Kanunun hukuk olabilmesi için

Zihinde, niyette, söz ve eylemde zımnen hukuk kastediliyorsa, kanun kavramını olması gereken kökene dayandırmış, doğru kaynağına bağlamış, işlev ve amacına yönelik işleyişini anlam bütünlüğüne kavuşturmuş olursunuz. O zaman kanun, insanlar arası ilişkilerden doğan ihtilafı çözmede, hak ve adaletin tespit edilip gerçekleşmesinde ölçü olarak alınabilir, birey ve toplumun özgürlüğünün, güvenliğinin, barışının, huzurunun, maddi ve manevi gelişiminin sağlanmasında dayanak oluşturur. Bu çerçevede kanun, doğal olarak hukuka izafe edilebilir ve atfedilebilir. O takdirde kanun, hukukun mahiyetinde içkin olan düzeni, emir ve itaati, ödev, yükümlülük ve yaptırımı, amacı doğrultusunda tezahür ettirme imkân ve gücünü elde eder. Aleyhinde bile olsa kanun, insanın vicdanında, toplumun ortak bilincinde tasvip görür ve onanır.

Aksi takdirde kanun, öngörülmüş ve belirlenmiş sürecin işletilmesi sonucunda ortaya konulmuş dilsel bir metin olmaktan öteye gidemez. Çünkü hukukun oluşum köken ve kaynağıyla kanunun yapılış süreci, insana ilişkin olmak ile nesneye ait olmak olgularının farklı şeyler oldukları ayrımından kaynaklanır. Hukukun mahiyetini, kendiliğinden maddileştirmek ve şekli hale getirmek ile onu belirlemiş ve tam ve mükemmel bir tanıma bağlamış olmayız. Onun için hukukun mahiyetini sembollere dönüştürerek soyut ve ideal (ideé) anlamlar içeren kavramlaştırmayla ifade etmek söz konusudur. Kanun ise nesneleştirilmek yoluyla hukukun mahiyetini tezahür ettirebilir. Dil, kavramlar, belirli biçimler, yetkili organlar, izlenmesi gereken yollar, bu tezahürde başvurulan araçlardır. Ve şartlara göre değişkenlik gösterirler. Oysa hukuka içkin olan hak, özgürlük, eşitlik, adalet, sorumluluk, yükümlülük, kişilik, mülkiyet, masuniyet, haysiyet, şeref vb. birer ideédir, idealdir, ilkedirler.

Hukukun tarihi süreçte, mahiyetini “nesne” temelinde kavramak isteyen sayısız hukukçu, tarihçi, sosyolog, felsefeci olagelmiştir ve görüşleriyle belli dönemlerde hâkimiyet de kurmuşlardır. Özellikle hukukun “nesne” temelinde anlaşılması halinde, aslında hukukun onay vermediği güç ve iktidarlarının, Damokles’in (yanlış olarak “Demokles” şeklinde bilinen) kılıcı gibi insanın tepesinde tutulmasını, keyfi ve nefsanî istek ve tutkularının hesapsız ve sorgusuz kullanılmasında umar görmüşlerdir. Ne var ki, hukukun, bizzat ihlal edilmesi, saldırıya uğraması gibi durumlarda şiddetli tepki ve direnç gösterir niteliğini pek öngörememişler, hatta bir zafiyet şeklinde algılamışlardır. Oysa hakikat, hak, adalet daima ve kesintisiz bir biçimde insanlık ile yürüyüşünü sürdürür, sürdürmektedir.

Güncel ve yoğun yakıcılığıyla olaylar niteliğinde tezahür eden durumlara bakıldığında, hukuk ile kanun kavramlarının sınır ihlallerinin ötesinde, birbirlerinin adeta canına kasteder tarzda kullanıldıklarını gözlemlemek mümkündür. Olumsuz ve anlamsız yönünden önce, sağduyu ve saf mantık ve insaf temelinde hukuk ve kanun olgularının ele alınıp irdelenmesi, sadece hukuk kültürünün gelişmesine verimli katkılar sunmakla kalmayacağını anlama zorunluluğu vardır. Asıl olarak bilgi, düşünce, sanat ve kültür alanlarında uygun bir zeminin oluşturulmasına sağlayacağı katkıdır. Çok basit gözlemler yapılabilir. Menfaat ya da nefsanî saikler altında kavgalaşan iki insanı güç ve iktidar yoluyla, belki o an için ayırabilirsiniz, ama içlerindeki husumeti, kini yok edemezsiniz. Belki de, ileride daha şiddetli patlamasının imkânını hazırlarsınız ve zamanı geldiğinde de bu gerçekleşebilir. Hukuktan sapmış, “kanun teknikerleri”nin yaptığı düzenlemeler de en fazla böyle sonuçlar doğurur ancak. “Lex iniusta non est lex”, yani adil olmayan kanun kanun değildir. Bunu hukuktan kaynaklanmayan kanun olarak da düşünmek gerekir.

Biliyorum, felsefe yapıldığı söylenecektir, aynen öyle, felsefe, hem de hukuk felsefesi yapılması zorunluluğuna dikkat çekmek istiyorum. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?