Reklamı Kapat

Onlar kazandılar

Hemen her fırsatta demokrasi kavramına vurgu yapan küresel güçler, Mısır’da halkın özgür iradesi ile seçtiği bir cumhurbaşkanını mesnetsiz gerekçelerle indirip tek kişilik hücreye hapsettiler. Burada olumsuz yaşam koşulları nedeniyle sağlığı bozulan Muhammet Mursi geçtiğimiz günlerde şehadete uçtu.

Hani halkların seçiminde en belirleyici etken demokrasi idi. Hani halkların özgür iradesi ile seçilen kişilere saygı esastı… Anlıyoruz ki her fırsatta dillendirilen demokrasi, halkın özgür iradesi ile yöneticiyi seçebilmesi değil aksine demokrasi onların yeryüzünde işledikleri katliamların ambalajı, hedeflerine ulaşabilmek için kullandıkları bukalemun karakterli bir kavram. Artık nerede bir demokrasi çığırtkanlığı ile karşılaşsak endişelerimiz bir kat daha artıyor. Zira bu zevatlar bir ülkeyi işgal etmeden önce buraya demokrasi ve özgürlük götüreceklerini açıklıyor ve halkları uyutuyor, onların duygularını karmakarışık hale getiriyorlar. Peki, sonra ne oluyor? Sonra işgal, katliam ve şiddet toplumları yerle bir ediyor.  Hakkı söyleyen yöneticiler mesnetsiz gerekçelerle indiriliyor, küresel zorbaların piyonluğuna razı olanlar ise medya ve aygıtlar vasıtasıyla destekleniyor.

Hatırlayacağınız üzere Mısır halkının özgür iradeleri ile seçtiği Muhammet Mursi küresel baronların yerli işbirlikçileri tarafından yönetimden indirilmiş ve yol arkadaşları ile birlikte zindanlara hapsedilmişlerdi. Şehit Hasan el Benna’nın izinde yürüyen İhvan mensupları yaşanan zulme karşı direnç göstermeye çalışsalar da kukla rejim tarafından ağır işkencelere maruz kaldılar, çoğu şehit oldu, sahip oldukları bütün imkânlara el konuldu. Tutuklanarak hücre hapsine çarptırılan Mursi, İsrail zulmüne karşı çıktığı ve mazlum Filistinlerin yanında yer aldığı için cezalandırılmıştı. Nitekim yönetimde olduğu süreçte Refah Sınır Kapısı’nı açarak mazlum Filistin halkına ilaç ve gıda yardımının ulaşmasına yardımcı olmuş, yakın bölgelerdeki hastaneleri yaralı Filistinlilerin tedavisi için hazır hale getirmişti. Bu durum küresel zorbaları fazlasıyla rahatsız edince yerli kuklalarını destekleyerek halkın seçtiği cumhurbaşkanını indirdiler ve suçlu ilan ettiler.

Kendisi epey zamandır ağır sağlık sorunları yaşıyordu fakat ailenin talep etmesine rağmen sağlık hizmeti sunulmadı. Mursi’nin en büyük kırgınlığı ise zalimlere değil mümin kardeşim dediği kişilere yani bizlere idi. Kendisi bunu “suskunluğunuz bizi öldürüyor” ifadesi ile dile getirmişti. Ekranlardan ahlak kesen âlim, mütefekkir, lider, yönetici ve sözde kanaat önderi Mursi ve arkadaşlarının maruz kaldığı zulmün durması için kayda değer bir çaba göstermediler. Ne yapabiliriz ancak mağdurları dualarımızla destekleyebildik diyenler mutlaka olacaktır. Fakat İslam toplumlarının liderleri, âlim ve düşünürler uluslararası kurum ve kuruluşlara ulaşarak bu konuda seslerini duyurabilirlerdi ama olmadı. Ne yazık ki Muhammet Mursi’ye övgüler düzen siyasetçi, yazar, düşünür, âlim ve mütefekkirler sadece Rabia işareti yapmakla yetindiler.

Mazlum Filistin halkının yanında yer aldığı için cezalandırılan mücahit Mursi, yalnızlığa terk edildi. Zulme maruz kalmış dava adamlarından biri olan Mursi, yalnızlığında Hz. Yusuf gibi tefekkür ediyor, Kur’an okuyor ve dua ediyordu. Fakat onun varlığı zorbaların gözünü o kadar korkutuyordu ki okumak için Kur’an istediğinde kendisini reddetmişlerdi. Tek kişilik hücreye kapatılan bir insandan neden bu kadar korkuyorlardı ki? Onları korkutan hapsedilen beden değildi elbette, onun ruhunu kuşatan davası ve davayı haykıran yüreğiydi. Hadi mücahidin bedenini hapsettiler, işkenceye tabi tuttular, katlettiler, peki onun inandığı davaya ne yapabilecekler? İsrail’in, Amerika’nın ve Batı’nın en gelişmiş topları ve silahları tevhidi davanın yükselen sesine ulaşabilir mi? Susturabilir mi bu sesi?

Ümmetin meselelerini kendine dert edinen dava insanları karanlık hücrelere hapsedilip burada acınacak duruma düşürülürken acaba bizlere ne yapmak düşerdi? Masumiyetleri gözlerinden okunan Mısırlı gençler idam edilirken bizler ne yapabilirdik ya da? Çocuklarımız, kadınlarımız, erkeklerimiz katledilirken nasıl güler, yer, içer her şey yolundaymış gibi nasıl tüketirdik vakti… Bu sorular henüz cevabına ulaşmış değil. Ama unutmasınlar ki bizim ufuklara saldığımız umutlarımız, dualara yüklediğimiz temennilerimiz var.

Yeryüzünde çıkardıkları fesada, ektikleri zulme demokrasi kılıfı geçirerek halkları uyutmaya çalışan Batı zihniyeti ve onların beslemeleri bilmelidirler ki adaletin katilleri asla kazanamayacaklar. Zira yeryüzünde varlığını zulme yaslayan hiçbir kişi ya da topluluk uzun soluklu kalamamıştır. Zira dünyayı da insanı da ayakta tutan adalettir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?