Reklamı Kapat

Türkiye’nin eski-yeni halleri

Günümüzde eski-yeni Türkiye tartışmaları yapıladursun temel ideolojik çerçevesi bakımından eski ile yeni Türkiye arasında büyük farklılıklar olduğu kanaatinde değilim. Mevcut sistem ırkçı emperyalizm ulus devletler vasıtasıyla kendini egemen kıldığı bir sistemdir. Bu sistemin bu topraklara yerleşmesi uzun bir sürecin sonucunda gerçekleşti. Osmanlı’nın kendi durumunu fark ettiği yıllarda yenileşme çabalarıyla başlayan bir sürecin neticesidir. Tanzimat ve Islahat’la bu çabalar kurumsallaşırken Jön Türkler, İslamcılar ve İttihatçılarla birlikte zihni alanda da arayışlara başlandı.

Öncesinde Osmanlıcılık, sonrasında İslamcılık kurtuluş ideolojisi olarak denenmesine karşın başarılı olamadı. Nihayetinde Türkçülük Osmanlı’nın kurtuluşunu sağlayamasa da Türkiye Devleti’nin kuruluş ideolojisi oldu. İmparatorlukların yıkılmasıyla yerini ulus devletler aldı. Her ulus devlet bir etnik kimliğe yaslanarak kurulurken, Türkiye Devleti de ulus devletin inşasında Türkçülük akımından muasır uygarlık ülküsüne ulaşmak içinse Batıcılık akımından faydalandı.

Bu sistemin kuruluşu 1950 yılına kadar tek parti eliyle gerçekleştirildi. Geçmişten kopuşla başlayan ulus inşa etme süreci, geçmişi unutuşla devam etti. Bundan dolayı geçmişin birikimi günümüze taşınamazken yerini geçmişin hamaseti aldı. Daha açık ifadeyle yakın geçmiş (İslam’dan sonra) unutturulurken uzak geçmiş (İslam’dan önce) hatırlatılmaya çalışıldı. Bunun temel sebebi devletin kimlik aidiyetini Türkçülük üzerinden sağlamasıdır. Tek parti CHP’si toplumun dokusuyla uyuşmayan bu değişimi hemen gerçekleştirebilmek için kendisini jakoben bir anlayışla hareket etmek zorunda hissetti.

Tek parti döneminin bu yaklaşımı çok partili hayata geçişle birlikte halkı Demokrat Parti’nin kollarına itti. Demokrat Parti 10 yıllık seçim başarısını kendisine olan yönelişe değil, tek partiden kaçışa borçludur. Bundan sonra mevcut sistem Demokrat Parti izleğindeki sağ partilerle korunmaya çalışıldı. Zaman zaman yaşanan kaymalar ara rejim uygulamalarıyla rayına geri çekildi. Sağ siyaset yeni sistem çerçevesinde toplumsal dönüşümü tabana yayacak politikaların uygulayıcısı oldu. Jakoben anlayışın gerçekleştiremediği toplumsal tabandaki bu dönüşümü sağın rehavet arttırıcı ikiyüzlü politikaları rahatlıkla başardı. 

Sistemin korunmasının bir sonraki aşaması sistemin kutsanmasıdır. Milliyetçi-muhafazakâr partiler tarafından devlet özelinde mevcut sistemin kutsandığını görüyoruz. Kutsal devlet geleneğinin devamı niteliğindeki bu algılayış biçimi, sistemin kurguladığı devleti kutsayarak aslında sistemin bizzat kendisini tartışmasız kılıyor. Etnik aidiyetin merkeziliğinde kurulan eski Türkiye ile vatancılığın merkezinde inşa edilen yeni Türkiye arasındaki tek fark dini muhteviyatın dozudur. Bu doz tabilerini ulus devletin ve kurgulanmış sınırlarının kutsanmasına götürüyor. Irkçı emperyalizmin kurduğu dünya sistemi, ideolojilerin toplumun temel kodlarına aykırı siyaset anlayışı sayesinde varlığını sürdürüyor. Bunun için ırkçı emperyalizm, her ideolojiyi kendi çıkarları için kullanmayı amaçlıyor. Jakoben solun dikte edici ve baskıcı, sağın rehavet yükleyici ve ikiyüzlü, milliyetçi-muhafazakârların istismar edici ve hamaset yüklü tutumları bu süreçte kullanıma açılmıştır.

Yaşanabilir bir ülkeden yeni bir dünyaya idealler taşıyorsak bu gerçeğin farkında olarak hareket etmeliyiz. Bu yüzden sağ-sol-milliyetçilik-muhafazakârlık gibi kavramlardan öte değerler üzerinden siyaset üretmeliyiz. Değerleri baskılayan ya da değerleri istismar eden değil, değerleri hâkim kılan bir anlayışa ihtiyacımız var.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?