Reklamı Kapat

Görüldü ki

Kaç yıl, kaç ay oluyor, seçim tünellerinden geçiriliyoruz. Ekonomimiz bölük pörçük, halkımız kamplaştırılmış, insanlar tedirgin, aile içinde bile düşmanlıklar üretilmiş bir acayip duruma düşürüldük. Ufuklarımız karartılmış bir durumdayız.

Şimdi ise bu seçim tünellerinden uzunca bir müddet için çıkmış gibi gözüküyoruz. Gelin, son 20 yıllık maceralı yolculuğumuzdan ve çıkmaza saplanmış durumumuzdan sonra İslam dünyası ve Türkiye olarak durumumuzu tespit etmeye çalışalım:

Görüldü ki, İslam medeniyeti yenildi, biz Batı medeniyetiyle birlikte hareket etmeliyiz, diyenler büyük bir yanılgıya düşmüşler. Beraber hareket etmek için onlara uyum sağlayan iktidar çok büyük bir yanlış yapmış.

Görüldü ki, ABD’nin amacı, dünyada sağlıklı ve akılcı ittifaklar kurmak değil, sömürü amacını gerçekleştirmek, İslam dünyasına karşı Haçlı saldırıları yapmak, öldürmek, yakmak, yıkmak, soymak ve sindirmek imiş.

Görüldü ki, Avrupa Birliği bir “Hıristiyan Batı Kulübü”dür. Türkiye halkı Müslüman bir ülkedir. O halde bu halkın ahlakını, yaşayışını, geleneklerini, dinini, Hıristiyan gelenek ve yaşayışlarına adapte etmeden içlerine almayacaklar. Hatta bunu gerçekleştirseler bile tamamen kendi dinlerini kabul etmedikçe kendilerinden kabul etmeyecekler.

Görüldü ki, sömürgeci Batı ile ne kadar mükemmel anlaşmalar yaparsak yapalım, güçlü olmadıktan sonra, inisiyatif onlarda olduktan sonra, asla bu anlaşmalara uyma konusunda kendilerini bağlı hissetmezler. 

Görüldü ki, Müslümanlar birlik ve beraberlik içine girmedikleri takdirde asla iflah olamazlar. Katliamdan, sömürüden, tecavüzden, soygundan kurtulamazlar.

Görüldü ki, Türkiye’den başka İslam dünyasına liderlik edip, onları toparlayacak konumda olan başka bir ülke yoktur.

Görüldü ki, sömürgeci Batı, Türkiye’yi ne kendi içlerine alırlar, ne de bırakıp İslam dünyasına dönmesini isteyebilirler. Kapıda bekletme politikalarını asla terk etmezler.

Görüldü ki, İslam dünyası ve elbette Türkiye, “Önce ahlak ve maneviyat” düsturundan asla ayrılmamalı, insanlarını, ekonomisini, eğitimini ve her şeyini dizayn ederken bu prensibi hep en ön planda tutmalıdır.

Görüldü ki, Türkiye “borç ve sıcak para politikaları” ile asla kalkınıp güçlenemez. Sömürgeci Batı bir şekilde engeller.

Görüldü ki, Türkiye kendi imkânları ile sanayi hamlesi yapmadan, kendi savunmasını kendi imkânları ile sağlayacak konuma gelmeden, ne kalkınabilir, ne de Batı’nın oyalayıcı yörüngesinden çıkabilir.

Görüldü ki, Türkiye her durumda kendi tarımına ve hayvancılığına bağlı ve sağlıklı beslenme siyasetini asla terk etmemeli, bu kesimleri ihmal etmemeli, kendi nüfusunu kendi yerleşim yerlerinde geçindirip rızıklandıracak, sağlık, eğitim, kültür ihtiyaçlarını karşılayacak bir siyaset geliştirip bunu asla terk etmemelidir.

Görüldü ki, Türkiye vahşi kapitalist sistemin sömürü çarklarına göre değil, kendi bin yıllık gelenek ve göreneklerine göre üretim ve bölüşüm sistemi geliştirmelidir.

Görüldü ki, Türkiye adalet sistemini her türlü müdahaleden ve baskıdan kurtarmak ve bu ilkeyi ilk planda tutmak zorundadır. Halkını parçalayıcı değil, birleştirip kaynaştırıcı tedbirleri acilen alınmalıdır.

Görüldü ki, ülkemizi yönetenlerin kolektif akıldan azami istifade etmeleri bakımından, istişare mekanizmaları geliştirmeli, ülkemiz tek adam, tek akıl, tek başına alınan kararlar ile yönetilmek durumundan kurtarılmalıdır.

Görüldü ki, “dokunulmazlık zırhı” fahiş hataları sineye çekme neticesini doğurmayacak emniyet sübapları bulunan bir koruma haline getirilmeli.

Görüldü ki, bu kadar çıkmazın içine sokulan bir Türkiye ve İslam dünyasının çıkış yollarını müzakere edecek bir şura oluşturulmalı, yeniden durum kontrol edilmeli, yeni bir dinamizmle bağımsız ülkemiz ve perişan haldeki İslam dünyasının dertleri çözüme kavuşturulmalıdır.

Görüldü ki, bu sonuncu tedbir alınmazsa, belki de tarihimizin en buhranlı badirelerinden birine sürüklenmiş olacağız.

Görüldü ki, bu özetin özetini verdiğimiz ve alınmasını istediğimiz tedbirler aslında Milli Görüş’ün 50 yıldır ve halen de olmazsa olmaz dediği ve kıyısından köşesinden iktidara el attığında da uygulamaya sokmanın gayretinde olduğu siyasetinin bir özetidir.

Yıllar süren seçim atmosferlerinin sona erdiği, düşünmeye, çözüm üretmeye fırsat bulduğumuz bu dönemde, daha fazla vakit kaybetmeden, daha fazla bahaneler üretmeden, daha fazla zarar görmeden bu siyasete dönmek zorunda olduğumuzu unutmayalım.

UFUKLAR KARARDI

Yıllar önceki o yanlış adım,

Görüldü ki, ters bir karardı.

Kimse demesin, ben başardım;

Görüldü ki, ufuklar karardı!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?