Reklamı Kapat

İktidarı veren de alan da Allah’tır

Bismillahirrahmanirrahim;

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

Kadere inanmak, iman esaslarındandır. Kim kadere iman ederse, bütün kederlerden emin olur. Bu kâinatta meydana gelen her şey, Allah’ın bilmesi, dilemesi ve yaratmasıyla olur. Kadere inanmak Allah’a imanın en önemli esaslarındandır. Bir kader dâhilinde kullarını imtihan eden Allah’tır. Bu bakımdan kul fiilini kast edip işleyen, Allah ise yaratandır. Burada kul için bir hâkim olduğu, bir de mahkûm olduğu alan vardır. İnsanın hâkim olduğu alan, mükellefiyetler alanıdır. Allah bu alanda insana bir takdir hakkı tanımıştır ki, bundan dolayı insan sorumlu tutulmuştur. İnsan bu mükellefiyetler alanında din ve düzen olarak İslam’ı yaşarsa saadet bulur. Bu alanda İslam’dan başka batıl bir din ve düzeni yaşarsa, o zamanda zalim olur. Allah ise, zalimleri sevmez. İnsanın mahkûm olduğu alanda, insana bir takdir hakkı tanınmamıştır. Doğmak, ölmek, kadınlık ve erkeklik, zenginlik ve fakirlik, iktidar sahibi olmak, tabiat olayları gibi hususlar, tamamen Allah’ın takdiri dâhilinde gerçekleşir. Temel bir esas olarak denilir ki; Allah iktidarı ve zenginliği dilediğine, ilmi ve hidayeti isteyene verir. Kadere iman eden bir Müslüman bilir ki, kullarından dilediğine iktidarı veren de alan da ancak Allah’tır. “Biz o iktidar ve zafer günlerini insanlar arasında döndürüp dolaştırırız” hükmü gereği bunun böyle olması, tabi tutulduğumuz dünya imtihanının bir düzenidir. İnsanlar, sebep olduğu şeyler ile de imtihan olmaktadır. Kimi insanlar, malı ben kazandım, iktidarı ben aldım zannedebilirler. Bu zan yanlış bir zandır ve batıldır. Zenginliği de iktidarı da verip alan Allah’tan başkası değildir. Allah; verdiği iktidar ile şımaranlardan onu geri alır, başkasına verir. İktidar makamı; kibirlenme, kin ve nefret tohumları ekme makamı değildir. İktidar makamı; “bir toplumun büyüğü, lideri, onlara hizmet edenlerdir” esasına uygun davranıp, yaratanı tazim, yaratılana, yani topluma şefkat etme yeridir. 23 Haziran’da tekrarlanan İstanbul seçimlerine biraz da bu açıdan bakmak gerekir. Bu seçimi kin ve nefret dilini kullanan kibir ve tepeden bakmacı siyaset kaybetmiş, sevgi, şefkat ve barış dilini kullanan, hakkı ve adaleti gözetip adil bir düzen içinde yaşamayı esas alan uzlaşmacı ve kardeşlik siyaseti kazanmıştır.

NEDEN?

İstanbul seçimlerini kaybedenler, niçin kaybetmişlerdir. Bunun için birçok sebep sayılabilir. Biz bazılarını sıralamaya çalışalım. 1-AK Parti ve MHP, liderleri Erdoğan ve Bahçeli “hakkı değil kuvveti üstün” tutmuşlardır. Ellerinde bulundurdukları iktidar gücünün, her şeye kadir mutlak bir güç olduğunu zannetmişlerdir. Bu güç ile İstanbul seçimleri haksız yere iptal ettirilmiştir. Bu kibirleri, milletin vicdanında gereken karşılığı bulmuş ve yenilenen seçimleri 806 bin farkla kaybetmişlerdir. 2-Kibir ve kullanılan kin ve nefret dili. Cumhur İttifakı parti sözcüleri, rakiplerini “doğal ahlakın” kabul etmeyeceği vasıflar ile itham edip karalamaktan çekinmemişlerdir. Hırsız, vatan haini, din düşmanı, bölücü, Sisi demişlerdir. Özellikle Saadet Partisi ve kadroları hakkında ifade edilen yakıştırmalar toplum vicdanını derinden yaralamıştır. 3-Verilen fetvalar; toplumda hoca efendi olarak bilinen, ilahiyatçı olarak tanınan kimi zatların verdiği fetvalar ters tepmiştir. Fasık da olsa bir mümine oy verilir, Binali rahmettir, İmamoğlu felakettir, Gökçınar bölücüdür gibi söylemler toplumda bir karşılık bulmamıştır. Bu olup bitenleri dikkatle takip eden toplum, İmamoğlu’nu daha samimi ve ehven bulduğu için ona oy vermiştir. 4-AB kanunları; AB’nin talebi üzerine çıkarılan bütün kanunlar, toplumda büyük bir ahlaki ve manevi tahribata neden olmuştur. Bu gidişattan toplum rahatsızdır. Aile yapımız çöküyor. Gıdalar; helal haram ile karıştırılmış olduğundan kirlidir. “18 rakı fabrikası açtık” sözü muhafazakâr camiayı hayal kırıklığına uğratmıştır. 5-Yürütülen faizci kapitalist düzen sebebiyle, tarım ve hayvancılık öldürülmüştür. Devlet elini sanayiden ve üretimden tamamen çekmiştir. Özel sektör ise hak ettiği desteği ve korumayı alamamıştır. Faiz, bu toplumu helak olmaya götürecek boyutlara ulaşmıştır. Cari açık her geçen gün artmaktadır. Vergiler ve cezalar toplumu bunaltmıştır. Esnaf, siftah yapmadan akşam etmekte, evine eli boş dönmektedir. 6-İsraf ve savurganlık. Toplum iktidarın israf ve savurganlığından bıkmış ve nefret eder hale gelmiştir. Bu yüzden iktidardan kısmi olarak desteğini çekmiştir. 7-Partizanlık. Bu da toplumun iktidara olan güvenini sarsmaktadır. 8-Materyalist eğitim, AK Parti iktidarının taviz vermediği bir konudur. CHP’yi din düşmanlığı ile suçlayan AK Parti iktidarı, tercih ettiği materyalist eğitim politikalarıyla milletin evlatlarının her geçen gün biraz daha İslam’dan uzaklaşmasına göz yummaktadır. Bu artık fark ediliyor. İslam’ca eğitimi önemseyen cemaatler, bundan dolayı iktidara olan desteklerini çekiyor. Şimdilik bu sekiz sebeple yetinelim.

ADALET, AHLAK VE REFAH

Türkiye gibi önemli bir ülke, yanlış bir zihniyet, hileye dayanan bir rejim, zulmü esas alan faizci kapitalist düzen ile yönetiliyor. Bu tercih, toplumda adalet duygusunu, ahlakı ve refahı ortadan kaldırıyor. Bu kötü gidişattan kurtulmanın tek çaresi Milli Görüş’e dönmektir. Milli Görüş demek, “önce ahlak ve maneviyat” demektir. Maddi ve manevi kalkınmayı birlikte planlayıp yürütmek demektir. Kalkınmak “adil düzen” ortamında olur. Böyle bir düzende birlikte yaşamak, çatışarak değil uzlaşarak mümkündür. Adalet mülkün temelidir. Ahlak, toplumsal barışın dayanağıdır. Refah ise, üretim ile gerçekleşir. Üretmeyen bir ülkenin refahından söz edilemez. Adil Düzen demek, Saadet Partisi iktidarı demektir. Bunun için Saadet Partisi, toplumun bütün kesimlerini uzlaştırmaya çalışıyor. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?