Farklı bir seçim

Bizim kuşağın yaşadığından oldukça ayrı bir seçimdi. Neyse ki daha kötü beklentiler gerçekleşmedi, taraflar kalkıp birbirinin boğazına sarılmadan dostça oyunu kullandı.

Artık bizlerin dönemindeki kesin kırılmaların yaşandığı yol ayrılmaları da yaşanmamakta.

Milliyetçi cephe bloklaşmaları ya da solda tek yumruk gibi ürkütücü, korkutucu kamplar olmadığından mı?

Halk, gönlünün çektiğine değil, kafasının yattığına oyunu verdi.

Bundan çeyrek yüzyıl önce Refah Partisi’nin vitrine sarışın adaylar koyarak, “Hepimiz kardeşiz” argümanını CHP de benimsedi.

Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP, Dersim acısının getirdiği ürperti ile statükocu eski CHP’den uzaklaşıp, ilçelerde başörtülü meclis üyeleri ve sağdan adaylarla çıktı halk karşısına.

Ankara böyle bir adayla kazanıldı, İstanbul da manevi değerlere kucak açan, kardeşlik vurgusu yapan CHP adayına oy verdi.

Maneviyat kazandı, zira herkesin adayı halkı germeden, barış ekseninde çalışmalar yaparak, demokratik yollarla bir seçimi gerçekleştirebilmek ülke adına büyük kazanım. Fakat toplumu iyi takip edememişim, değişimin farkında olamamışım; “Başörtümüz, rant olmasın” diyenlere rastladım, bunlar öyle üniversite mezunları da değildi; esnaf, pazarcı, hayvancılıkla uğraşan, kırsal kesimden kadınlardı. Şehrin binalarından adım atacak takatimiz kalmadı diyecek kadar aydınların dertleri ile dertlenmişlerdi.

Hızla değişen, bir önceki yıldan ayrışan sorunların çetrefilleştirdiği bir dünya ve ülke bulunmakta; ekonomi, küresel ısınma, işsizlik, gençlerin sorunları.

Bu seçimde şaştığım bir diğer şey, adaylardan biri mal varlığını açıklamadı, diğeri açıkladı, lakin genç yaşına karşın bu kadar malı, hangi ara yaptın diye sorgulamadı halk, bu şeffaflığı nimet bildi.

En önemlisi tüm kesimlerin ittifak ettiği, bir afat gibi toplumu canından bezdiren kibir.

Kimi yöneticilerin öyle ötekileştirici üslupları oldu ki, kendi yandaşlarına öyle tepeden kükreyişleri, eziyetleri, tersleyişleri, hakaretleri, nasıl olsa bizden diye devamlı aynı kişileri gece nöbetleri ile inletişleri, bölüşleri, dışlayışları, kıyışları. Her biri kendi kurumunda bir Neron gibi kurumu ve insanları yakarken, gönül verenler o itelenmişlik, dışlanmışlık duygusuyla gidip tam karşı blokta oyunu kullanabildi.

Yeni seçilenin etrafını saracak troller, şimdiden kayalara yengeç ayakları ile yerleştiler. Saygın bir profesör anlattı, yeni seçilen o küçük ilçenin başkanı iken ilçe ile ilgili projeleri, brifingleri iki saat ayakta ilgi ile dinlerken bu bilim insanları onun yakın arkadaşıdırlar. Fakat “o 18 günlük başkanlık döneminde bile yanına yaklaşamadık, nereden geldiği belli olmayan, hiç tanımadığımız ama çok profesyonel kişiler etrafını sardı, bizi yanına yaklaştırmadı, yarım kalmış projeleri anlatmaya fırsat bulamadık”.

Makûs talihimiz benzer, bizler de seçimlerde çok çalışırdık, evimizi çocuklarımızı ihmal edecek kadar, lakin o uzaydan mı gelmiş çözemediğimiz mahir insanlar; seçilmişlerin etrafını kene gibi sarar, onca çalıştığımız kişilerin yanına 25 yıldır bir daha yaklaşamadık, ne selam verebildik, ne yanlışlarla ilgili görüş bildirebildik.

Sonradan üşüşenler uçaklara doluştu, dünyayı dolaştı, iftarlara dadandı.

Yağdanlıkla gemilerini yürüttüler.

Bizler sakıncalı olduk.

Türkiye’nin kaybı burada.

İnsanlar, samimiyetini, inancını, ütopyalarını yitirmekte.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?