Biz susalım sessizlik konuşsun

Mış gibi yapmak, hiçbir ortamda düzgün durmayan inanmamışlık hali. Aslında kafa başka yerde, fikir ters ama konjonktür esasına göre konuşmak, oturmak, kalkmak. Biraz protokol rahatsızlığı, biraz koltuk enfeksiyonu, hafiften döviz çarpıntısı da cabası. Güce tapmak ya da güç zafiyeti, biraz güçlü olanı ayrı bi sevmek belki de. Güçlüyüm öyleyse varım, yetki bende o halde yaparım, işte bütün bunlar postmodern neo-muhafazakâr tavırlar. İslâmî olanın maksimum seviyede konuşulup, minimum seviyede uygulandığı bir dönemden geçiyoruz. İstismar ehli insanlarla aynı havayı soluyoruz, aynı şehirlerde yaşıyoruz ve hatta bazen aynı masa etrafında oturuyoruz. Ne acı, ne üzücü, ne tiksinç.

Bilin bakalım dünyada en çok konuşulan, anlatılan, kaynak gösterilen, tavsiye edilen ve dahasını kaleme alamayacağımız şeyler yapılan aynı zamanda en az okunan kitap hangisi? En az okunan en çok konuşulan. Bazen sorular cevaplanmamış haliyle daha anlamlı oluyor. Bırakın sorulduğuyla kalsın. Bırakın yüzler asılsın, boyunlar bükülsün. Bırakın bazılarımızın gözünden iki damla yaş süzülsün. Bırakın o kitap tüm mahzunluğu ile öylece köşesinde dursun. Bırakın bu dünya yerin dibine batsın.

Pekâlâ, bir soru daha ya da boş verin soruları. Sorular sahiplerinde kalsın. Cevaplar gönüllerde. İçimizde kalsın cevaplar. Ne de olsa doğru bildiğimiz gibi değil işimize geldiği gibi yaşıyoruz. Hak olanı değil, hesaplı olanı tercih ediyoruz. Adaletin değil menfaatin peşindeyiz. Hâl böyle iken ne yapalım doğru cevapları. Ne yapalım? Ne yaptığımızın gayet farkındayız, ne yapmamamız gerektiğini mi konuşsak. Soru sormadığımız gibi konuşmasak da mı acaba? Konuşurken yine soru sormadan olmaz. En güzeli susmak. Biz susalım da kim konuşursa konuşsun. Biz susalım tarih konuşsun, vicdan konuşsun, zaman konuşsun, devran konuşsun. Biz susalım da sessizlik konuşsun.

Aslında en önemli sorun milli eğitimde. PİSA sonuçlarına göre eğitimde dünyanın en başarısız ülkeleri arasındayız. Son üniversite sınavı sonuçlarına bakıldığında ne durumda olduğumuz gayet açık ve net olarak görülüyor. Yıllarca İngilizce eğitimi aldığı halde iki cümle kuramayan bir nesle sahibiz. “Okul, öğretmen ya da okul müdürü denildiğinde aklınıza ne geliyor?” diye öğrencilere sorsak acaba onlar ne der? Kaç ülke ana dili dışında bir dilde %100 eğitim veriyor merak ediyorum. “Çocuğumuz okusun diye elimizden ne geliyorsa yaptık” diyen anne-babalar, sizin elinizden sadece maddi şeyler mi geliyor? Siz sevgi, şefkat, merhamet gibi kavramları biraz unutmuş gibi davranıyorsunuz. Daha söylenecek çok şey var ama en güzeli artık biz susalım sessizlik konuşsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?