AK Parti’nin günahına ortak olmak

Bismillahirrahmanirrahim;

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenabı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

Her seçim öncesi, geçmişte Milli Görüş partilerinde görev almış bazı kimseler; “Erbakan’ın Yol Arkadaşları veya Eski Milli Görüşçüler, Milli Görüşçü Kuruluşlar Platformu” sıfatlarını kullanarak AK Parti lehine açıklamalar yapmayı alışkanlık haline getirdiler. Bu açıklamayı yapanların ortak özelliği, sağlığında Erbakan Hocamızı terk edip, yürütülen “hak batıl” mücadelesinde onu ve arkadaşlarını yalnız bırakanlar olmasıdır. O gün “Erbakan’ın kafasıyla bir yere gidilmez” deyip “Hak gemisinden” inenler, geminin bugünkü yolcularına olmadık hakaretleri yapmaktan da geri durmuyorlar. Sağlığında, unutturmak için Erbakan Hocanın adını ağızlarına almayanlar, bugün onun adını kullanarak Milli Görüş davasını itibarsızlaştırmayı, onun tek temsilcisi Saadet Partisi’nin temsil ettiği “nuru”, ürettikleri algılar ile söndürmeye çalışmayı adamlık sayıyorlar. Bugün Saadet Partisi’ni ve kadrolarını FETÖ ile birlik olmakla suçlayanlar, Milli Görüş gömleğini çıkardıktan sora “F. Gülen’in” himmetine mazhar olmak için, torbadan “güvecin” çıkarma yarışına girdiklerini çok çabuk unuttular. Arşivler ortadadır. Kendilerini “malum zata” beğendirmek için girmedikleri kılık, yapmadıkları maskaralık kalmamıştır. Örneğin; Saadet Partililer eskiden olduğu gibi, bugün de süt içtiği halde bu adamlar, bunlar süt yerine rakı içmeye başladılar gibi yalanları rahatlıkla söyleyebiliyorlar. Şimdi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himmetiyle elde ettikleri kazanımları kaybetmemenin gayreti ve yarışı içersine giren bu dünyacılar, devran döndüğünde, o günün muktedirine yaranmak için Tayyip Bey’e ilk tekmeyi atacak olanlar yine onlar olacaktır. Samimi olarak ifade ediyorum ki, Tayyip Bey, öyle bir gün yaşarsa -ki biz yaşamasını istemeyiz- bilsin ki, o gün onun elinden tutacak olan yine, şer, illet ve hain olmakla suçlanan Saadet Partililer olacaktır. Bugün AK Parti’nin ve de Tayyip Bey’in lehine, bu açıklamaları yapan bu garip varlıkları tanıyor, sahip oldukları karakter ve cibilliyeti çok iyi biliyoruz. Bunlar iyi gün dostu olurlar ama kara günde dostun başına kara torbayı geçiren kara bela oluverirler. Kur’an’ın tabiriyle bunlar, hakkı batıla karıştırmayı alışkanlık haline getirenlerdir.

DAVA

Bu adamlar diyorlar ki, dost, düşman belli değilmiş. Müslüman’ın sırtını sağlam yere dayaması, İbrahim gibi Allah’a sığınmak gerekliymiş. Önemli olan parti değil “dava” imiş. Kim bu davaya hizmet ediyorsa, onunla birlikte hareket etmek gerekliymiş. Öfkeyle kalkan, zararla otururmuş, pireye kızarak vatan yorganı oylar ile yakılmamalıymış. Hırslarımızla bu gemiyi, vatanı bölecek korsanlara teslim edersek şehitlerimizin yüzüne nasıl bakacakmışız. Saadet Partililer, Erbakan Hocayı mahkûm eden partiye nasıl destek verirlermiş. Lütfi Doğan Hoca ile Recai Kutan da aynı görüşteymiş. Bu adamlar, Saadet Partililerin AK Parti’ye oy vermeleri, farzı ayın bir görevdir demek istiyorlar. Mücerret bir “davadan” söz ediliyor. Bunların sözünü ettiği dava, nasıl bir davadır ki, Saadet Partililerden, böyle bir davaya destek olması isteniyor. Dava demek, ideal ve hedef demektir. AK Parti’yi kuranlar, siyasetteki ideal ve hedeflerini net ve anlaşılır bir şekilde belirlediler ve şu üç şeyi esas alacaklarını ifade ettiler. 1- İslam Birliği yerine Avrupa Birliği’ni bir medeniyet tasavvuru olarak benimsemek. 2- ABD ve İsrail stratejik ortaklığına dayanan bir dış politika izlemek. 3- Adil Düzen yerine, mevcut faizci kapitalist düzeni benimseyip yürütmek. AK Parti’nin davası, bu üç şeydir. Yani AK Parti’nin İslam ve de Milli Görüş diye bir davası yoktur. Kendilerini “Muhafazakâr Demokrat” bir parti olarak tanımlamaları bundandır. AK Parti, Milli Görüş’ün yaklaşık elli yıldır mücadele ettiği faizci kapitalist düzeni yürütmenin partisidir. Gerçek budur. AK Parti’yi bu tercihinden dolayı benimsemiyor, kendilerine tercih ettikleri bu yolun yanlış ve tehlikeli bir yol olduğunu ifade ediyoruz. Muhafazakâr Demokrat AK Parti ile Sosyal demokrat CHP arasında, benimsedikleri zihniyet bakımından hiç bir fark yoktur. Siyasi tarih iyi okunduğunda görülecektir ki, bugünkü MHP, CHP’nin bir arızasıdır. HDP ise AK Parti’nin bir arızasıdır. Saadet Partisi ise bu ülkenin sağlam hücresidir. Bu özelliği ile Saadet Partisi ne AK Parti’nin karşısındadır, ne de CHP’nin yanındadır. Saadet Partisi her zaman hakkın, haklının ve adaletin yanında, zulmün ve haksızlığın karşısındadır. Saadet Partisi, günahkârların günahına değil, toplumun bütün kesimlerini işlenecek sevabın ortaklığına davet eder. Bu davete icabet edenlere kucağını açar, reddedenlere ise tavır koyup nasihat eder. Saadet Partisi’nin bu manasını idrakten aciz kimi zavallılar ise, sadece Saadet’e hakaret eder.

RECAİ KUTAN

Değerli dava büyüğümüz Recai Kutan ağabeyimiz Şevki Yılmaz’ın da içinde bulunduğu bir grubun yaptığı açıklama üzerine, şu beyanatta bulunmuştur: “Bir grup eski siyasi, önümüzdeki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi sırasında AK Parti’nin adayını destekleyeceğini ifade ettikten sonra benim ve Lütfi Doğan hocamızın da aynı görüşü paylaştığımızı söyledi. Saadet Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı var. Yani bir Milli Görüşçü olarak seçimde Saadet Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı’nın desteklenmesi kanaatindeyim. Lütfi Doğan hocamızın da aynı kanaatte olduğunu biliyorum. Bu açıklamayı yapmakta zorunluluk gördüm.” Recai Kutan büyüğümüzün açıklaması, okuryazar herkesin anlayabileceği netliktedir. Hiçbir Milli Görüşçü, oyunu Saadet Partisi’nden başka bir yere vermez. Enam Suresi’nin 159. ayeti bu konuyla ilgili önemli bir belgedir: “Dinlerini param parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.” Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

04

Adil Kabakci - Sayın hocam ağzına ve kalemine sağlık. ALLAH yâr ve yardımcın ola. Selam dua ve muhabbetlerimle

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Haziran 12:30
03

Can - @Asım 02 nolu yoruma cevabı: Yahudi cesaret ödülü niye verilmiş. Tayyip Erdoğanın şahsına mı verilmiş?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Haziran 01:48
01

Abdurrahman - Saadet varken hocayi sırtindan hançerleyenlere destek vermek olacak şey değil!

Bop için IRAKTA ABD yi destekleyenin günahina ortak olmayacağim.....

Yanıtla . 14Beğen . 0Beğenme 19 Haziran 12:29

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?