Reklamı Kapat

Milli mesele…

“Milli” kelimesi, aynı “yerli” kelimesi gibi son dönemlerde o kadar fazla kullanılır oldu ki, artık popüler bir terime dönüştü ve git gide manası da boşalıyor, anlamsızlaşıyor. Popüler olan her şey gibi o da ayağa düşüyor ve ihtiva ettiği manadan saptırıldıkça saptırılıyor.

“Milli mesele” denince akla gelenler de bu durumdan payını alıyor haliyle. Milli Takım’ın oynadığı maçlar, “milli mesele” olarak abartıldıkça abartılıyor, halbuki alt tarafı bir futbol oyunu neticede. Aynı şekilde, kulüp takımlarının Avrupa’da başarı kazanması da “milli mesele” değil, olsa olsa sportif başarı ve bir nevi reklam faaliyeti. 8, 10, 11 futbolcusu da yabancılardan oluşan takımların, alt tarafı bir spor müsabakasında başarı kazanmasını küçümsemesek de, bir “milli mesele” ayarında da düşünmemek gerek.

Milli takım maçları da netice itibariyle, sportif bir hadise ve buna adeta bir fetih, zafer, muzafferiyet gibi anlamlar yüklemek, farkında olmadan bir aşağılık kompleksinin dışavurumuna dönüşebilir. Meseleye akli değil de duygusal bakmak, gereksiz bir coşkunluk ve galeyana dönüşüyor bizde. Bir maçı kazanınca, memlekette kötü giden işler düzelmiyor, işsizler iş bulmuyor, insanların cebine para konmuyor veya dış politikada yaşanan sıkıntılar hallolmuyor.

Şayet basit bir maçı, bir spor müsabakasını müthiş bir “milli mesele” olarak görmeye başlarsanız, gerçekle bağınız kopar, hayal aleminde yaşayıp avunmaya başlarsınız. Misal, AB uğruna kapısında beklediğimiz Avrupa’ya karşı olan hıncımızı sahada almamız, AB hayali veya hevesi uğruna harcadığımız parayı (Gümrük Birliği anlaşmasından ettiğimiz 300 milyar dolar zarar mesela), enerjiyi, zamanı geri getirmeyecektir. Burada bir “milli mesele”den bahsedilecekse, “sahada” kazanmak değil de diplomaside, dış siyasette, ekonomide kazanmak gelmelidir akla.

“Milli mesele”den bahsedeceksek eğer, 4,5 milyon işsizden, yüzde 25’i bulan genç işsizliğinden, dönmeyen çarklardan, kapanan işyerlerinden, bankalara mahkum ve muhtaç edilmiş milyonlardan, tanzim kuyruğunda ucuz sebze almak isteyen, geçim sıkıntısındaki insanların durumundan bahsetmek gerekir. Bu ülkenin insanlarının dertleri, sıkıntıları, istekleri, daha iyi bir yaşam sürmelerinden ala milli mesele yoktur ve olamaz da. “Milli mesele” diyorsak eğer, Kıbrıs’tan bahsetmek gerek mesela.

Kavramları kendi isteği ve menfaatine göre kullanan, her şeyi kendi çıkarı doğrultusunda kullanmaktan çekinmeyen bir siyasi anlayış, “milli mesele”yi yanlış yerlerde arıyor yine. İzlanda’ya girişte Milli Takım bekletildi diye bir anda seferberlik ilan etmek, kitleleri yaklaşan seçim arefesinde “milli mesele” diyerek tuhaf bir milliyetçilikle doldurmak hayli enteresandır. İzlanda’ya girişte anormal veya saygısızca bir uygulama söz konusuysa, bunu kınamak ve “aynı şekilde karşılık verileceğini söylemek” gayet normaldir. Ancak, bunu Belçikalı bir zıpırın “eşek şakası”yla birleştirip bir anda “milli mesele” kapsamına sokmak, ancak “milli mesele” kavramının içini boşaltmaya yarar.

Bu duruma tepki olarak, Dışişleri’nden kınama yayınlanması normaldir, ancak 17 yıllık Akp iktidarı döneminde askerlerimizin başına çuval geçirildiğinde bile verilmeyen “nota”nın, böylesi bir olay için verilmesi “milli mesele”den ne anladığımızı sorgulatıyor maalesef. Hele ki, ekonomik olarak zorda bulunan, bütçe açığının 100 milyar lirayı aşmasının beklendiği, kamuda tasarruf yapılmasının elzem olduğu bir dönemde, basit bir olayı bahane edip “özel uçakla olay mahalline intikal etmek”, açıkçası kara mizahtır. Elbette ki, “iliştirilmiş” gazeteciler de unutulmamıştır bu “İzlanda seferinde”…

“Milli mesele”den bahsedilecekse eğer, bu halkın, bu devletin parasına sahip çıkarak, keyfi şekilde “özel uçaklara” binmeyerek başlanabilir mesela.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Abduirrahman Serdar -

El'in topraklarında 2-3 terörist öldürmek için saatlarca askeri uçuk uçurmanın

maliyeti nedir, acaba ? Hani sınırlarımızı DUVAR örerek kaptmıştık ! Batılı dostlar ASKERİMİZİ ve HAZİNEMİZİ, böylece yormak mı istiyor yoksa ?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 18 Haziran 12:20

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?