Fotoğrafın tamamı görülmeli

Bismillâhirrahmânirrahîm;

Nihayet Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu’nun TV’de buluşması takvime bağlandı. Pazar akşamı birlikte tartışacaklar. Konu “Büyük Kapışma”; “Büyük Buluşma” gibi başlıklarla medyaya yansıdı. Eksik değerlendirme bunlar.

Önce, siyasilerin Türkiye meselelerini müzakere etmek amaçlı bir araya gelmelerini “kapışma” sözüyle açıklamak “kamplaşma”yı çağrıştırıyor. Türkiye’nin kutuplaşmaya değil; “uzlaşma”ya ihtiyacı var. Adaylar kendilerine “oy” verilmesi gerektiğini halka “ikna” etmeye çalışacaklar. Farklılıklarını ortaya koyacaklar. “Kapışma” sözü savaşı, çatışmayı hatırlatıyor. Savaş, dış düşmana karşı yapılır. İçte, “çatışma” söylemi çok tehlikeli. “Seçim”, “savaş” olarak görülemez.

“Büyük Buluşma” sözü de gerçeği yansıtmıyor. Çünkü fotoğrafın tamamı bu değil. Buluşmanın “büyük” olabilmesi için 2 adayın değil; siyasi partileri temsilen seçime katılan 4 parti adayının programa katılması gerekirdi. Diğer 2 adayı yok saymak büyük adaletsizlik. Onların da söyleyecek sözleri var. Bırakın da hepsi konuşsun; karar verecek olan İstanbul seçmeni.

Karar yazarı Mustafa Karaalioğlu, Cumhurbaşkanı’nın, “Hepimiz aynı gemideyiz” sözünün iletişimle fonksiyonel olacağını anlatmıştı: “Öyleyse sahici ve değerli adımlar atalım. Herkes fikrini rahatça ifade edebilirse o gemide seyahat keyifli olur.” (23.05.2019)

Siyasiler bir araya gelmekten korkmamalı. Saadet Partisi’ne bunca iftira, itham ve saldırıdan sonra “cevap hakkı” verilmesi lâzımdı. Dürüstlük bunu gerektirirdi. “Saldır!  Konuşturma!” üslûbuna karşılık hakkaniyetin kazası yapılmış olurdu. Saadet’in kendini savunması en doğal hakkıydı.

İŞİNİZİ TAM YAPIN!

Medya, anketçiler halkı 2 partiye yönlendiriyorlar. Diğerlerini “yok” sayıyorlar. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın, yarın TV’de yayınlanacak olan Yıldırım-İmamoğlu programı konusunda hükümeti uyardı: “Bir işiniz de tam olsun!”

Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Necdet Gökçınar’ın adaylık sürecinde 2 oğlu görevlerinden alındı; medya ambargosuyla karşılaştı:

“31 Mart’ta yok sayıldık. İftiralara maruz kaldık. TRT bizi çağırmadı. Müracaat ettik, yine kabul etmediler.”

Hükümete yakın sosyal ağlarda, “Saadet Partisi’nin İstanbul seçiminden çekildiği” yalanıyla “kara propaganda” yürütülüyor. Yarınki Yıldırım-İmamoğlu programı Saadet Partisi’ni yok saymayı mı amaçlıyor?

Efsanevî “Millî Görüş belediyeciliği” olarak alanında çığır açan görüşün yok sayılması Türkiye’nin yok sayılmasıdır. Vicdan sahibi her kesimden insan, yapılan haksızlığı seslendiriyor.

Cumhuriyet’ten Ersan K. Öymen politikacıların tutarsızlıklarından yakındı. Saadet Partisi’nin ilkeli duruşunu örnek gösterdi: “Saadet Partisi, İslâm dinine bağlılık konusunda AKP ve MHP’den daha tutarlı ve samimi bir çizgiye sahiptir.” (11.06.2019)

Farklı gazete yazarları Uğur Dündar üzerinden yandaş medyanın menfaatçi, tutarsız tavrını işlediler. Erbakan Ödülleri’ne çağırdıkları için Saadet Partisi’ne demediklerini bırakmayanların; Binali Yıldırım’ın moderatörlük davetine ses çıkarmayışlarını eleştirdiler. Nihal Bengisu, Uğur Dündar’ın moderatörlüğü reddedişini yandaşlara sordu: “Acı var mı? Ya da kına alır mıydınız?” (Habertürk, 11.06.2019) Akif Beki’yse, Saadet Partisi’ne yapılan haksızlığı vurguladı. (Karar, 11.06.2019)

EVİN SAHİBİ NEREDE?

İstanbullular, Millî Görüş’ün çalışma modelinin belediyecilik uygulamasını 1994’te yakından gördü. Bu örnek Türkiye belediyeciliğine kalite kazandırdı. Erbakan Hoca, kaliteyi yükseltmek için belediye başkanlarını bilgisayar üzerinden günlük takibe aldı. Belediyelere rüşvet, israf ve yolsuzluk girmesine izin vermedi. Türkiye hizmet belediyeciliğiyle tanıştı.

Millî Görüş sonrası “İstanbul’a ihanet ettik” sözlerini duyduk. İsraf ve rüşvet konuşulur oldu. Şimdi, fark yeniden görülür, diyerek Saadet Partisi’ni yok sayıyorlar. Bir İstanbul aşkı, sevdası dolaşıyor dillerde. Millî Görüş dışındakiler İstanbul’un rantına âşık; yandaşlara peşkeş çekmeye sevdalı. Saadet Partisi ise “görev”e, “emanet” şuuruyla yaklaşıyor. İstanbul’u huzur ve barışın hâkim olduğu metropol haline getirmek istiyor.

Saadet’in adayı Gökçınar, “Yeşilçam mantığıyla İstanbul yönetilmez” diyor; “ehliyet ve liyakat sahibi kadrolar”ın göreve gelmesine vurgu yapıyor. “Planlama” eksikliğinin giderilerek master trafik planlaması, alt yapı inşaatları, konforlu araçlar kullanılarak toplu taşımacılığın teşvik edileceği sözünü veriyor.

Erbakan Hoca’nın şu sözleri aynı zihniyetin var olduğunu gösteriyor:

“Bu gazetelere, TV’lere aldanma! Millî Gazete ve TV 5’ten şaşma! Bunlar 2 kısımdır: Sağ işbirlikçiler, sol işbirlikçiler! Bunlar Saadet Partisi’nden bahsetmez. AKP; CHP derler. Oyun oynamaya kalkışırlar. Ne AKP’si; ne CHP’si! Kim bunlar? İşbirlikçiler! Hadi ordan! Evin sahibi nerede? Şehidi şehit yapan mana nerede? Saadet Partisi nerede? Ondan bir kelime bahsetmiyorlar!”  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?