Reklamı Kapat

Çocuklarımıza küçük yaşta dini duygu ve düşüncenin öğretilmesinin önemi ve yaz kurslarına sahip çıkmamızın gereği

En kıymetli varlıklarımız olan çocuklarımıza resmi kurumlarda verilen dini eğitim maalesef çok cılız ve yetersizdir. Hatta bu müfredatla dini eğitim verilmesi mümkün değildir.  Bunun için bin yıl İslam’ın bayraktarlığını yapmış bu aziz milletin evlatlarına anne ve babaların sahip çıkarak dini bütün birer Müslüman genç olarak yetişmelerini sağlamaları üzerlerine düşen bir farizadır. Bu işin birinci derecede sorumluları da annelerdir.

“Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı” (Nahl, 78) ayet-i kerimesinin de işaret ettiği gibi dünyaya gelen çocuk kafası tamamen boş olarak hayata başlar. Onun bir inanç ve istikamet sahibi olması ancak kendisine sonradan telkin edilen şeylerle olur. Burada bir kez daha anneliğin önemi ortaya çıkar. Zira şimdi anneler genellikle sadece çocuğu dokuz ay karnında taşımak sonra birkaç ay emzirip bir mürebbinin, bakıcının kucağına atmakla iş bittiğini zannediyorlar. Hâlbuki çocuklar bizim göz nurumuz, neslimizi ve davamızı sürdürecek, amel defterimizin ölümümüzden sonra da açık kalmasını sağlayacak en değerli varlıklarımızdır. Anneye yüklenen böylesine önemli bir vazifenin üç kuruş para kazanma uğruna heba edilmesi ne büyük bir gaflet ve aymazlıktır. Hiçbir zaman hatırdan çıkarılmasın ki ana ve babalar çocukların sahibi değil emanetçisidirler. Anne ve babalar çocuklarını iyi birer Müslüman olmaları için eğitmekle, yetiştirmekle mükelleftirler. Özellikle ilk çocukluk devresinde çocuk anne ve babasının elinde her türlü ön yargıdan uzak, saf ve kıymetli bir cevher gibidir. Her türlü bilgi ve beceriyi öğrenmeye ve yapmaya kabiliyetli olduğu gibi, kendisine verilen her şeyi almaya da yatkındır. İşte bu yaşta çocukların Allah, Peygamber, Kur’an ve sahabe sevgisiyle doldurulması lazımdır. 

Peygamber Efendimiz, insanın bu yaratılış gerçeğini şu hadisiyle dile getirmiştir: “Her doğan (çocuk) fıtrat (İslam)  üzere doğar. Sonra onu anası-babası ya Yahudi yapar, ya Hıristiyan, ya ateşperest yapar.” (Buhârî, Cenâiz 92; Ebû Dâvut, Sünne 17; Tirmizî, Kader 5.).

Hadis-i şerif bizlere insan fıtratının öncelikle Hakkı kabul edecek bir yaratılış gerçeğine sahip olarak yaratıldığını bildiriyor. Yani erken yaşta verilecek sahih bir din anlayışının kendisine ulaşacak batıl din ve inançlardan daha etkin ve daha tesirli olacağını bildiriyor. O halde bu yaşlardaki çocuklarımız yani dokuz yaşına ulaşmadan bu eğitimin tamamlanmış olması lazımdır.

 Şimdi önümüzde güzel bir fırsat var. Okullar yeni kapandı ve her sene açılan yaz Kur’an kursları bu gün itibari ile faaliyete başladı. Çocuğunda dini duygu ve düşüncenin oluşmasını, gelişmesini isteyen her anne-babayı bu Kur’an kurslarına çocuklarını göndermeye ve bu kurslara sahip çıkmaya çağırıyorum. Bu bir İslami ve toplumsal vazifedir. Zira bu topraklarda Ezan-ı Muhammedi kıyamete kadar okunsun istiyorsak, kalbi Kur’an’a bağlı nesiller yetiştirmek zorundayız. Eğer bizim neslimizden Taksim ve Sultanahmet meydanlarında yapıldığı gibi ezanı yuhalayan eblehlerin çıkmasını istemiyorsak bu eğitime muhtacız.

Allah Resulü, “İnsanın öldükten sonra geride bıraktığı en hayırlı şeylerden birinin de yetiştirdiği salih evlat”(Ebu Davud, Vasaya, 14)olduğunu belirtmiştir. Okullarda gerek müfredat, gerek fiziki mekân ve gerekse öğretmenlerin yetersizliği ve isteksizliği yüzünden tam olarak verilemeyen dini eğitimin mutlaka dışardan takviye ile tamamlanması şarttır. Çocuklarının iyi bir lise kazanması için gecesini gündüzüne katan veliler ne olur biraz da dini gayretiniz olsun.  Dinden habersiz yetişen çocuklar, gerek kendileri ve gerekse anne-babaları için ebedi bir eziyet vesilesi olacağını unutmayalım. Yani çocuğunu el bebek-gül bebek yetiştirdiği halde ona dini duygu ve düşünceyi aşılmayan anneler ve babalar aslında çocuğuna en büyük kötülüğü yapanlardır. Bunlar yarın kıyamette birbirlerinin en yaman düşmanı olacaklardır. Hafazanallah.

Bu konuda İbni Haldun şöyle diyor: “Çocuklara Kur’an öğretmek dinin temel prensiplerinden bir prensiptir. Müslümanlar bunu esas alarak, bütün beldelerinde çok kapsayıcı bir şekilde Kur’an eğitimi yapmışlardır. Kur›an öğretimi esas haline gelmiş, daha sonra öğrenilenler bu esas üzerine bina edilmiştir. Bunun sebebi ise küçüklerin eğitiminin çok daha fazla köklü olması ve daha sonraki yaşlarda alınan eğitim ve öğretime temel teşkil etmesidir.”

Yazın hemen hemen her camide açılan Kur’an kurslarının hepsi de çocuklarımıza gerekli hassasiyeti göstererek eğitim süreçlerini tamamlayacaklardır. Özellikle FETÖ operasyonlarından sonra insanımızda dini müesseslere ve hatta camilere karşı bir güvenmezdik hissi oluşmuş durumdadır. Ama bu hakikaten yersizdir. Bu gereksiz endişeyi mutlaka yenmeliyiz. Zira FETÖ’nün cami ve cemaatle hiçbir zaman bir bağı olmadı. Yurt dışında ve yurt içinde binlerce okul, yurt ve onlarca üniversite açtığı halde bir tek cami yaptırma bunlara nasip olmadı. Camiden uzak kalmanın belasını da zaten ödediler.

Yaz Kur’an kurslarının en etkilisini ve en güzelini ülkemizin en büyük gençlik teşkilatı olan Anadolu Gençlik Derneği kısa adıyla AGD yapmaktadır. Çocuklarımıza Kur’an-ı Kerim dersinin yanında, ilmihal, siyer, İslam tarihi, örnek şahsiyetler ve adab-ı muaşeret derslerinin de verildiği ve bunların yanında çeşitli sosyal ve sportif faaliyetler yapılarak eğitimin gayet eğlenceli bir hale getirildiği bu gençlik merkezlerine mutlaka sahip çıkalım. Tüm illerde ve ilçelerin kahir ekseriyetinde şubeleri bulunan AGD merkezlerine çocuklarımızı gönül rahatlığı ile teslim edebiliriz. Gelecek nesillerden yeni Erbakan’lar çıksın istiyorsak çocuklarımızın yolu, hayatını İslam’a adamış Erbakan Hocamız tarafından kurulan ve ideal genç yetiştirmeyi amaçlayan AGD’lerden mutlaka geçsin.

Konuyu Karadeniz yöresinde yaşanmış bir hikâyeyle bitirelim. Karadenizlinin birisi bir erkek çocuğum olursa “onu iyi bir kemence üstadı yapacağım” diye ahdetmiş. Takdir-i ilahi bir oğlu olmuş. Kemence çalacak yaşa gelince derhal kemence kursuna göndermiş, uzun süren eğitimin ardından oğlu kemence çalmada zire olmuş. Babası bundan sürekli gurur duymuş. Gel zaman git zaman babanın ömrü tükenmiş. Ölüm döşeğinde son nefesini verirken kemence üstadı oğluna: “Oğlum, şuradan Kur’an’ı aç da oku. Artık gitme vaktidir” demiş.  Oğlu bu isteğe şaşırmış. Babasına faydası olur düşüncesiyle şöyle demiş: “Babacığım! Ben Kur’an okumasını bilmem ama istersen kemençemle etrafında şöyle bir döneyim.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Kafkas Kartalı - üstadım yaz kurslarındaki hocalar çocuklarımızın eğitimiyle ilgilenmek gibi bir dertleri yok bukonuda diyanet işleri başkanlığı buradaki eğitmenleri zorlayıcı bir mekanizma kurmalı bu kurslar miili eğitime bağlanmalı

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Haziran 13:29
02

Mustafa Kasadar - @Kafkas Kartalı 01 nolu yoruma cevabı: İşini yapmayan kimse hesap sorulmalı. Hele bu bir dini mesele ise daha hassas olunmalıdır.

Her şeyi yukarıya havale etmemeli, yerinde çözümler aranmalıdır.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Haziran 14:31

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?