bilgisi cehalettir. Bilgisi cehalet olanın ise, yolu karanlıktır. İslam bilgisi, insanı karanlıktan aydınlığa çıkarır. Mümin; kendisine “emanet” edilen “İslam’ı” hayata ikame etmek için malıyla, canıyla mücadele eden kişidir. Mümin; yaratan Allah’ı tazim eder, bütün yaratılmışlara da şefkat ve merhamet besler. İslam, tek çaredir. İman kalbin amelidir, İslam ise bedenin imanıdır.

NE KADAR MÜSLÜMAN’IZ?

Nefis muhasebesi yapmak, her Müslüman için bir görevdir. Müslümanlık üç şey ile ikame edilebilir. 1-Hakkı üstün tutmak, 2-Nefis terbiyesini esas almak, 3-Maneviyatçı olmak, yani ahirete inanmak. Bu üç şey olmadan İslam’ı hayata ikame etmek mümkün olmaz. “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz” hükmü gereği, her Müslüman’ın kendisini bir nefis muhasebesinden geçirmesi gerekir. Hakikaten biz ne kadar Müslüman’ız? Müslümanlık Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına teslim olup, hayata ikame etmek ise biz bu işi gerçekten yerine getiriyor muyuz? Kur’an; hak ile batılı ayıran Furkan’dır. Biz hakkı batıldan ayırdıktan sonra, hakka tabi oluyor muyuz? Biz, inkârdan, şirkten, nifaktan sakınıyor muyuz? Helal olan şeylere, sarılıp, haram olan şeylerden kaçınıyor muyuz? Adaletten yana mıyız? Topluma marufu emredip, onlara zarar veren kötülükler ile mücadele ediyor muyuz? Allah, hükmettiğiniz zaman adaletle hükmedin dediği halde, biz adaletle hükmediyor muyuz? Kur’an ahlakına ne kadar itibar ediyoruz? İslam faizi; Allah ve Resulüne karşı açılmış bir savaş olarak tanımladığı halde, biz faizden ve düzeninden ne kadar sakınıyoruz? Zina ve bina konusunda halimiz nicedir? İslam, içkiyi, kumarı, şans oyunlarını şeytan işi pislik işler olarak tanımladığı halde, biz bu pislik işlerden niçin gelir elde etmeye çalışıyoruz? Allah yalanı ve yalana kulak vermeyi yasakladığı halde, biz niçin yalan söylüyor ve yalana kulak veriyoruz?

İsraf haramdır diyoruz amma, israfsız bir saniyemizi bile geçirmiyoruz. Kul hakkı yiyoruz. Yetimlerin hakkını korumuyoruz. İnsanların mallarını haksız yere ellerinden alarak kendimize servet yapmaktan sakınmıyoruz. “Zalimlere meyletmeyiniz” emri ortadayken, ülkenin ve dünyanın bütün zalimlerine yardım ve yataklık yapmayı niçin adamlık sayıyoruz? Namazı ikame etmiyor, zekâtı hakkıyla vermiyoruz. Biz İslam’ı din ve düzen olarak niçin yaşamıyoruz? Gerçekten biz ne kadar Müslüman’ız? Zihninde “Kur’an nizamı” fikri olmayan bir kimsenin, ben Müslüman’ım demesinde ne kadar samimidir? Allah ve Resulünün bütün emirlerine teslim olan bir toplum isek, biz niçin bu haldeyiz? Bu sorular ve gerçekler üzerinden kendimizi hesaba çekmeliyiz? 

İSLAM

İslâm, Allah’ın insana teklifidir. Bu teklifi candan kabul eden, Müslüman olur ve İslâm›ın getirdiği barış ve güvenliğe, huzur ve mutluluğa kavuşur. İslâm; 1-İman esasları, 2-İbadet, uygulama ve cezalandırma, beşeri münasebetler ve uluslararası ilişkiler hukukundan ibaret mükemmel bir düzendir. İslam, tek hak dindir. Allah’ın İslam’dan başka bir dine rızası yoktur. İslam’ın yarısı İslam değildir. İslam, Allah’ın doğru yoludur. Zümer, ayet 22: “Allah kimin gönlünü İslâm’a açmışsa o, Rabbinden bir nur üzerinde değil midir? Allah’ın zikrine (Kur’an’a) karşı kalpleri katı olanlara yazıklar olsun. İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.” Saf, ayet 7: “Kim, İslâm’a davet olunduğu halde, Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.”

İslam, bütün insanlığın imtihanıdır. Bu imtihanı kazanmak iman ve cihat ile olur. Bu ise disiplinli bir teşkilat ile yapılabilir. Bugün bu mücadeleyi Milli Görüş yapıyor. Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi bunun için ülkede “Adil Bir Düzen” kurulsun diye gayret ediyor. Saadet Partisi’nin hedefi, bütün insanlar saadet bulsun diye, faizci kapitalizmin yerine, Adil Düzen’i ikame etmektir. Saadet Partisi bu görevini kınayanın kınamasına aldırmadan yapmaya çalışıyor. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?