Sıfır Zarf

Bu uyku burada dursun ben birazdan gelirim diyor. Uyku yerinde durur mu, berrak suya karışıp gidiyor. Ortalıkta sessizlik kol geziyor. Gece, karanlığını toplamak üzere. O karanlık ki nelerin üstünü örtmüyor! Ülkesi işgal edilenlerin de sırasını bekleyenlerin de! Ülkesizlerin de ülküsüzlerin de! Savaşanların da savaştan kaçanların da! O karanlık ki kimlerin üstünü örtmüyor! Bir eli yağda bir eli balda olanların da geceyi aç geçirenlerin de! Yalan dolanlarla yaşayanların da hakikatlerle yaşayanların da!  Kul hakkı yiyenlerin de hakkı yenmişlerin de! O karanlık ki…

Siyah iplik beyaz ipliğe hadi bana eyvallah dedi diyecek.

Ezan aydınlığı minarelerden gökyüzüne yükselip şehrin caddelerine, meydanlarına, sokaklarına dahası en ücra yerlerine ulaşarak hafifçe dağılıyor. Şehir kan uykuda… Yalnız aydınlığı seçenler uyanık. Yalnız nasipli olanlar ayakta. Yalnız kendi devrimlerini gerçekleştirenler hazır. Yalnız aydınlığın yerlerde değil de ruhlarda tadıldığını bilenler tatmakta. Yalnız aydınlık gönüller aydınlığa nazır.

Aydınlık seccadede güzel huzurda…

Pencereden bakınca kaldırımlar sessizlikle dopdolu! Penceresi aydınlık olanlar tek tük. O kadar ki yok denecek kadar az. Beş yüz pencere varsa beş tanesi aydınlık. Diğerleri kendi karanlığında ağır uykularda. O uykular ki aynı kıbleye yönelenleri ayrı yollara düşürüyor. O uykular ki aynı kıbleye yönelenlerin ülkeleri arasına sınırlar çekiyor. O uykular ki aynı kıbleye yönelenlerin ülkeleri başkaları tarafından çekilmiş sınırlarla bölünüp parçalanıp işgal edilerek kan ve gözyaşının devam etmesine neden oluyor. O uykular ki küfrün yükselişine katkı sağlıyor. O uykular ki uyuyanları şu güzel sabah serinliğinin güzelliğini yaşamaktan mahrum bırakıyor. O uykular ki, uyuyanları elbet bir gün uyanacaktır. İsteseler de istemeseler de…

Uzaklardan farklı kuş sesleri birbirine karışıyor.

Siyah iplik beyaz ipliğe hadi bana eyvallah diyerek karanlığı alıp götürüyor. Dünyada yepyeni bir gün başlıyor. Sıfır bir gün. Henüz hiç yaşanıp kullanılmamış bir gün. Tam da burada ucu yanan bir dal sigara. Sabah serinliği hafiften dokundukça. Dünyaya ait bir tatla. Beşeri bir huzurla. Her şey derin bir sükûtta.

Şehrin gürültüsü ayaklanıyor.

İlk önce kaldırımlar kalabalıklaşıyor… Ekmek davası ilk sırada yer alıyor. Duraklar doluyor yavaş yavaş. Sokaklar caddeler doluyor. İnsanlaşmış telaş her yerden her yönden çıkıp geliyor. Adım sesleri. Dükkân kapıları gıcırtıları. Korna sesleri. Günaydınlar merhabalar nasılsınlar…

Bir gün gönderiyorum size yazıyor zarfın üstünde!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?