Son sözümüz, ilk sözümüzün aynısıdır

Hani, “Balık baştan kokar” atasözümüz vardır ya işte şu anda basın-yayın ve sosyal medyada olduğu gibi özel sohbetlerde de söz, zıvanadan çıktı.

Kırk yıllık dostlar, birbirine girdiler.

Gönül, hatır, sayılmadığı gibi İslami edep ve terbiye Trump’a rahmet okutacak hale geldi.

Adam, balık pazarına gitmiş, balıklardan birini eline almış ve kuyruğunu kokluyormuş.

Balıkçı, “Baba, başından koklanır balık baştan kokmaya başlar” demiş.

Baba da, “Baş kokmuş da, acaba kuyruğa kadar da gelmiş mi ben ona bakıyorum” demiş.

Baştakilerden Büyük Millet Meclisi’nde dört yılda dört parti değiştirdiğini gördük.

Karşı partideyken küfürname kitabında kullanmadık kelime bırakmayanlar, bir hafta sonra birlikte kuzu sarması olup, eski partisine saydıranların kuyruğunda olanlar da aynı şekilde davranabiliyorlar.

Hadi geçimini politikacılıktan veya  dili veya kalemiyle nokta atışı yaparak keskin nişancı sniper gibi para kazanan hatip ve yazarları  anlamak mümkin de, yaptığı bu dedikodulardan, kendi şahsiyetini törpülemekten başka getirisi olmayanlara ne demeli.

Hani profesyonel futbolcular vardır. Bu sene oynadığı takımı kazandırmak için bütün rakip takımlara gol atmaya çalışır.

İkinci sene öbür takıma satılır ve oradan eski takımına gol atar ve bu böylece devam eder.

Politikacılığı ve yazarlığı da bu duruma çevirenler, kendilerini “profesyonelim ben” diyerek savunabilir, bu arada kimlik ve kişiliğinden eksilirken banka hesabı kabardığından kendinden kaybettiğini fark edemeyebilir.

Onun için bu türden dostlarınız varsa, onları isim vererek tenkit etmeyiniz.

Yapılanın yanlış olduğunu söyleyerek sözü ortaya söyleyiniz, herkes payını alsın.

Şimdi almazsa kulağında kalır ve yıllar sonra alır.

Sözler, toprağa düşen daneler gibidir.

Bu sene baharda bitenler olduğu gibi yıllar sonra yeşerenler de olur.

Yüreklere doğru söz ve doğru davranışlar ekmeli.

Hemen yeşerenler olur, yıllar sonra senin o söz veya davranışınla o düzelir de sen bu dünyada görmeyebilirsin ama onun yaptığı her iyilik senin hesabına da yazılır.

Sevgili Peygamberimizin isim vererek tenkit ettiği insan ve kabile sayısı beşi geçmez.

O beş kişi ve kabile için söylediklerinden pişman olduğunu:

“Allah’ın Resulü (sallallahü aleyhi vesellem) Muzar kabilesi için beddua ederken Cebrail aleyhisselam gelir ve ‘Muhammed, sen sövücü, lanet edici olarak gönderilmedin. Seni ancak rahmet olarak gönderdi. Seni azab olarak da göndermedi (ve şu ayeti okudu): İşten hiçbir şey sana ait değildir. Allah onların ya tevbelerini kabul eder veya zulmettiklerinden onlara azap eder” (Al-i Imran süresi ayet 3/128) (Ahmet, Müsned, Halid bin ebi Imran hadisi).

Ve sevgili peygamberimiz kendisini şöyle tarif etmiştir:

 “Ben lanet eden biri olarak değil, rahmet peygamberi olarak gönderildim” buyurmuş. (Müslim, Sahih, K. Birr ve sıle, bab 24 en nehyü an’i-la’ni).

Biz, günübirlik yaşayan, her havaya giren, gazel gibi her yöne sürüklenenlerden değiliz.

Biz, A’raf süresinin 172’nci ayetinde haber verilen “Kalü Bela”da ne söylemişsek işte o söz üzereyiz.

İnşallah son sözümüz de “Kelime-i Şehadet” olacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Fsy6vxju6c - Amin...Kimi insan partisi için prensiplerini,kimi de prensipleri için partisini değiştirir demiş bir ecnebi...Özütlermiş..

Yanıtla . 0Beğen 14 Haziran 03:32

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?