Darlanma hafız

Bu sütünü takip edenlerin hatırlayacağı üzere “Hele Bir Soluklan Hafız” başlıklı yazımızda Sayın Cumhurbaşkanı’nın ve Sayın İmamoğlu’nun siyasi serüveninin başlangıç noktalarının ne kadar da bezer olduğunu, başka bir ifade ile ne kadar da benzer planlandığını yazmıştık. Her ikisi de İBB başkanlığını kazandı. Her ikisi de haksız yere İBB başkanlığından alındı. Her ikisi de hukuk erki tarafından mağdur durumuna düşürüldü. Her ikisi de medya ile mücadele ederek yürüdü. Her ikisi ana akım medya tarafından boğulmaya çalışıldı. Son olarak her ikisine de VİP salonundan uçuş yaptırılmadı. Emin olun ki seçim gelene kadar birçok benzer durumla karşı karşıya kalacaklar.

Kuvvetli bir teoriye göre yukarıda mezkûr durumlara muhatap olan Sayın Erdoğan’a bütün bu süreçlerden sonra en az 20 yıllığına ülkenin anahtarları teslim edildi. Eğer bu teori doğru ise anladığım kadarı ile anahtarları iade vakti geldi. Anahtarların yeni sahibi İmamoğlu ya da sosyal demokrat birisi olacak. Başka bir ifade ile senaryonun yazarları yeni aktör olarak solu, şimdilik İmamoğlu’nu seçtiler.

Buradan hareketle İmamoğlu bir projedir demek yalan olmaz. İmamoğlu yahut partisi bunun farkında mıdır? Bilmiyorum. Ancak bir proje olmak kullanışlılığı gösterir hainliği değil… Hiçbir kimse bu ülkeye ihanet için çabalamaz. Açılan imkân dolayısı ile ülkeye yararlı olacağına inanır ya da inandırılır ve planlanmış süreçlere dâhil edilir. Nereden biliyorum, önceki aktörlerden…

Sorumuz hâlâ ortada. Eğer bir proje ise İmamoğlu’na neden destek olalım? Bence tıpkı Binali Bey’e destek olamayacağımız gibi İmamoğlu’na da olmayalım. Bizim kendi hikâyemiz var ve bu hikâyeye ram olmak varlıksal bir durum. Aksini düşünmek saçmalık doğurur.

Ancak hakkı yerine teslim etmemiz gerekiyor. Yani aklımızı algılara kurban etmeden adım adım süreçleri tahlil etmemiz gerekiyor.

Bir sabah kalksanız İmamoğlu İBB başkanı olmuş. Ne olur? Hadi daha ileri bir soru soralım. Uyandınız ve İmamoğlu Cumhurbaşkanı olmuş. Ne olur?

 Proje sahiplerinin isteği son soruda gizli… Ve bendenizde bu projeyi yakın gelecekte gerçekleştirmeyi düşündüklerine dair kanaat oluşmaya başladı.

Şimdi İmamoğlu’nun bırakın İBB başkanı olduğunu Cumhurbaşkanı olduğunu düşünelim. Bir sabah uyandınız ve İmamoğlu yahut sosyal demokrat bir CHP’li Cumhurbaşkanı olmuş. Ne olur dersiniz? Ne olur ne olmaz öyle bir güne uyanırsak şimdiden hazırlıklı olalım ve karamsar senaryoları tek tek ele alalım:

Efendim din elden gider.

Bu iddiayı ortaya atan arkadaşların dini zaten İslam değil. Çünkü İslam dini bir yerlere gidip gelen bir şey değil. Din hiçbir yere gitmez. Dolayısı ile bir kişinin belediye başkanı yahut cumhurbaşkanı olmasıyla gidecek bir dine sahip olanlar kelime-i şahadet getirip hemen Müslüman olsunlar.

  1. Efendim ülkede Müslümanlar baskı altına alınır. Dini bir grubu yahut dini motifleri baskı altına almak isteyen güçler dindarlar iktidarda iken bu işi yapar. Apo’yu asmayacaksan MHP’yi iktidar yapmak zorundasın. Ayrıca Türkiye’de artık kimse kimseyi baskı altına alamaz. Bırakın bir dinin mensuplarının yahut farklı bir dini yaklaşım içerisinde bulunanların baskı altına alınmasını; artık baba oğlunu, koca karısını baskı altına alamaz. Çünkü sosyal medya ve sanal tepki artık devleti bile hizaya getirebilecek bir güce ulaştı. Bu iyi mi kötü mü bilmem ama durum bu ve bu saatten sonra dini ya da halkı baskı altına alan ayaklar altına düşer. Bir ihtimal taşra vaizleri(!) baskı altına alınabilir. Hadi inşallah diyorum…
  2. Efendim cemaatler, tarikatlar, vakıflar ve dernekler kapanır baskı altına alınır.

Kapanmaz kaynak kesilir. Böylece helal para ile çalışmanın mutluluğunu yaşamak bir vakıf binası uğruna davasını satmış sefil zihinlilere nasip olur. Herkes kendi işini yapar ve bu yapılar devleti yönetme iddiasından vazgeçirilirler.

  1. Efendim DHKPC gibi aşırı sol örgütler güçlenir.

Mümkün değil. Unutmayın uç noktaları her zaman devletler kontrol eder. Yoksa hiçbir örgüt bir devletin sistemine entegre olmadan varlığını sürdüremez. Ayrıca bu iddia sahibi adama hayırdır sizin iktidarınızda hangi terör örgütü güçlendi diye sorarlar.

  1. Efendim Aleviler iş başına gelir. Aleviler Afrikalı da biz mi bilmiyoruz? Aleviler bu ülkenin vatandaşı değil mi? Ne zamandır işler meşrep, mezhep ve tarikata göre dağıtılır oldu? Ülkede bilmediğimiz bir nepotizm mi var? Yani sizler ehil olmasına rağmen bir Alevi canı işe almıyor musunuz yoksa?
  2. Efendim PKK işbaşına gelir.

Bu iddianın cevabını PKK’ya PEKEKE diyen adaya havale ediyorum…

  1. Efendim Pontus kazanır.

Rahat olun. Hepimiz Potomyalıyız! Ayrıca bir Trabzonlu olarak Pontus diyen her kim ise ona oy veren Trabzonluların tamamına gelsin: O god kafaya bir odun vurayım emi!

Peki, İmamoğlu kazansa hiç mi olumlu bir şey olmaz kardeşim!

Proje oluşunun barizliği benim için olumlu bir şey çıkabileceği umudunu öldürüyor ancak olası olumlu sonuçları yazmak adaletin gereği olsa gerek.

Bir defa toplum barışır. Ülkenin yaklaşık olarak yüzde ellilik bir kesimi devletten koptu. Bu kopuşun bir nedeni son dönemde partileşen devlet ve mezkûr kitlenin sürekli mağlubiyet yaşaması… Bu kitle devlet ile yeniden barışır ki bu çok önemli bir başarı olur. İkinci olarak tek adam üzerine inşa edilmiş başkanlık sistemi sanırım biraz gevşetilir. Sanırım kaydını koyuyorum zira bu güç imamın oğlu da olsan insanın aklını başından alır. Üçüncü olarak ülkenin bekası için hayati önem taşıyan kucaklaşma süreci oluşabilir. Dördüncü olarak CHP’nin yaptığı zulümler yüzünden halkın zihnine kazınan öcü, jakoben, din düşmanı, halkı aşağılayan CHP realitesi belki iyisi ile yer değişir. Ya da içinde var olduğuna hâlâ inandığım öcü yeniden hortlar. Hortlarsa ne olur. İlk seçimde ebeden toprağa gömülür. Üzerine beton dökülür.

Biliyorum sizin de kafanız karıştı. Bir yandan proje olan birinin öte yandan ülkenin bu kadar menfaatine olacak şeylere sebep olabileceğini iddia etmek çelişki gibi duruyor. Hiçbir proje almadan vermez. Verecekleri bunlar peki alacakları neler? Bilmiyorum ancak ciddi anlamda kafa yoruyorum.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?