Reklamı Kapat

Sevgi ve mutluluk ilişkisi

Sevgi kavramı günümüzde en fazla dillendirilen fakat buna karşın çok fazla yara alan bir kavram. Yürekleri pas bağlamış, vicdanları körelmiş kişiler, sevgi gibi ulvi bir değeri kör nefislerine, bitmek bilmeyen ihtiraslarına, rekabet ve kıskançlıklarına kurban ederken benliklerinde zerre kadar sızı hissetmezler. Ne acıdır ki sevgi kalbi katılaşan, yürekleri kin ve nefretle dolan bu insanların gönüllerinden uçsa da dillerinden kurtulamamıştır.

Bakışları kin ve nefret kokan hain, cani, katil, hırsız ve despotlar sevginin ülkesinde asla barınamazlar. Bu insan müsveddelerinin sevgiden dem vurduklarını görürseniz anlayın ki ellerindeki katledilen sevginin kanlarıdır... Anlayın ki bu insan müsveddeleri sevginin birinci derecede katilleridir.

Bugün ruh hekimleri, eğitimciler çocukların eğitim ve terbiyesinde sevginin önemli bir etken olduğunu ifade ediyorlar. Ancak insanlarımız çocukla ilişkilerinde sevgilerini belli koşullara bağlıyor ve onu şefkatlerinden mahrum bırakıyorlar. Sevgiye ulaşamayan, şefkatle buluşamayan çocukların varlık âlemine sevgi ile bakmaları zordur.

Sevgi eğitimin en temel ve en etkili unsurudur. Nitekim Hz. Peygamber Mekke’de taşlaşmış kalplere sevgi, şefkat, merhamet, anlayış ve empati ile yaklaşmış ve onları insanlığa çağırmıştır. Hatırlayacağınız üzere, Resulullahın etkin metodu ile hayata yeniden başlayan o insanlar bölgede bir sevgi medeniyeti oluşturdular ve bütün insanlığın kurtuluşu için çağrıda bulundular.

Mevlana sevginin insan ilişkilerine kattığı pozitif etkiyi şu ifadeleri ile belirtir: “İnsanın gönlünde saklı öyle bir şey vardır ki verdikçe çoğalır. Dostun dosta verebileceği bu hazineler şunlardır: Gönlü rahatlatacak bir tebessüm, kalbe kuvvet verecek tatlı söz, morali düzeltecek takdir…” Sevgi medeniyetimizin mayasına atılmış bir değer. Fakat bizler bu değeri katlederek karanlığın hanelerimize ve benliğimize girmesine izin verdik.

İslam kültüründe kalp kan ve kastan müteşekkil bir organ olarak görülmemiştir aksine “kalp”e bağrında iman ve sevgiyi barındıran bir değer olarak bakılmıştır. Kalbi önemli kılan zahiri değil taşıdığı değerlerdir. Zira dağlara taşlara sığmayan Muhabbetullah müminin kalbinde konaklıyor ve onun bütün yaşamını dönüştürüyor.

Sevgiyi bütün hücrelerinde hisseden Yunus, “Gelin tanış olalım, sevelim, sevilelim” sözü ile bütün insanlığı iman eksenli bir sevgide buluşmaya davet ediyor. Fizik âleminde yerçekimi kanunu ne ise, insanlık âlemi için de sevgi öyledir. Zira sevgi birleştirir, nefret ise ayırır. Mevlâna’nın dediği gibi sevgi; acıyı tatlıya, toprağı altına, hastalığı şifaya, zindanı saraya, belayı nimete ve inkârı rahmete dönüştürür. Allah’a iman ve itaat, yaratılmışlara saygı tamamıyla sevginin mahsulüdür. Kâinatı ayakta tutan sevgidir.

Sevgi ile mutluluk arasındaki bağa vurgu yapan Tolstoy, “Sevgi, insanın iç yasası mutluluğa ulaşmada yegâne vasıtadır” der. Sevgi öyle güçlü bir enerjidir ki, kişi Yaratıcısı’nı severse yaşamla mücadelesinde karşısına çıkabilecek her türlü engelleri aşabilir. Ve verdiği sevginin ziyadeleşerek kendisine döndüğünü hissettiğinde kendini olduğundan daha güçlü hisseder. Çünkü o artık seven ve sevilen biridir. O her şeyden önce sevginin kaynağına iman etmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?