Reklamı Kapat

Sizden olmayan bir yazarın üstü açıksa nasıl örtülür?

Sizden olmayan bir yazarın üstü nasıl örtülür(!) Önce duymazlıktan gelirsiniz, “o kim?” dersiniz, “o kim?” derken alt dudağınızı hafifçe aşağıya doğru eğersiniz.

“Sizdenlik” testine tabi tutarsınız. Eski defterleri kurcalarsınız.

Takipçi sayısına bakarsınız, kimleri rt etmiş kimi fawlamış gözden geçirirsiniz. Adını yazılı metinlerde hiç anmamaya çalışırsınız. Çok mecbur kalırsanız “bir arkadaş” ya da “arkadaşın biri” dersiniz.

Konuşmalarınızda düşük yoğunluklu ve sizden olmayan o yazardan bahsetmeniz gerekirse istiskal lafızları kullanarak durumu idare edersiniz.

O şahıstan bahsederken sözün başında fenalığınızı gizlemek için “Allah selamet versin” tarzı klişe girizgâh cümleleriyle söze giriş yaparsınız.

O isimden sevdiğiniz yazarlardan da bol miktarda varsa sizden olmayan ismi izale etmek için sizden olan aynı ismi çok kez tekrarlarsınız ya da taltif ifadeleri kullanırsınız.

Bunu hiç yüzünüz kızarmadan yaparsınız.

Peki, iyi güzel de bir yazarın sizden olmadığını nasıl anlarsınız?

Sizinle göz kontağı kurmuyorsa.

Müdanasız, müstağni ve kendi işinden başka bir işle meşgul olmuyorsa.

Size ikide bir gereksiz atıflarda bulunmuyor ve durduk yerde sizi referans göstermiyorsa.

İşinden evine, evinden işine düz yazıyla gidiyorsa.

Üstünü örttüğünüz ve sizden olmayan yazara emr-i hak vaki olduğunda duruşunuz nasıl olmalıdır?

Ona güzel bir mezar taşı yazısı hazırlayabilirsiniz. (Yanlış anlamayın, tarafsız olduğunuz sanılsın diye.)

O sokakları ve caddeleri de iyi biliriz mesajından mahrum kalmamak için sizden olmayan ve sizden ölmeyen yazarın eserleri hakkında üç beş cümle yazılı mesaj verebilirsiniz.

Şayet sizden olmayan yazarların hepsinin sustuğundan eminseniz size ait ve sizden olan bütün yazar ya da yazabilir veya yazsın gitsin dediğiniz kalem sahiplerini ortalığa yayabilirsiniz.

TÜRKÇENİN GÖKLERİNDE SALINAN BİR ŞAİR

“Türkçenin Göklerinde” Âdem Yazıcı’nın üçüncü şiir kitabı. Bilenler bilir Yazıcı’nın daha önce Taş Beşik ve Minyatür Okuyucuları olmak üzere iki kitabı yayınlanmıştı. Âdem Yazıcı şiirde adımını yere sağlam basan şairlerden. Telaşsız ve de sabırlı. Şiir bu iki özelliği şairine karakter olarak bahşeder. Bazı şairler dünyanın faniliği ve hayatın geçiciliğini göz önünde bulundurarak acele ve bu aceleciliğe bağlı olarak savruk hareket ederler. Âdem Yazıcı kitabına “Türkçenin Göklerinde” ismini verirken bu olgun duruşu hesaba katmış olmalı. Zira şiirin bir dil meselesi olduğuna vurgu yapıyor bu başlıkla. Türkçe düşünmekle bir şair evinin yolunu bulabilir. Yerlilik bu topraklara dair bir kavram değil sadece, bu toprakların metafiziğine de işarettir. “Türkçenin Göklerinde” ifadesi Yahya Kemal’ce bir titizliği akla getiriyor: “Kendi Gök Kubbemiz” gibi. Yoksa bir şair ne diye “ege’de denizi köpürten bir konuşmadan uyandım” desin? Bu dizede Yunus’un süt dişleri var. Yerlilik yerli yerindeliktir, insan Âdem Yazıcı şiirlerini okurken buna iyiden iyiye inanıyor. Bir şairi bir dizenin miracına çıkaran da bu ruhtur: “mübarek türkçeyle konuşan topraklarda uyandım.”

Yaklaşık otuz altı şiir var “Türkçenin Göklerinde” kitabında. Şiirler arasında bir sütre yok. Yani ara başlıklarla bölümlere ayırmamış şiirlerini şair. Tek perdelik oyun gibi. Çoğu şiirler uzun soluklu, fakat ritmik ve de akışkan. Şair sadece bu mekâna ait değil, aynı zamanda içerisinde pek hoşnut olmasa da bu zamana ait. Yer yer geçtiği yerlere yaşadığı zamana dair işaret taşları dikmeyi de ihmal etmiyor: “ağır metal yorgunluğundan çatlıyor şehir”,  “bölünmüş yollardan geçerek geldik biz”, “kapalıçarşı’da kürkçü hanı’na doğru akan”, “şimdi modern zamanlardan söz edeceğim sana”, “bir devlet ekonomik krizden çıkar elbet bilirsin”, “yaşlı asansörlerle çıkarken üst katlarına yoksulluğun”, “çöp bidonlarını devirmiş çaresizlik”…

Daha onlarca mısra var böyle kendini yaşadığı bozuk zamana izafe eden. Önemli olan modern dünyanın bu fersude sözcüklerinden saadete açılan bir şiir çıkarabilmektir. İşte Âdem Yazıcı bunu başarıyor. Nasıl mı? Sevgili okur, lütfen onu sen okuyarak fark et. Türkçenin göklerinden salınarak bunu başarabilirsin. Siyasetten göz gözü göremediği bir ortamda bir şeylere yukardan ve de aşkın olandan bakabilmek az şey olmasa gerek. (Türkçenin Göklerinde-Âdem Yazıcı- Şule Yayınları)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?