Reklamı Kapat

Bu son olsun

23 Haziran’ı da geride bıraktık. Seçmen tercihini yaptı. İptal edilen seçimlere kıyasla aradaki fark 9 puan olarak ortaya çıktı. Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu gayr-i resmi sonuçlara göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Şimdi her kesimde seçim sonuçları ile ilgili değerlendirmeler yapılıyor. AK Parti cenahından gelen yorumların bazıları makul ve sorgulayıcı nitelikte. Diğer kısım ise duygusal tepkiler vermeye devam ediyor.

CHP ve Millet İttifakı’nın diğer ortağı İYİ Parti kanadından gelen açıklamalarda ise özenli bir dil seçildiği görülüyor. Hem AK Parti adayı Binali Yıldırım’ın, hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tebrik mesajları, seçim öncesi yaşanan gerginliklerin yerini sükûnete bırakmasını ve sonuçların herkes tarafından yeni bir tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde kabul edilmesini sağladı. Bence bu açıklamalar yerinde ve tansiyonun düşmesi açısından önemliydi.

Peki, bu sonucu nasıl yorumlamalıyız?

Ortaya çıkan neticeye etki eden gerekçeler hakkında neler söyleyebiliriz?

İlk başta aynı zarfa giren 4 pusuladan birisinin geçersiz sayılması seçmen nezdinde kabul görmedi. İstanbul halkı bu durumu haksızlık olarak değerlendirdi. Kazanılmış hakkın gasp edilmesi şeklinde yorumladı. Gelişmeleri sağduyulu değerlendiren kesimlere göre, seçmenin kararını değiştiren en önemli gerekçe bu iptal kararı oldu. 31 Mart sonuçları ile kıyaslandığında ilçelerdeki oy değişimlerini, bütün seçimler iptal edilseydi, şu ilçeler Millet İttifakı’na geçerdi şeklinde yorumlamak bence doğru bir çıkarım olmayabilir. Neden? Çünkü bütün seçimler iptal edilmiş olsa idi, itiraz seçmen nezdinde tutarlı bir talep olarak görülebilirdi. Bugünkü sonuç değişmese bile aradaki fark bu kadar olmayabilir ve ilçe belediyelerinde de üç aşağı beş yukarı aynı sonuçlarla karşı karşıya kalabilirdik. Ayrıca 23 Haziran’a gelirken halk kimi taktiksel açılımları toplumsal mühendislik adına “laboratuar” çalışmalar olarak anladı ve bu girişimleri kendi iradesinin üzerine senaryolar yazıldığı şekilde değerlendirdi. Seçmenin bu algısı da sonuca etki etti.

Diğer taraftan hem 31 Mart’ın hem de 23 Haziran’ın çokça tartışılan partisi Saadet açısından ise aslında yalan, iftira ve hakaretlerin ayyuka çıktığı bir dönemde alınan sonuçlar önemlidir. Çünkü her şeyden önce Saadet Partisi’nin 23 Haziran’a da kendi adayı Necdet Gökçınar ile gitmesi Türkiye siyasetinde kutuplaşmanın önüne geçme gayreti açısından değerliydi. Malumunuz Saadet Partisi’nin yakın gelecekte daha da etkili olacağına dair yorumları sıkça duymaya başladık. Görünen o ki, bugün kızan da, oy vermediği halde hakkını teslim eden de Saadet Partisi’nin Türkiye siyasetindeki özgül ağırlığının farkında.

Bu da demek oluyor ki, Saadet Partisi doğru bir yaklaşım ile bu kesimlerle rahatlıkla iletişime geçebilir. Bu açıdan bakıldığında Saadet’in etkisinin artacağına dair kanaatlerin toplumun düşünce temelleri üzerine yükseldiğini görebiliriz. Bu doğrultuda yeni parti veya partilerin kurulacağına dair söylentilerin daha da hissedilir olduğu son dönemlerde Saadet Partisi’nin duruşunun Türkiye siyasetinde önemli bir köşe taşı olacağını söylemek de mümkündür.

Son olarak ise şunu ifade edebiliriz; siyasetin dili toplumu artık iyice yordu. Seçmen ötekileştirme, ayrıştırma, kutuplaşma söylemleri üzerine kurulan dili kabul etmedi. Seçimlerin savaş havası içinde geçmesi, birlik ve beraberliğimize karşı en önemli tehdit olmaya başlamıştı. Hani türkü, “Dersini almış da ediyor ezber” diye başlar ya, bugün artık kazananın da, kaybedenin de bu sonuçlardan 82 milyon milletimiz adına önemli dersleri çıkarma zamanıdır. Sonuçların İstanbul ve ülkemiz adına hayırlı olmasını dilerken, 23 Haziran seçiminin kin, nefret ve hakaret diline başvurulan son seçim olmasını, bundan sonraki seçimlerde “asgari müşterekleri” unutmadan kampanya dönemleri yaşamamızı temenni ediyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?