Reklamı Kapat

Okumadığım Gazeteler

İnternetten okuduğum gazete sayısını azalttım.

Bu gidişle daha da azaltacağım.

Hiç muhalefet yapmayan yağcı ve yalaka gazeteleri okumuyorum.

Gemiyi batıracak, uçağı düşürecek olumsuz, düşmanca deli dana muhalefet yapanları da okumuyorum.

Müstehcen yayın yapanları okumuyorum.

Vatan, Millet, Türkiye için değil, süper zengin patronlarının hesabına yayın yapanları da...

Çok cıvık seviyesiz rezilane yayın yapanları...

Çocukluğumda haysiyetli nane satılırdı. Nane şekerinin bile haysiyetlisi vardı.

Gazetenin de haysiyetli olması lazım.

Haysiyetli gazete yalan yazmaz. Yanılıp yazarsa hemen düzeltir ve özrünü beyan eder.

İftira etmez... Çamur atmaz... Sidik yarışı yapmaz...

Bir takım düşük karıların mahrem yerlerini teşhir etmez, çirkin gizli hallerini ballandıra ballandıra anlatmaz.

Hiçbir ciddî ve haysiyetli gazete, çocuğun ısırdığı köpek mavallarını yayınlamaz.

Hiçbir haysiyetli gazete şahısları putlaştırmaz, şahıs sevgisini kült haline getirmez.

Bir gazeteci olarak iç ve dış haberleri nasıl öğreneceğim?..

Bu gidişle Anadolu Ajansı’ndan, birkaç ciddî haber sitesinden, sayısı küçük gazetelerden.

Onlardaki yazıların hepsini benimsemiyorum ama HÜR FİKİRLER gibi haysiyetli fikirler, görüşler, analizler yayınlayan siteler var.

Muhalefet yapmanın da, muvafakat yapmanın da birinci olmazsa olmaz şartı yaptığını haysiyetli yapmaktır.

Haysiyetli gazeteci, haysiyetli yayın organı gerektiğinde özür beyan etmeyi, helallik dilemeyi bilmelidir.

Bendenizi 1959’da Genelkurmay Gizli Harp Dairesi’ne alınmış olmakla suçlayan yalancılar ve müfteriler, iddialarını hem ispat edemediler, hem de hatalarını kabul etmediler.

Bu durumda haysiyetsiz ben miyim, onlar mı?

Namuslu, şerefli, ciddî, efendice yayın yapanlara bir şey dediğim yok. Görüşlerini, inançlarını, meşreplerini beğenmesem de onlara dil uzatmam.

Lakin yalancı, iftiracı, entrikacı, yıkıcı, fitne fesat satıcı, agresif, yağcı, iğrenç, müstehcen neşriyat yapan haysiyetsizlerden nefret ediyorum.

***

Liselerin birinci, en önemli temel vazifesi ülkenin millî dilinin edebiyatını öğretmektir. Bunu yapamayan liseler bir işe yaramaz, devleti, halkı, memleketi yükseltmez.

***

Liseler yeni nesillere üç şey kazandırmalıdır: Yeterli seviyede bilgi ve kültür... Ahlak ve karakter... Estetik, sanat, güzellik boyutu.

***

Ülkeye yetecek miktarda kaliteli girişimci yetiştir(e)meyen bir eğitim sistemi, Con Ahmed Bey’in devr-i daim makinesi gibi boşa dönmeye mahkumdur.

***

Müslüman hukukçu olmanın birinci şartı vahye, hikmete ve akl-ı selime dayalı İslam hukukunun insan fıtratına en uygun ve en üstün hukuk sistemi olduğuna inanmaktır.

***

İffet değerini inkâr eden veya onu yok farz eden bir medeniyet insanî değil, hayvanîdir.

***

Edebî, zengin, yazılı Türkçeyi bilmeyen kimse Türkiyeli olabilir ama asla Türkiye aydını olamaz.

***

1919’da Sultan Vahidüddin’i en fazla seven, ona gönderdiği mektuplarda imzasının üzerine kulunuz yazan Paşa Damat Ferit Paşa mıydı?.. Hayır... İleride bu Paşa ile ilgili bir yazı kaleme alacağım.

***

Onların yaptığı şenaatleri, 1919-22 arasında İstanbul’u işgal eden düşman kefere güçleri bile yapmamıştı.

***

Merhum Kadir Mısıroğlu Bey ile yaptığım en son konuşmada, “Taqiye yapıyorlar, ben asla yapmam ama onlara de bir şey demiyorum...” demişti.

***

Derin kültürü yok, ilmi yok, irfanı yok, ruh asaleti yok, yüksek ahlak ve karakteri yok, medenî değil bedevî zihniyetli, aklı, fikri, amacı ileride çok para kazanmak, konforlu ve lüks bir hayat sürmek, tüketim toplumunun imkân ve nimetlerinden yararlanmak. Yahu bu ne sefil bir hayat felsefesidir.

***

Buzağı heykeli şeklinde olsun veya olmasın, altın ve gümüşe tapanlar İslam’dan çıkar.

***

İnsana zevk ve haz veren, okurken dünyayı unutturan, dinlendiren, yükselten, zarar vermeden eğlendiren kitaplar; üzüntülere, sıkıntılara, streslere, gam ve kasavete karşı en büyük ilaçtır. Kitap terapisi...

***

Bir salağın elinde, Yirmi Dört Derste En Kıza Zamanda Yan Gelip Yatarak Zengin Olmanın Sırları isimli bir kitap gördüm. Sanırım Çiftlik Bank Yayınları’ndandı.

 Merhum Muhammed Mursî

Mısır’ın, serbest seçimlerle ve halkın çoğunluğunun iradesi ile başa geçmiş ilk meşru devlet başkanı idi. Bir sene iktidarda kaldı, iç ve dış hain güçler tarafından darbe ile makamından indirildi. Altı sene zindanda büyük eziyetler çekti, kan kustu. Nihayet, bir mahkeme duruşmasında vefat ederek şu fani âleme veda etti. Cenazesine bile hürriyet verilmedi, alelacele geceleyin defnedildi. Merhum Muhammed Nursî’nin suçu neydi: Müslüman olmasıydı, Kur’an’ı anayasa bilmesiydi, temiz ve doğru bir devlet adamı olmasıydı. ABD Evangelistler, Siyonistler, İslam düşmanları bu faziletlerinden dolayı kendisini affetmediler. En büyük hatası iktidara geçtikten sonra istihbarata gereken önemi vermemesi ve düşmanlarına karşı teyakkuzda olmamasıydı. Onun, maalesef İslamcılardan ve Müslümanlardan da çok düşmanı vardı. Cenab-ı Hak ona rahmetiyle muamele buyursun. Türkiye’de, Mursî hakkında 81 vilayette gıyabî cenaze namazı kılınması şayan-ı şükran bir hareket olmuştur. Müslümanların başı sağ olsun. Allah hepimize akl-ı selim ve basiret ihsan buyursun. Ruhuna Fatiha!..

20.06.2019

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmed Şevket Eygi



Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?