Borç, alım gücünü kalıcı artırmaz!..

Son günlerde ekonomi ile ilgili haberler pek iç açıcı değil. Her ne kadar piyasayı canlandırmak için hükümet sık sık yeni ekonomik paketler açıklıyor ve bunların piyasaya müspet yansımaları olsa da öyle görülüyor ki, vatandaşın borçlanarak alım gücünün artırılması doğru bir yol değil. Yapılan açıklamalara göre 8 milyon kişi borcunu ödeyemez durumda. Bu istikrarsız ortamda, esnaf var olma mücadelesi verirken, bankadan çektiği kredileri, borçlarını, kredi kartı borçlarını ödeyemiyor. İşçi, memur, çiftçi, hepsi bu durumda. Bu tür haberlerin medyada yer almasının üzerinden bir hafta geçmişti ki hükümet tüketimi artırmak için vatandaşın alım gücünü, gelir düzeyini yükselterek artırmak yerine, kredi kartı ile alışverişlerde taksit sayısını artırdı ve asgari ödeme tutarını düşürdü. Böylece vatandaş daha fazla borçlanacak, ihtiyaçlarını bir sürede bu yolla karşılayarak piyasayı canlandırmış olacak. Ancak, bunun gerçek bir çözüm olmadığını sanıyorum söylemeye bile gerek yok.

Gelinen noktada zaten 8 milyon kişinin borcunu ödeyemez halde olduğunu az önce dile getirmiştik. Böyle olunca kısa bir süre sonra borcunu ödeyemeyenlerin sayısı daha da artacak. Dileriz bir ekonomik patlama gündeme gelmez. Ancak, biliyoruz ki, borcun borçla kapatılması ekonominin düze çıkmasının değil, giderek batağa saplanmasının ifadesidir. Çünkü borç beraberinde faizi getiriyor. Denebilir ki, vatandaş bankaların kârlarını artırmak için çalışıyor olacak. Bu bakımdan alım gücü artırılmadan kart taksitlerinin artırılması bir çözüm olmaktan ziyade belki ekonomiye geçici bir nefes aldırma olabilir. Bunun olabilmesi içinde önümüzdeki dönemde üretim artışının sağlanması, vatandaşın alım gücünün artırılması gerekiyor.

Bir yanda enflasyon ve faiz oranları bir türlü istenen seviyeye düşürülemezken, hâlâ emeklilerin önemli bir kısmı devletin ilan ettiği asgari ücretin altında maaş alırken vatandaşın alım gücünün yükseltilmesi mümkün olabilir mi? Hemen belirteyim ki, hâlâ emeklilerin önemli bir bölümü asgari ücretin altında bir gelire sahipken kredi kartı ile alışverişlerin taksit sayasının artırılması bir süre sonra istemeyiz ama ekonomik ve sosyal patlamaya yol açabilir. Bu bakımdan olaya köklü çözümler bulmak gerekiyor. Uzun yıllardan beri ülkenin dış borçlarının taksitlerini ödemek için yeni borçlanmaya ihtiyaç olmuş ise vatandaşın alışveriş taksitinin artırılması da borçlarını ödeyemeyen insanımızın sayısını daha da artıracaktır. O zaman kartlar kullanılmaz hale gelecek, mevcut borçlar da katlanarak artmaya başlayacaktır.

Gerek devlet, gerek vatandaş olarak elde nakit para olmadığına göre yeni yatırımlar da zorlaşacak, bunun sonucu olarak üretimde istenen artış sağlanamayacak, fiyatlar da atmaya devam edecektir. Bunun soncu ise insanımızın alım gücü daha da düşecek, fakirler daha da fakirleşecek, ülke imkânları sınırlı sayıdaki zengine akmaya devam edecek demektir.

Borçtan kurtulmanın yolu ise gerek devlet gerek vatandaş olarak tasarruftan geçiyor. Bir başka ifade ile israfın, gereksiz harcamaların son bulmasından geçiyor. Yoksa rahatlatmak için vatandaşın borçlanmasını teşvik etmek pek çözüm gibi görünmüyor. Kaldı ki, ekonominin içinde bulunduğu durum AK Parti iktidarının 17 yıldır uyguladığı politikaların bir sonucu olduğuna göre, bu iktidarın aldığı tedbirlerin çözüm olmadığı ortadadır. Bugün içine yuvarlandığımız ekonomik kaostan çıkış için yeni adımlar atılması gerekiyor. Öncelikli olarak da koltuk uğruna toplumu ayrıştırıcı eylem ve söylemler terk edilerek kucaklamanın sağlanması, farklı önerilere kulak verilmesi gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?