Reklamı Kapat

İbreli cihaz yanmış

Bizimkini dişçi koltuğu gibi sağlam bir koltuğa oturtmuşlar, ellerini ayaklarını sıkıca bağlamışlar. Yanında bir cihaz var. Kablolarla irtibatlamışlar. Yalan makinesine benzeyen bir cihaz. Sonra bir takım kelime ve kavramları söylemeye başlamışlar: İlim… İrfan… Kültür… Edebiyat… Sanat… Derin düşünce... Cihazın ibresi hiç kıpırdamamış. Bir de sismograf gibi bir alet varmış, ondaki çizgi de bir ölünün çizgileri gibi dümdüz, hiçbir titreşim yok. İkinci tecrübeye başlamışlar: Para… Bol gelir… Lüks hayat… Aşırı tüketim… İhtişam… Nefis yemekler… Lüks seyahatler… Lüks konaklamalar… Lüks giysiler… Adam bunları duyunca gözlerinde şeytani şerareler uçuşmaya başlamış, vücudunda çırpınmalar var ama kayışlarla koltuğa bağlı olduğu için fazla hareket edemiyor. Ağzından köpükler saçılmaya başlamış. Bu esnada göstergenin ibresi çılgınca oynuyor, nihayet alet parçalanmış. Yazıcıdaki iniş çıkışlar 7 şiddetindeki bir depremin kayıtlarına benziyormuş. Adam o kadar zorlanmış ki, sonunda iplerini kopartmış para nerede diye bağırmış, aletten de korkunç sesler ve kokular çıkmış ve yanmış...

Ah bu bizimkiler.

***

Mübarek Ramazan da bitti. Oruç tutanlar tuttu, Allah kabul etsin; tutmayanlar tutmadı, bir dahaki Ramazan’a tutarlar inşallah. Bazıları oruç tutmazlar ama tutanlardan fazla bayram yapıyorlar.

***

İnternetten bakıyorum, Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’nin dini bütün dünyada dehşetli faaliyet yapıyor. Yeni camiler açıyorlar, taraftar topluyorlar. Başlarında bir de halifeleri var. Birçok İslam ülkesi onları Müslüman saymaz, çünkü Mirza Gulam Ahmed’i peygamber kabul ederler. Bir internet sitesinde gördüm, güney Afrika ülkelerinden birinde Sünni bir imam ahmedî olmuş diye yazıyordu. Bu sekt bizde de faaliyet gösteriyor mu bilmiyorum. Gösteriyorsa Diyanet ne gibi tedbirler alıyor, ahmedîler namaz kılar, oruç tutar, zekât verirler, Kur’an okurlar ama ahir zaman Nebisinden sonra peygamber geldiğini iddia ettikleri için İslam’ın içinde bir fırka olarak kabul edilmez.

***

Hâkim bey duruşma salonundaki hanım avukatlardan birinin çok mini bir eteğin üzerine cübbe giymiş olduğunu görünce, bu kıyafet uygun değildir demiş, tartışma yaşanmış, hâkim bey zabıt tutturmuş ve ondan sonra ne olmuş biliyor musunuz? Hâkim ertesi gün açığa alınmış… Böyle bir şey M. Kemal Paşa zamanında bile olmazdı. Hâkime yapılanın çok ölçüsüz olduğu kanaatindeyim. Bir ihtar cezası verilebilirdi. En ağır cezayı verdiler. Ne günlere kaldık…

***

Daha önce yazmıştım ama tekrarında fayda var: Türkiye’nin Müslüman halkı, Müslüman’ca yiyip içmediği, Müslüman’ca yaşamadığı ve öncelikle İslam tıbbıyla tedavi edilmediği takdirde sağlığına kesinlikle kavuşamaz. Bugünkü gidişatın sonu Türkiye’nin bir hastalar cumhuriyeti haline dönüşmesidir.

***

Milli Eğitim Bakanlığı yurt çapında bir sınav yapmış gazetelerde resmini gördüm, öğrenciler sınav kitapçıklarını okul kapısından çıkınca yerlere atmışlar, ortalık çöplüğe dönmüş. Ben onların yerinde olsaydım sınav kitapçığını hatıra olarak saklardım. İllâ atacaksam çöp kutusuna atardım. Böyle bir savrukluk Japonya’da kesinlikle yapılmaz.

***

Yeteri kadar üretmeden çok tüketen bir toplum iflasa mahkûmdur.

***

Kalkınmakta olan ülkelerde birinci sektör yapı, arazi olur, sermayenin büyük kısmı bunlara bağlanırsa o ülke iktisadî, malî krize girer, çok sıkıntılar çeker.

***

Doktor olacağım, ben mühendis olacağım, ben teknokrat olacağım, bana edebiyat, tarih, felsefe, sanat kültürü gerekmez diyenlerin aklına şaşılır. İnsan neyle düşünür? Dil ile düşünür. Üçyüz kelimelik günlük sokak Türkçesiyle otuzbin kelimelik yazılı edebi Türkçe elbette bir değildir. Sokak Türkçesiyle iletişim kurabilirsiniz, günlük ihtiyaçlarınızı sağlayabilirsiniz, basit yarenlikler yapabilirsiniz ama ciddi kültür faaliyetleri yapamazsınız. Türkiye’yi dilsiz bıraktılar. Bundan vahim bir şey olamaz. Gel de anlat.

***

Bir sohbet esnasında çok önemli, çok ciddi, kültürel konular dile getiriliyor, oradakilerden biri devamlı olarak başını sallıyor, gözlerini kocaman açıyor, pür dikkat dinliyor. Bu adamın hiçbir şey anlamadığını söyleyebiliriz.

***

Eyvah, başta Fransa olmak üzere Batı Avrupa İslam’ın ve Müslümanların hâkimiyetine girecek, İslam her yeri istila ediyor, bunu durdurmalıyız diye saçını başını yolan Mösyö Pierre’e: Ondokuzuncu asırda Müslüman ülkeleri sömürge yapmış, çok kötülükler zulümler etmiştiniz. Şimdi onların acısı çıkıyor. Cezayir’i hem Fransa’nın bir parçası saymış, hem de yerli halka kan kusturmuştunuz. Attığınız bumerang nice zaman sonra döndü dolaştı tepenize düştü. Boşuna ağlamayın… Size uçuk gelebilir ama teklifim şudur: Müslüman olun ve bu korkudan kurtulun.

***

Namaz kılan bir Müslüman’dan söz açtılar, her ay maaşını tıkır tıkır alıyormuş ama bir iş yaptığı, bir işe gidip geldiği yokmuş. İtiraz ettim, beyler bir yanlışınız var. Böyle biri Müslüman olamaz dedim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmed Şevket Eygi



İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?