Reklamı Kapat

Hayat memat…

Son yerel seçim süreci, bugüne kadar hiç yaşamadığımız hadiselerin yaşandığı, hiçbir siyasetçinin veya idarecinin söylemediği sözleri işittiğimiz bir dönem oldu. Maalesef, bu dönem, 31 Mart’la sınırlı kalmadı ve toplum olarak imtihanımız 23 Haziran’a kadar sürecek anlaşılan.

Basit bir belediye seçimi, tam tabiriyle “hayat memat meselesine”, hatta “memleketin bekası” durumuna getirildi söylem bazında. Bir parti belediyeleri kazanırsa memleket elden gitmezken, onun dışındakilerin belediye kazanması “teröristlerin belediyeleri idare etmesiyle”, “memleketin elden gitmesiyle” ve daha buna benzer birçok saçmalıkla irtibatlandırıldı. Duyulduğunda insana akıl ve mantık dışı görünen, sonraki nesiller tarafından muhtemelen hayretle karşılanacak birçok argüman, hiçbir tereddüt gösterilmeden bu toplumun önüne konabildi.

Daha da ilginci ve acayipi ise, iktidar partisine oy vermeyen insanların terörle, hainlikle, bozgunculukla ve benzer daha birçok şeyle alenen itham edilmesi, iktidarın ahlaksız medyası tarafından türlü çeşitli hakaretlere ve yalanlara maruz kalması oldu. Toplumun yarısına edilmedik söz kalmadı resmen. Ve bütün bu utanılası süreç, basit bir belediye seçimi için yaşandı.

Ve maalesef, 31 Mart’ta bitmesi beklenen bu süreç, yine eşi benzerini görmediğimiz birtakım gelişmeler, “açıklanamayan” birtakım gerçekler(!) bahane edilerek 23 Haziran’a kadar uzatıldı. Belediye seçimine gelene kadar tonla ciddi gündeme sahip olan, ekonomik krizi ve geçim sıkıntısını tüm hararetiyle yaşayan Türkiye, siyasetin kof gündemine mahkum edildi ve hala da ediliyor.

Konumları itibariyle bu ülkenin tüm fertlerine karşı sorumlu olan, makamları gereği parti ayrımı yapmadan tüm herkese eşit mesafede durması gereken hükümet üyeleri, basit bir belediye seçimi uğruna particiliğin tabir-i caizse “dibine vurdular”. Bu uğurda, en sığ, en popülist, en polemikçi tavrı benimseyip insanları daha da kutuplaştırdılar, basit bir belediye seçimi için gerçekleri, olayları çarpıtmaktan geri durmadılar.

Bugün de bu durum sürüyor. Hükümetin bazı bakanları, sanki başka hiçbir işleri ve sorumlulukları yokmuş gibi seçim için İstanbul’da çalışmalar yürütüyor. Semt semt, mahalle mahalle gezerken, her sözlerinde, her demeçlerinde hem gereksiz polemikleri körüklüyor hem de toplumu ayrıştırmaya devam ediyorlar.

31 Mart öncesi hakaret edebildikleri insanları, bir anda “kardeş” safına yazabiliyorlar mesela. Hak denen olgunun, hele ki “kul hakkı”nın ya farkında değiller ya da çok hafife alır bir havadalar. Kendileri, sahip oldukları makam, dokunulmazlık, siyasi güç gibi teçhizatlarla “kendi vatandaşlarına” karşı “ağızlarına geleni söyleyebilirken”, kendilerine sokaktaki vatandaştan yönelen en basit bir tepkiyi bile içlerine sindiremiyorlar. O halde, başkalarına da “kendinize söylenilmesinden hoşlanmadığınız” türden ifadeler sarf etmemek gerek, değil mi?

Ramazan’da dahi gerçekle çelişen, ki “yalan” da demek mümkün buna, ifadeleri gayet rahat kullanabilen siyasiler gördük. İşin kötüsü, bu kimseleri destekleyen kesimlerin, artık nasıl körü körüne bir partizanlık haliyse, bu duruma en ufak bir tepki göstermeyip, aksine gerçekliğinin şüpheli olduğunu bile bile savunmaları ve hatta “taarruza geçmeleri”, belli ki büyük bir “ibretlik hal” olarak zihinlere kazınmalıdır. Basit bir belediye seçimini, her nedense, “ölüm kalım meselesi” olarak görenlerin, bu “korkularının” nedenlerini paylaşmaları kendileri açısından da faydalı olacaktır.

Yoksa, koskoca Sezai Karakoç’a bile, söylediği iddia edilen “Binali Yıldırım’ın aklı varsa adayımıza oy verir!” cümlesi üzerinden “dokundurur” hale gelirsiniz. Herkesi, sayıları bir hayli olan “iktidarın nimetlerinden nemalanan belediye şairi” zannetmek nasıl bir çaresizliktir halbuki…

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?