Taklitle medeniyet olmaz

Gazetelerde her gün yurdun çeşitli köşelerinde işlenen cinayet, saldırı ve taciz haberleri yer alıyor. Sayıları da her geçen gün biraz daha artan bu tür haberler, toplumun ciddi bir sosyal bunalıma sürüklendiğini gösteriyor. Buna karşılık iktidar sahipleri bu tür olayları önlemek için yeni hukuki düzenlemeleri öngörüyor, özellikle de hapis cezalarının artırılarak bir sonuç alınabileceğini düşünüyorlar. Cezaların artırılması olabilir, ancak konunun temelindeki sorunu tespit edip, buna bir çözüm bulmadan meselenin yasal düzenleme ile giderilmesi, sosyal probleme çözüm bulunması mümkün olmayacağa benziyor.

Sanıyorum 1960’lı yıllarda okuduğum “Taklitle Medeniyet Olmaz” adlı kitapta daha o yıllarda Batı’ya benzemek adına Batı taklitçiliğinin ciddi sorunlara yol açtığına dikkat çekiliyor, bunun için de taklitle medeniyet olmayacağı vurgulanıyordu. Ülkemizde Batı’ya benzeme heveslerinin geçmişi hatırlandığında ortaya çıkan sorun Batı taklitçiliği bir yandan bizi biz olmaktan çıkartırken Batılı da olamayışımızdır. Bir bakıma toplumumuzun kimliksizliğe sürüklendiğini söylemek yanlış olmasa gerek. Bu noktada Cumartesi günü Şuurlu Öğretmenler Derneği’nin (ÖĞ-DER) düzenlediği Kısa Film Senaryo Yarışması’nın ödül töreni ve iftar programına katıldım. Yarışma konusu kadın, bir başka ifadeyle anne idi. Bu vesile ile Şuurlu Öğretmenler Derneği Genel Başkanı Hamdi Sürücü, yaptığı konuşmada, yıllardan beri uygulanan eğitim politikalarına dikkat çekerek Batı taklitçiliği ile değil, kendi değer yargılarımızla yüzyıllar boyu dünya üzerinde belirleyici olduğumuzu hatırlattı. Batı’ya yönelip, biz biz olmaktan çıktıkça toplumsal sorunlarımızın arttığına vurgu yaptı. Özellikle kadının annelik özelliğinin ikinci plana itildiğine dikkat çekerek bir annenin çocuğunu yetiştirmesinden, ona sahip çıkıp, kol kanat germesinden daha önemli bir görevi olamayacağına vurgu yaptı.

Gelinen noktada ülkemizin fabrika ayarlarına dönmesi mümkün olabilir mi, olursa da ne ölçüde olur kesin bir şey söylemek mümkün değil. Ancak özellikle kadına ve çocuğa yönelik saldırılara çözüm ararken sosyal ve kültürel olarak insanımızın bu arada kalmışlıktan kurtarılması gerekiyor.

Her toplumun kendine has değerleri vardır ve bu değerler erozyona uğradığı ölçüde toplumdaki kimlik kaybı da artıyor. Bu hususta en büyük sıkıntımız ise taklitçilikle yeryüzünde belirleyici olunabileceği düşüncesinin topluma sürekli şırınga edilmeye çalışılmasıdır. Çünkü ideal olarak 150 yılı aşkın bir süreden beri Batı örnek alınmış ve topluma örnek gösterilmiş olmasına rağmen ortaya çıkan manzara ürkütücüdür. Çünkü topluma bir taraftan Batı değerlerinin dayatılması yüzlerce yıldan beri bizi biz yapan değerler ikinci plana itilmiş durumda. Sonuçta ortada ne biz kalmış ne de Batılı olunabilmiştir.

Cezaların artırılması yönünde son olarak gündeme gelen düzenleme gerekli olabilir. Ancak yeterli olmayacaktır. Çünkü toplumsal hayatta her şey yazılı hukuk kurallarından ibaret değildir. Toplumsal anlayış ve inancımızın belirleyiciliği en az yazılı hukuk kuralları kadar etkilidir. Bir yandan kendi değer yargılarımızı Batılı olmak adına bilerek ya da bilmeyerek zayıflatırsanız gidişatın düzeltilmesi mümkün olmaz. Örnek alınan Batı istedi diye idam cezasının kaldırılması büyük bir yanlış ve kendi değer yargılarımıza ters düşen bir uygulamaydı. İdamın kaldırılması masumların can emniyetini ikinci plana iterken sapık ve katillerin can emniyetini korur oldu. Halbuki esas olan mazlumların can emniyetinin sağlanmasıdır. Halbuki Batı’ya benzemek adına düzenlemeler yapmak yerine bizi biz yapan değerlerin hayata geçirilmesi için çaba sarf etmek gerekiyor. Aksi halde ne kendimiz olabileceğiz ne de Batılı olabileceğiz. Bizim başkalarını taklit etmeye ihtiyacımız yok.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Esnemebastıbana - N' aabacaz şimdi seni mi taklid edecez? Ne zaman taklid edelim o zaman; bu hafta sonuna kadar etsek olur mu?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Haziran 01:15

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?