Reklamı Kapat

Biz ne yaptık ki?

Değerli dostum Fatih Tutkun’un geçen hafta sosyal medyadan yaptığı bir eleştiriye dikkat çekmek istiyorum. İslami camiada hatırı sayılır bazı yazarların kaleme aldığı “biz”li eleştirel yazılarla muhafazakârlığın Müslümanlara açtığı sorunları Müslümanların genel sorunlarıymış gibi gösterilmesine tepkiliydi. Onun da belirttiği gibi yozlaşmanın adresini gösterirken “biz” zamiri üzerinden ifade edilmesi sıkıntılı bir ifade. Müsebbibi olmadığımız bozulmaları sahiplenmenin hiçbir anlamı olmasa gerek.

Bu tuzağa düşmemek için bir yozlaşmadan, bir bozulmadan, bir olumsuz farklılaşmadan bahsediyorsak bu durumu kategorize etmekte fayda var. Çünkü başkalarının etkilediği, bizim etkilendiğimiz ve maruz kaldığımız bozulmaları bütüncül bir yaftayla üzerimize alarak ya da üzerimize boca edilmesine itiraz etmeyerek kendimize de haksızlık yapmış oluruz.

Bozulmanın genel istikameti aslında modern hayat şartlarının dayattığı genel bir yozlaşmadır. Bunu sadece İslami camia ekseninde değerlendirmemek lazım. Bu durum toplumun bütünü üzerinde görülen bir farklılaşmadır. Aile bağlarının zayıflaması, akrabalarla olan birlikteliğin azalması, komşuluk ilişkilerindeki sıcaklığın ve dayanışmanın kaybolması modern kentlerdeki yaşam koşullarının bir dayatmasıdır.

Kapitalist ekonomik koşulların getirdiği dünyevileşme yine toplumun bütünü üzerinde etkili olan bir bozulmadır. Yardımlaşmanın, karşılıklı güvenin, kanaatin yerini rekabete, hırsa ve servet biriktirmeye bırakması bu ekonomik yapının ortaya çıkardığı temel arızalardır. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin artması, fakirliğin kabullenilmesi yine bu ekonomik sistemin bir sonucudur. Bu durumdan sistemin bizzat kendisinden daha çok bu sistemi devam ettirenler sorumludur. 

Bunların yanında gücü ve iktidarı elinde bulunduranlarda gözlenen bir bozulmayı da ifade etmek gerekir. Bu bozulmayı genel bozulmanın dışında gücün verdiği imkânla açıklayabiliriz. Burada karşımıza çıkan temel sorun gücü elinde olanların güce maruz kalanları da bu bozulmanın içinde kabul etmesidir. Onun için yozlaşmanın, bozulmanın ve olumsuz farklılaşmanın adresini İslami camia olarak değil muhafazakârlar olarak görmemiz gerekir.

Yalanı ve iftirayı pervasızca kullanabilen bir muhafazakâr kitle ortaya çıktı. Kamu malına sahip çıkmayan, israfı itibar zanneden, adam kayırmayı normalleştiren, rüşveti ve torpili kurumsallaştıran bir anlayıştan bahsediyoruz. Konumlarını kaybetmemek adına kutuplaştırıcı bir üsluba başvuran, kim olursa olsun onlar gibi düşünmeyenleri düşmanlaştıran, kendileri dışındakilere suçlayıcı ve yaftalayıcı bir dil kullanan trol kişilikler bu bozulmanın asıl sebepleridir.

Ama yozlaşmanın sebeplerini bazılarının “biz” gibi ifadeler kullanarak bütün bir camia üzerine boca etmeleri iyi niyetli bir yaklaşım değildir. Çünkü yıllarca bu bozulmanın önüne geçmek için mücadele verdiğimizi hatırlatmalıyız. Sırf bundan dolayı yalan ve iftira dolu ithamlarla suçlandık, yaftalandık ve dışlandık. Muhafazakârlığın hamaset üreten politikalarından, ayrıştırıcı söylemlerinden ve adaleti öteleyen önceliklerinden nasıl sorumlu değilsek; gücün verdiği imkânla kibir, bencillik ve gösterişe bulaşan olumsuz icraatlarından da beriyiz.   

Şunu iyi bilmeliyiz ki, bizler bu bozulmanın sebebi değil, mağdurlarıyız. Onun için İslami camianın bütününü “biz” diye ifade ederek mağdur olduğumuz yozlaşmanın müsebbibi konumuna oturtulmamızı kabul etmemiz elbette mümkün değil. Bizler onların “biz” diye ifade ettiği camianın içinde değiliz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Fsy6vxju6c - Elbet biz diyenler haklı olmayabilir.Allah in siz(muminler) diye hitabettiklerinin dışında olabilir.Ama Allah siz (muminler)derken ,gayet açık ve başka şık yok.Bu hitab öğüt alan hakeden bir kişıyede olabilir,herrbiri dünyanın ote ucunda olan iki muminede olabilir.Daha fazlarında olabilir.

Evet bir asırda bir kişiyede olabilir,buna evvelki asirlardakilerde dahildir ilerde yaratılacak olanlarda.Bu inanana yöneler olan hitaptır.Yani kullar biz derken hatalı olabilir ama Allah siz derken hatasızdır.

Selamla

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Haziran 07:36

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?